Son Dakika Haberler

Nash Dengesi, Akıl Oyunları

Nash Dengesi, Akıl Oyunları
Okunma : 1.213 views Yorum Yap

Russel Crove tarafından Forbes Nash’ın canlandırıldığı Akıl Oyunları” filmini izlemişsinizdir. Nash Dengesi, atlamışsanız izlemenizi öneririm. Sylvia Nasar’ın yazdığı “Akıl Oyunları” adlı biyografik romanın sinemaya uyarlamasıdır ve John Forbes Nash Jr. Adlı bilim insanını anlatır. Söz konusu profesör, 1994 Nobel ekonomi ödülüne ve 2015 yılında, matematiğe yapılan benzersiz bilimsel katkılar için Norveç kralı tarafından verilen Abel ödülüne layık görülmüştür.

Russel Crove
Akıl Oyunlar

Film, şizofreni tanısı konulan bir bilim insanının zekasıyla hastalığının üstesinden gelişinin öyküsüdür. Onun, hiç büyümediğini fark ettiği kız çocuğu üzerinden hasta olduğunu kabullenmesi ve gereğini yapması hastalığı yenmesini sağlamıştır.
***
Oyun Teorisi, diğer adıyla Oyun Kuramı günlük, sıradan yaşantımıza sızarak bilincimize işlemiş bir şey değildir. Yine de diplomaside (Kazan-kazan), ekonomide, canlılar dünyasının hareket tarzlarında (Savaş ya da kaç) kullanımı oldukça yaygındır. Bir de bilgisayar üzerinden ekipler halinde savaş ve strateji oyunları oynayan gençler arasında uygulama alanındadır.

Oyun teorisinin tesir ettiği neredeyse bir birleşik alandır.

İnsan, hayvan, bitki, bilgisayar ve benzerleri… Ben şunu yapıyorsam rakibim de şunu yapabilir, rakibim benim bunu yapacağımı kestirmiştir ve dolayısıyla önlemini aldığından benimki boş hamledir ve zararımadır, rakibim savunmasını onun için en kötüsü olacak saldırıma karşı kurmuştur, bu hamlem ona en büyük darbeyi indireceğine göre önlemi bu hamlemedir o halde başka bir hamle yapmalıyım. Yine de rakibim oldukça zeki olduğundan benim böyle düşüneceğimi kestirebilir, acaba ilk hamlemi mi yapsam yoksa yeni bir hamle mi geliştirsem? Bu durumlarda insanlar çoğunlukla seçeneklerini böylesi süzgeçten geçirmezler, çok azı o bizim çocukluğumuzdan kalma rastgele saymacayı yaparsa da büyük çoğunluk seçeneğin en parlak olanına tav olur. Ve genelde sırf bu nedenden hüsrana uğrar. Hayvanların davranışlarının onların yaşam kalım savaşında hayatta kalmak için genlerine işlenmiş kodlardan kaynaklandığı yaklaşımı vardır. Bunlar, saldır, kaç ve don (ölü taklidi yap) olarak saptanmıştır. Atmaca davranışı, güvercin davranışı ve opossum davranışı(Amerikan keseli sıçanı)…

Koltuğunuza oturmuş hayvanlar dünyasından belgesel izliyorsunuz. Bir kuş açıklıkta yiyebileceği bir şeyler olduğunu fark ediyor. Ardından, yırtık bir sesle ötmeye başlıyor, sesi yeri göğü inletiyor dedirten cinsten, çok geçmeden onunla aynı tür olan kuşlar sökün ediyor. Hep birlikte yemlenmeye başlıyorlar. Vay be diyorsunuz, dayanışma dediğin ne güzel şey, biz insanlar şu kuşlar kadar olamadık, bak bak yiyeceği tek başına götürmüyor da arkadaşlarını çağırıp ziyafetine ortak ediyor. Siz böyle yorumladınız da işin aslı acaba bu mu? Yani sizin sandığınız gibi o bağırtıları bulduğu yiyecekten arkadaşları da nasiplensin diye mi yaptı? İşin aslı pek de düşündüğünüz şekilde değil, işin aslı çok daha karmaşık, yaşam kalım savaşında hayatta kalabilmek için genetik kodlara işlenmiş bir davranış biçimi…

