Son Dakika Haberler

Kılıçdaroğlu’na Küfür Edenler. Berk ERTUĞRUL

Kılıçdaroğlu’na Küfür Edenler. Berk ERTUĞRUL
Okunma : 72 views Yorum Yap

Dilimin altındaki baklayı sonra çıkartacağım. Öncelikle biraz Kılıçdaroğlu’ndan bahsetmem lazım. CHP için Kemal Kılıçdaroğlu büyük bir şanstı. Partinin yenilenmeye en ihtiyacı olduğu dönemde CHP’nin başına geçti. Halkın sempatisini kazanmış, örgütün göğsünü kabartmıştı. CHP’de ve halkta bir heyecan meydana gelmişti. Bu heyecana kapılıp partide çalışmaya karar veren on binlerce insandan sadece biriyim. Kılıçdaroğlu için partide görev almak istedim desem yeridir. Dürüst, çalışkan bir insan Kılıçdaroğlu. Halktan biri. Bir o kadar da seçkin bir yapıda. Beni çeken ise samimiyeti. İlk çıktığı gün edindiğim ve şimdi de hala katıldığım en önemli izlenim yalan söyleyemeyecek, dürüst ve samimi bir yapıda olması. Alışılmadık bir politikacı. Zaten alışılmadık olduğu için pek çok partili onun sayesinde CHP’nin başına “yeni” sıfatını ekledi. CHP bir yandan her şeyiyle eski ve köklü iken Kılıçdaroğlu sayesinde yenilenmişti.

Yeni CHP’nin mimarı iki senede iki seçim gördü. Biri referandum, biri genel seçim. Her iki seçimde de çok yıpratıcı kampanyalar yaptı. Şöyle ki her iki kampanya da Kılıçdaroğlu üzerine kuruldu. Her iki seçimin “tavşanı” Kılıçdaroğlu oldu. Örgüt onun ismi üzerinden çalıştı, Türkiye genelindeki tüm propagandalar onun ismi üzerine kuruldu. Tabi bu parti açısından iyi ama bir insanın ismi için yıpratıcıydı. Bu yıpranma hala devam ediyor. Nasıl devam ediyor?

Kılıçdaroğlu rüzgârı esedursun üçüncü ve en az ilk ikisi kadar zor bir seçim dönemi daha yaklaşıyor.

Kongreler…

İl ve ilçe kongreleri, tüzük kurultayı, kurultay…

Parti içi çekişmelere bu dürüst adam hiç bu kadar maruz kalmamıştı. Kılıçdaroğlu halkını iyi tanıyan bir liderdi lakin örgütünün bu kirli yüzünü hiç bilmiyordu.

Parti içi demokrasi diye çırpınan bir genel başkan ve karşısında onun ismini kullanıp demokrat olduğunu iddia eden birkaç örgüt mensubu.

Şunu her yerde söyledim.

İlçe binasında,

Sokakta,

Telefonda,

Facebook’ta,

Yalnız başımayken…

“Kılıçdaroğlu’nun adını kullanıp, onu yıpratarak, parti içi demokrasiye engel olmak alçaklıktır”

Ben bunu söyleyince bana neler dediler inanamazsınız:

“Bu anti demokratik seçimleri Kılıçdaroğlu da istiyor, sen dolaylı olarak Genel Başkanına küfür ettin”

Ben de “hayır” diyorum. “asıl davranış ve tutumlarınızla genel başkanınıza küfür eden sizsiniz”.

Kafalar eskimiş. Fikirler eskimiş. Yeni genel başkana ve yeni CHP’ye adapte olunamamış. İnsanların kafatasları örümcek bağlamış. İnanır mısınız “eskiden böyleydi yine böyle olsun” diyor insanlar, kulaklarıma inanamıyorum. Kılıçdaroğlu ise genelgeler yetmedi, televizyonlara çıkıp söyledi “parti içindeki seçimler demokratik olacak” diye. Hangi davranışı anti demokratikti ki? Hangi kafayla bu sözler yanlış yorumlandı?

Genel başkana küfür etsem zil takıp oynayacak bir kısım kendini bilmez, kendi davranışları ile hem partilerine hem genel başkanlarına söverken bir yandan da parti içi demokrasi isteyen insanlara saldırıyor, onlara iftira atıyor, ötekileştirmeye çalışıyor.

Her neyse…

Dilimin altındaki baklayı çıkartayım:

Geçtiğimiz günlerde CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı bir mahallede üyelerden habersiz sandık koymuş. Parti tüzüğünü okumuş olanlar bilir, her partilinin görevi parti çalışmalarını takip etmektir. Bir nevi otokontroldür bu. Ben de “yok olmaz öyle şey” deyip bir arkadaşımla beraber ilçe binamızın yolunu tuttum. İçeride bir grup aslında seçimlerin böyle olması gerektiğini, eskiden böyle olduğunu, hazır ilçe ellerindeyken biraz daha az demokratik seçimlerden zarar gelmeyeceğini konuşuyordu. İnsan genç olunca herhalde en ufak şeyde parlıyor. Ben de parladım. Küfür dağarcığım pek yoktur, lakin kendimce kötü laflar ettim. Konuşmam esnasında “genel başkana rağmen böyle seçim olamayacağını” söyledim, hatta bir değil birkaç defa söyledim. Tümcelerin yerlerini değiştirerek ve her kelimemi açıklayarak söyledim. Örümcek kafalı bir grup ihtiyarın çıkarttığı sonuç şu oldu: “genel başkan da burayı görse kesin seçimlerin böyle olmasını ister, sen bu sözlerinle ona küfür ettin”…Çıkarttıkları sonuç ya da çıkartmak istedikleri sonuç bu oldu.

Dedikodu zaten saman alevi gibi: Çabuk yayılmış… Lakin çabuk da sönmüş. Belediye başkanına bile jurnal gitmiş. Başkan pek kulak asmamış ama güvensizliğin had safhada olduğu bu dönemde, bu ihtimali de düşünüp epey üzülmüş.

Aynı dönemde İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı için aday olmuştum. Başka ilçelerden destek telefonları alırken kendi ilçemde insanlar beni “dediklerin bunlar mı?” diye arıyorlardı. Her telefonda aynı cevabı verdim: “sence doğru olabilir mi?”.

Beni bilenler zaten Kılıçdaroğlu’na nasıl saygı ve sevgi duyduğumu bilir. Bilmeyenler ise zaten siyaseti bilmiyorlar. Siyaset, dedikodu ya da yalan söylemek değildir zira.

Ayrıca biz gençler sizin gibi korkak da değiliz, ne dediysek yine söyleriz, alenen söyleriz, saklanmayız, olayların üstüne gideriz. Atatürk’ün mirasına, biz, onun söylediği ve gösterdiği şekilde sahip çıkarız.

Zaten o yalan söyleyen ihtiyarları ben 33. Kurultayda göremedim? O esnada neredeydiler? Her ihtimale karşı evlerinde saklanıp, etek altlarında tir tir titriyorlar mıydı?

Dedikoducular şu sıralarda beni unutmuş, kayyumun derdindeler. Ben, bana atılan çirkin iftiraları unutmadım ama.

Yapılacak kongrelerde onları istediği insanların kaybetmesi de benim için bir şey ifade etmiyor.

Ben özür bekliyorum.

Ben hala özür bekliyorum.

Hem bana özür dilemeliler hem de davranışları ile küfür ettikleri genel başkanıma!