Son Dakika Haberler

Kılıçdaroğlu: Anayasa askıya alındı

Kılıçdaroğlu: Anayasa askıya alındı
Okunma : 96 views Yorum Yap

kemal_kilicdaroglu_besiktas1Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı’nı sert sözlerle eleştirerek, “Geleceksin parlamentoya, kürsüye çıkacaksın, tarafsız olacağın konusunda ‘namusum ve şerefim üzerine and içerim’ diyeceksin, parlamentodan çıkacaksın, namus ve şerefi çöp sepetine atacaksın, bunu kabul etmiyorum, kimse kusura bakmasın. Adam gibi adamsan namusuna ve şerefine de sahip çıkarsan” dedi.

-“YENİDEN BİR ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINI BAŞLATMAK ZORUNDAYIZ”-

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi. CHP lideri konuşmasında özetle şöyle dedi:
“Nasıl bir gözü karalıktır, hak arayan kim varsa, hepimiz yeniden düşünmek zorundayız. Yeniden karar vermek zorundayız. Yeniden bir Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatmak zorundayız. Biz Ulusal Kurtuluş Savaşını verirken hiçbir zaman ne inanç ayrımı ne kimlik ayrımı ne başka bir ayrım yapmadık.

-“HALKIN DİRENME HAKKI ORTAYA ÇIKACAKTIR”-

Ama bugün geldiğimiz nokta yeni bir süreçtir. Anayasası askıya alınmış bir devlet var. Parlamentosu yürütmenin baskısı altında, yargı yürütmenin kontrolü altında, dolayısıyla bu süreç biraz daha hızlanarak giderse halkın direnme hakkı ortaya çıkacaktır.
Anayasa askıya alınınca olmaz, ilk söyleyen TBMM Başkanı’dır. Anayasanın yargıyla ilgili maddesi çalışmıyor, askıya alınmıştır, dedi.
Cumhurbaşkanıyla ilgili maddesi de askıdadır, çalışmıyor.

-“ETTİĞİN YEMİNE BAĞLI KALMIYORSUN”-

Cumhurbaşkanı var, seçildin güzel, parlamentoya geldin, saygı gösteriyoruz güzel, çıkıyorsun meydan meydan ettiğin yemine bağlı kalmıyorsun. Kendisine açık, net söyledim, yine bütün milletime söylüyorum, namus ve şeref kavramı bizim dokumuz için, geleneğimiz için çok önemli kavramlardır, namus ve şeref için gerekirse her türlü mücadeleyi yapar.

-“NAMUS VE ŞEREFİ ÇÖP SEPETİNE ATACAKSIN”-

Geleceksin parlamentoya, kürsüye çıkacaksın, tarafsız olacağın konusunda ‘namusum ve şerefim üzerine and içerim’ diyeceksin, parlamentodan çıkacaksın, namus ve şerefi çöp sepetine atacaksın, bunu kabul etmiyorum, kimse kusura bakmasın.
Adam gibi adamsan namusuna ve şerefine de sahip çıkarsan. Olamaz başka şey.”
CHP Genel Başkanı, “Bir diktatörün beklentisine uygun bir kararı yargı verirse, ona yargı denmez, diktatörün yan organı denir. Führer ne diyor, Goebbels, ‘Führer nasıl karar verecekse Almanya’daki yargıçlar da o paralel de karar vermelidir’ diyor. Aynı beklenti içindeler. Ama kimse kusura bakmasın avucunuzu yalarsınız” dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “nedir anayasa” diyerek sözlerine şöyle devam etti:
“Bir devletin çatısını çizen temel belgedir. Anayasalar halkın oylarıyla kabul edildiği için herkes anayasal sınırlar içerisinde görev yapmak zorundadır. Hiç kimse hukukun üstünde değildir. Ve anayasalar demokrasiyi güçlendirmek için bir kişinin egemenliğine asla izin vermemiştir bizim ülkemizde. Güçler ayrılığı ilkesi vardır.
Yasalar böyle diyor, anayasa böyle diyor ama uygulama ne diyor?