Bilirsiniz, ava giderken avlanmak diye bir tabir vardır. Buradaki anlamı şu, eğer burada yiyecek varsa etrafta tehlikenin de varlığı olasıdır. Yani avlanacağım derken av olma olasılığı da vardır. Aç hayvan elbette karnını doyurmak durumundadır ve karnını doyuracağı şey oradadır, ancak orada av olma tehlikesi de vardır. Bu durumda yapılacak şey, av olma olasılığının yüzdesini düşürmektir. Bu olasılık nasıl düşer? Gayet basit! Ortalıkta tek başına olacağı yerde kendi türünden çok dahası ile birlikte bulunduğunda o nispette kendi hayatını garanti altına alacaktır. Yani daveti bir ziyafet daveti değil, tamamen götü kurtarmaya yönelik girişimdir. Ancak, bütün kuş türleri aynı davranışı gösterir sanmayın. Bazı türler ortalıkta mama olduğunu keşfettiklerinde tehlike var çığlığı atarlar. Bu tehlike çığlığı arkadaşlarını yiyecekten uzaklaştırmaya yeterlidir. Biri kurt var diye bağırdığında bu bağırışın sizi telaşa düşürüp sesin geldiği yerden uzağa kaçırtması gibi düşünün… Arkadaşlarını uzağa kaçıran bu kuş türü artık mamasını afiyetle ve arkadaşlarıyla paylaşma durumunda kalmadan yiyebilir. Bu iki davranış biçimi genetik yapılara işlemiştir. Bu türler halen varlıklarını sürdürebiliyorlarsa bu şekilde davrandıklarındandır. Sorun, birisi için geçerli olanın niye öteki için de geçerli olmadığı değil, iki türünde davranış biçimlerinin varlıklarını sürdürmeye elverişli olmasıdır.

Ben birinci kuş türündeki davranışı siyasi yelpazede sosyal demokratlara benzetirim, tehlike var çığlığı atıp türünün diğer üyelerinin mamadan uzaklaşmasını sağlayarak mamayı tek başına mideye indirenlerin ise hangi çizgiye denk düştüğünü varın siz söyleyin…
***

Nash Dengesi Akıl Oyunları
John Forbes Nash Jr.

Denge meselesi! Dengesizliğin dik alakası değil midir paranoid şizofreni? Nash, uzun süre hasta olduğunu kabul etmez, işini kaybetmiştir, akademik çalışmalarından uzak kalmıştır ama akıl sağlığının bozuk olduğunu düşünmemektedir. Ona ait hayali çevresiyle ilişkini sürdürmeye devam eder. Bir gün sürekli gördüğü kızın hiç büyümediğini fark edince, bu fiziksel dünyada olacak şey değildir diye düşünür. Nash, bir matematikçidir ve bu algısı onun matematik bilgisiyle çelişir. Besbelli ki kendisine konulan şizofreni tanısı yerindedir ve o bir şizofreni hastasıdır. Hastalığını kabul eden Nash, ailesi ve eski arkadaşlarının yardımıyla şizofreniyle birlikte ama onun esiri olmadan yaşamaya başlar, aklıyla akıl hastalığının üstesinden gelen kişi olarak tarihe geçer.
***
“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” Atatürk’ün bu deyişinin ahlakla olan kısmını hep spor alanında sporcunun davranışı şeklinde yorumlamıştım. Hani hileye kaçmayacak, sportmen davranışa uygun davranacak şeklinde algılamıştım. Ne bileyim ben sadece ortaokul okuyup yükseköğrenim diploması olanları da kapsayacağını, hiç aklımın ucundan bile geçmemişti.

İrfan Kaban