Son Dakika Haberler

Nereye Gidiyoruz? Aysın GÜNEN

Nereye Gidiyoruz? Aysın GÜNEN
Okunma : 12 views Yorum Yap

Değişen toplumu bir penceren bakar gibi izleme ihitiyacı duyduğumuz tüm bireylerin
düşüncesinde bize ‘bize neler oluyor?’ seslerini duyar gibiyim. Gerçekten
bizlere neler oluyor?

Biz
mi değiştik yoksa, Dünya değişirken toplumlar mı değişime uğradı. Bugüne kadar
değişen alışkanlıklarımız mı yoksa kapitalist sistem ağımı geçmişten geleceğe
uzanan bu karanlık tünelde aydınlığa çıkma yolculuğunda neleri farketmeden
yaşıyoruz.

Toplumun
erezyona uğradığı her konuda hatayı sadece toplumlaramı yoksa bize dayatılan
her türlü şeye katlanma savaşımı. Bu denge bozukluğuna baktığımızda önümüze o
kadar etken çıkıyorki nüfus patlaması, göç oluşumu,işsizlik,kadına ve çocuğa
uygulanan şiddet,faturalı yaşam,kentsel yoksulluk,eğitimsizlik,mahalle baskısı
insan hakları açısından toplumsal sorunlardır.

Bu
hataları sadece bu topluma yüklemek yanlış olmaz mı? bugüne kadar yönetenlerin
uygulamaları hataları ile sevapları ile bu toplumu yanlış yönlendirenler halkın
kaygısı ile yanlış bir sisteme itmiş olması şimdi söylemekte haklı olduğumuz bu
sistem karmaşasına itmiştir. Yüzyılların birikimi ile nereden nereye
geldik,nereye gidiyoruz?

İnsanoğlu
tarihin en karanlık dönemlerinde üretmiş tüketici olmuş düşünmeyen,
üretmeyen,eleştirmeyen,önyargılı sisteme ayak uyduran bir topluma bir topluma
dönüşmüştür.Bunun en büyük örneği eğitim konusunda yeterli olunmaması toplumsal
sorunlarda nasıl mücadele edeceğimiz konusunda pasifize kalmış
olmamızdır.İnsanın yaşadığı bu dönemde ilişkilerinde birbirlerine
yabancılaşıyor,önünü açacak maddi koşulların mevcut olmaması bir etken.Sorun
sadece işsizlik iş bulunmaması sorunu değildir üretmek,ne ürettiğini farkında
olmak üretilenle gururlanmak ürün elde etme sürecinin gönüllü parçası olmak
demektir.Bu bağlamda bir yerde çalışmak ve geçimini sağlamakta olan insan
aslında üretim sürecinin dışında olması sorunun bir parçası haline
gelmesidir.Mevsimlik işçilerin temmuz ağustos ayında tarlada,bağda
çalıştırılarak bu iş tamamdır demek ne kadar ciddi bir yaklaşımdır acaba?

Gelelim
başka bir konuya sevgi ve saygı insanlar arasında iyi bir bağ oluşmasını
sağlar, topluma baktığımızda iş alanından aile ilişkilerine saygı ve sevgiyi
çocuk yaştan öğretilmesi büyüdükçe gelişmesi çocukların ve gençlerin aile
eğitiminden alacakları önemli şeylerdir. Ailede bir çocuğun insanlara yaklaşımı
iyi bir eğitimden geçer.Ülkemiz yoksulluğa ve cahilliğe mahkum olmaktadır.Bize
neler oluyor derken bir cinnet toplumu olmasından korkuyorum.Gencinden
yaşlısına kadar uzanan sorunlar yumağından yaşlılarımızda nasibini almış
durumdadır.10 milyon emekli yurttaşımızın yüzde 80’i açlık sınırının altında
maaş almaktadır,Türkiyenin büyümesinden pay verilmemesi intibak yasasının
çıkarılmış olmaması aynı pirimi ödemiş emekliler arasında maaş farklarının hala
var olması sorun değilmidir? 780 lira bir insanı geçinmeye zorlamak adilmidir
sizce? emeklilerimizin sadece istediği insanca yaşam. Razaman da yapılan sosyal
yardımlarla yılda bir kez yüzlerini güldürmek görevini yerine getirmekmidir
sizde?

Toplumun
en küçük birimi ailedir, aile ilişkileri bir tiyatro sahnesi gibidir.Çocuk ve
genç insan bu sahnede insan ilişkilerini tün karmaşık yönleri ile gözlemler ve
yaşar,aile içindeki eş ilişkisinden,arkadaşlık yaklaşımına kadar gördüğü ve
çevresel yaklaşımları yine aileden alır.Olgunlaşma birbiriyle uyum sağlama
sorunlulukların bilincinden geçer.Bireylerin sosyalleşmesindeki çözüm önerileri
arasında çocuk ve gençlerin spor ve sanat alanına kanalize ederek sosyal
değerlerin oluşmasında ilk adımı atmış oluruz.Gençlerin kendilerini ifade
edecekleri bu tür etkinlikler sosyal becerileri yanında kötü alışkanlıklarıda barındırmasına
izin vermez.Sporu sadece fiziksel aktivite olarak düşünmemeli insan kişiliğinin
gelişiminde de başka ortamlara ve diyalog oluşumunu oluşturur.Ekonomik iş
birliği ve kalkınma örgütü (OECD) Türkiye çocuk eğitiminde yeterli payı
ayıramamakta ve doğurganlık oranı en yüksek ülkeler arasında
belirlenmiştir.Araştırmalarda yoksul hane halklarının genellikle eğitimsiz yada
eğitim düzeyinin düşük olması niteliksiz iş gücünü oluşturmaktadır.Yoksulluğa
ve eğitime bir çare bulunduğunda yoksulluğu azaltmak için ulusal düzeyde özgün
programlar geliştirmeli,gelir dağılımında da eşitlik sağlanmalıdır.Bu kadar
sorunu barındıran bir toplumda çözmek yerine sevgi saygı ve mutsuzluk
rüzgarlarıyla savrulup gidiyoruz.

SÖYLEYİN
NEREYE GİDİYORUZ?