-“HAYATIMDA BU KADAR YALAN SÖYLEYEN İKİNCİ BİR ADAM GÖRMEDİM”-

Yasama organı yani TBMM, diyorlar ki, az önce Sayın Davutoğlu diyor ki, ‘CHP’nin Türkiye’nin gündemine ilişkin hiçbir sözü yoktur’. Hayatımda bu kadar yalan söyleyen ikinci bir adam görmedim.
Açık, net söylüyorum, sen de duy, abin de duysun.

-BAŞBAKAN’A ‘ÖNSEÇİM’ TEKLİFİNDE BULUNDU-

Gel, seninle beraber Türkiye’nin temel gündemiyle ilgili bir öneri yapıyorum sana, gel, milletvekillerini milletin kendisi seçsin, liderler seçmesin.

-“VESAYET ALTINDA BAŞBAKANLIK YAPILAMAZ”-

Gelir mi, abisi izin vermez. Vesayet altında başbakanlık yapılamaz.
Milletvekilini kim seçmeli, milletin kendisi seçmeli, niye izin vermiyorsunuz.
Bunu kim getirdi, lider sultasını kim getirdi, 12 Eylül darbesi getirdi.
Açık, net, çağrı yapıyorum, demokrasiyi istiyorsan, millete inancın varsa, milletin oyuna güveniyorsan, onun kararına saygın varsa, gelirsin Siyasi Partiler Yasasını adam gibi değiştiririz ve demokrasiyi getiririz.
Getirir mi, abisi izin vermez. Vesayet altında başbakanlık yapılamaz.

-“GEL, SİYASİ PARTİLER YASASINI DEĞİŞTİRELİM DİYORUM”-

Milletime güveniyorum, ön seçim diyorum, gel, Siyasi Partiler Yasasını değiştirelim diyorum. Millete inanıyorsan, milletin oyuna inanıyorsan, gel lider sultası, 12 Eylül darbe hukukunu hep beraber değiştirelim.
Yargıyı siyasallaştırdılar.
Adaleti de bunlar bozdular yani TBMM’de parlamento sınıfta kalmış vaziyette, yargı da sınıfta kalmış vaziyette.

-FÜHRER BENZETMESİNDE BULUNDU, “AVUCUNUZU YALARSINIZ” DİYE SESLENDİ-

Bir diktatörün beklentisine uygun bir yargı karar verirse, ona yargı denmez, diktatörün yan organı denir. Führer ne diyor, Goebbels, ‘Führer nasıl karar verecekse Almanya’daki yargıçlar da o paralel de karar vermelidir’ diyor. Aynı beklenti içindeler. Ama kimse kusura bakmasın avucunuzu yalarsınız. Buna izin vermeyeceğiz.
AKP milletvekillerinin oylarıyla dört bakanın Yüce Divan’a gitmemesi yönünde karar alınmasına yol açıldı. Bu ne demektir, AKP Grubu bir kişinin sözünden çıkmıyor. Milletin değil, bir kişinin sözünden çıkmıyor.
Eğer bir ülkede yargı zarar görürse yabancı sermaye oraya gelmez.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu hükümetin emrindeki el koyma organıdır. En son Show TV’ye el koydular. Havuz medyasına teslim ettiler. Nasıl bir düzendir bu, anlamak mümkün değil.”
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Ne yaparlarsa yapsınlar CHP olduğu sürece başkanlık sistemi gelmez” derken İç Güvenlik Paketi için de, “Hırsızlık düzenini korumak için getiriyorlar bunu. Telekulak hükümeti. Ne getirirsen getir, hangisini getirirsen getir, söz veriyorum, orada gençlerin en önünde ben olacağım” dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri özetle şöyle dedi.
“İstanbul’dan dört televizyon Mısır’a yayın yapıyor. Hiçbirisinin bir yerden alınmış izni yok. Hukukun olmadığı bir yerdeyiz. Mısır’a yayın yapıyorlar, ‘şunları öldürün, şunları kesin’ diye. Hangi hukuk devleti. O zaman kusura bakmayın siz, Roj TV’den hiç şikayet etmemeniz lazım, o da Hollanda’dan yayın yapıyor.

-“GENCECİK KIZLAR PAZARLANIYOR”-

Suriyeli vatandaşlar Türkiye’de, gencecik kızlar pazarlanıyor, sorumlusu kim, din iman edebiyatı yapanlar, sorumlusu onlardır.
Yaaa sizin dininiz nasıl, imanınız nasıl, vallahi merak ediyorum.

-“CHP İKTİDARINDA İNŞALLAH BENİM BAŞBAKANLIĞIMDA ORTADOĞU’YA BARIŞ VE HUZUR GELECEK”-

Buradan söylüyorum, Davutoğlu da duysun, abisi de duysun. CHP iktidarında inşallah benim başbakanlığımda Ortadoğu’ya barış ve huzur gelecek. Hiç kimsenin burnu kanamayacak.
Çünkü; Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti’dir, asla dokundurtmayacağız.
Türkiye iyi yönetilmiyor. Türkiye’de huzur yok.
Bizim bir görevimiz var. Cumhuriyeti kuran partiyiz.

-“SANAL DÜŞMAN YARATIYORLAR”-

Bu ülkeye sosyal demokrasiyi getirdik. Dördüncü bir devrime hazırlanıyoruz. Bu ülkede kaybolan demokrasiyi yeniden getirmek, özgürlükleri yeniden getirmek. Bu bizim boynumuzun borcudur.
Nerede bir olay olsa, bir sanal düşman yaratıyorlar. Onun üzerinden gidiyorlar. 17- 25 Aralık’ta neyi gördük. Bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk. Ne yaptılar ‘efendim paralelciler’. Sonra plağı biraz daha değiştirdiler, ‘paralelciler ile CHP işbirliği yapıyor’. Yaa ben sana adam gibi soru sordum. Valileri tayin eden CHP miydi?

-“CHP HALKIN PARTİSİDİR, HALK DIŞINDA HİÇ KİMSEYLE ÖZEL BİR İLİŞKİSİ DE YOKTUR”-

CHP halkın partisidir, halk dışında hiç kimseyle özel bir ilişkisi de yoktur.
Alacaksınız, devleti teslim edeceksiniz onlara göre, sonra aradan 12 yıl geçecek, bizi kandırmışlar diyecekler, yaa sen çocuk musun, hani sen dünya lideriydin? Hani siz oyun kurucuydunuz, ne oldu birden sizi kandırdılar, öyle anlaşılıyor ki yol arkadaşıydı bunlar zaten, şimdi yan çizmeye başladılar.
Bakın yakında şöyle bir ifade görürseniz şaşırmayın, taşkın oldu ya Edirne’de, onu da diyecekler, ‘CHP yaptı’, göreceksiniz.
Anayasa’da bir hüküm var. Grev serbesttir diyor. Ama bunlar 12 Eylül yasalarına sığındılar. Birleşik Metal-İş’in yasal çerçevede yaptığı grevi yasakladılar. Milli güvenlik nedeniyle yasakladılar. Ne oldu, adam mı vuruldu, savaş mı çıktı, iç isyan mı çıktı?

– “ÇIKARDIKLARI BAKANLAR KURULU KARARI DA SAHTE”-

Ama işin bam noktası şu; çıkardıkları Bakanlar Kurulu kararı da sahte. Çünkü, altında imzası olan bakanlar o tarihte Türkiye’de değil, yurt dışında. Ne demek bu, önceden bunların elinden kararname taslakları alınmış, üstü dolduruluyor. İşte bu hükümet böyle bir hükümet. Bu hükümet sahtekarlığı içselleştirmiş bir hükümet. Ben şimdi Davutoğlu’na soruyorum, sen o kararnameyi nasıl imzaladın? Bakan yokken burada hangi gerekçeyle imzaladın? Abinden mi talimat aldın? Vallahi billahi abisinden talimat almış.

-“İZİN VERMEYECEĞİZ”-

Şimdi kalkmış, kıdem tazminatını nasıl ben halledebilirim, yürütme konusunda uzmanlar ya….Sıra geldi işçinin kıdem tazminatına. İşçilerle anlaşmadan buraya getireceğin her teklife, her tasarıya CHP Grubu olarak izin vermeyeceğiz.
İşçilere göz diktiler.

-“12 EYLÜL YASALARINI TAHKİM ETMEK İSTİYORLAR”-

Baskı yönetimini meşrulaştırmak istiyorlar, ne yapıyorlar, parlamentoya bir yasa getiriyorlar, güvenlik yasası, İç Güvenlik Yasası… İç güvenlik diye bir kavram mı kaldı? 12 Eylül yasalarını tahkim etmek istiyorlar. Arada boşluklar var. O boşlukları doldurmak istiyorlar.
Şu yaptıkları düzenlemeye bakın; gerçekten pes, tabanca olursa 1 yıl ile yargılanıyorsun, o da cezayı alsan da paraya dönüşüyor, serbest bırakılıyorsun; sapan olursa 2 yıl ile yargılanıyorsun; poşu olursa 4 yıl ile yargılanıyorsun, adalete bak, bunların adaleti,
76 milyon yurttaşıma sesleniyorum, eğer siz buna adalet diyorsanız gidin oyunuzu verin.

-“KİM TAKAR DAVUTOĞLU’NU”-

Daha önce Bülent Arınç şöyle bir açıklama yapmıştı, ‘artık bundan sonra torba yasa gelmeyecek. Davutoğlu talimat verdi ‘ diyor. Bu yasa, torba yasa, Davutoğlu talimat vermişti, kim takar Davutoğlu’nu? Davutoğlu ayrı abisi ayrı, kim takar Davutoğlu’nu.

-“SENİN ABİN SENİ ADAM YERİNE KOYMUYOR”-

Senin abin seni adam yerine koymuyor. Başbakan yerine koymuyor. Sen dönüp bana diyorsun ki, beni başbakan yerine koy, ben seni niye yerine koyayım başbakanın.
Diktatörlükler böyle gelir, sanal düşman yaratılarak gelir.

– “PKK’NIN HAPSE DÜŞME DİYE BİR DERDİ YOK Kİ”-

İç Güvenlik Yasası getiriyorlar, milletin elini kolunu bağlamak için, sanıyorlar ki bu PKK’yı kontrol etmek için, yaa PKK’nın hapse düşme diye bir derdi yok ki. Kimin derdi bu dert, Gezi’de eylem yapan gencecik çocukları derdi. Ne diye poşu takıyorlar ya da yüzlerine bir şey takıyorlar, biber gazından korunmak için. Bunlar için getiriliyor.

-“EN ÖNÜNDE BEN OLACAĞIM”-

Ne getirirsen getir, hangisini getirirsen getir, söz veriyorum, gençlerin en önünde ben olacağım.

-“HIRSIZLIK DÜZENİNİ KORUMAK İÇİN GETİRİYORLAR BUNU”-

Diyorlar ki biz bunu kamu düzenini sağlamak için getiriyoruz. Hangi kamu düzeni. Getirilmek istenen düzen, hırsızlık düzenini korumak için getiriyorlar bunu.
Hatay Dörtyol’da bir olay olmuştu. AKP milletvekilinin oğlu bir polisi şikayet etmişti. Karakolda tespih tanesi gibi polisleri dizdiler. Sonunda ne oldu polisler cezalandırıldı, öbürü ödüllendirildi.

-POLİSLERE SESLENDİ-

250 bin polis kardeşime sesleniyorum. Halkın polisi olacaksan ben senin oyuna talibim.

-“TELEKULAK HÜKÜMETİ”-

Yasayı değiştiriyorlar, dinlemeleri de mahkeme kararı olmaksızın yapacaklar. Telekulak hükümeti. Vatandaşı dinleyecekler. Vatandaşa çağrım, lütfen konuşurken telefonla, derdinizi de anlatın, belki hükümet öğrenmiş olur.

– “BEN ONUN NELERİ YÜRÜTTÜĞÜNÜ GAYET İYİ BİLİYORUM”-

Tutturmuşlar bir başkanlık modeli gelecek Türkiye’ye. Havuz medyası bu konuda çok iyi bir başlık attı, yürütme başkanlığa bağlanacak diyor. Zaten istediği o, yürütme işini oraya bağlayacaksın, başka nereye bağlayacaksın, oraya çıktı, yürütme işini yapamıyor, nasıl yapılacak, başkanlık modeli gelecek, kendi istediği başkanlık modeli olacak, diktatörlük sistemi olacak, yürütme işlemi de artık oraya bağlanacak. Ben onun neleri yürüttüğünü gayet iyi biliyorum. Daha önce diyordu, 1993, ‘başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu’ Erdoğan diyordu. Şimdi ne oldu birden bire, yürütme işi elinden alındı, nasıl yapacak, başkanlık gelecek ki o işi yapsın. Aile boyu biliyorsunuz, bu işi yapıyorlar, Bilal oğlanı, hepsi, profesyonel bu konuda.
Bu konuda bunların bir de Genel Başkan Yardımcıları var, Süleyman Soylu, ne kadar soylu bir adam bilemezsiniz. Diyor ki, AKP’ye geçmeden önce yani müzik kutusuna para atmadan önce. ‘Erdoğan padişah olmak istiyor’. Şimdi ne diyor, başkanlık sistemi sadece yeryüzünde değil Avrupa’da, Güney Amerika’da değil, uzayda bile yapılabilecek en önemli sistemlerden birisidir’. Atma Süleyman bu kadar.

– “NE YAPARLARSA YAPSINLAR CHP OLDUĞU SÜRECE BAŞKANLIK SİSTEMİ GELMEZ”-

Ne yaparlarsa yapsınlar CHP olduğu sürece başkanlık sistemi gelmez. Bunu herkes unutsun.
Bizim derdimiz işsize iş bulmak, esnaf siftahını yapsın, çiftçi alın terinin karşılığını alsın, emekli hak ettiği aylığı alsın. Biz makam mevki peşinde değiliz. Sayın Baykal’ın sözüdür bu, siyaset bana ne verecek değil, ben topluma ne vereceğim, siyaset budur.

-“MERKEZ BANKASINA FATURA KESECEKLER”-

Şimdi yeni bir düşman, kim, Merkez Bankası. Ekonomi kötüye gidiyor. Bir düşman bulmaları lazım. Kimi bulacaklar Merkez Bankası.
‘Merkez Bankası şöyle, Merkez Bankası faizi indirsin’
Parlamentoda yetkiniz var, gücünüz var, getirin yasayı, çıkarın, faizi de indirin. Bakın bakalım ne oluyor.
Ağlaşıyorlar. Merkez Bankasına fatura kesecekler.

-“BUNU SÖYLEYEN KİŞİ İRADEDEN YOKSUN KİŞİDİR”-

Bunu söyleyen kişi iradeden yoksun kişidir. İraden varsa şikayet ediyorsan parlamento buradadır, gelir, gereğini adam gibi yaparsın, yapmıyorsan şikayet etme hakkın yoktur.
Son 10 günde çıkan fatura, bu topluma çıkan fatura, reel sektörün yani üreten sektörün 176 milyar dolar borcu var.
Son 10 günde Merkez Bankasını suçladılar, dolar tırmanışa geçti.

– “BİR KİŞİNİN HIRSI UĞRUNA 8 MİLYAR DOLAR”-

Bunların oturdukları yerden artan borcu ne kadar, 8 milyar dolar. Bir kişinin hırsı uğruna 8 milyar dolar ek yükünü altına girdiler. Peki bunu kim ödeyecek, vatandaş ödeyecek. Onlar bedel ödemez, onların kasaları var, onların çocuklarının işi var, onların çocukları bir eli yağda, bir eli baldadır. Bizim derdimiz bu ülkenin gariban çocukları, bakkal Mehmet Efendi’nin çocuğu.

-DAVUTOĞLU’NA İZMİR YANITI-

Hafta sonu Kuşadası ve Selçuk’a gittik. Davutoğlu diyor ki ben İzmir’e gittim, o da gitti, pes ya, hayatımda bu kadar yalan söyleyen birisini görmedim, ben Kuşadası’na gittim, İzmir’e değil ama bunu bile bilmiyor.
Son 7 yılda yüzde 1’in altında çiftçiye destek verdikleri için çiftçinin kaybı 44 milyar liradır. Sen çiftçinin hakkını koruyacaksan Ziraat Odaları Birliği olarak hükümet aleyhine dava aç, 44 milyar lirayı iste, ben de senin arkanda olacağım.
Sizin misyonunuz halkı soymak.”
Bu arada grubun başında bir çocuk, Kılıçdaroğlu’nun oturduğu sıraya gelerek şiir okudu