Son Dakika Haberler

Önce Para, Sonra Adalet, Aysın Günen

Önce Para, Sonra Adalet, Aysın Günen
Okunma : 139 views Yorum Yap

Erkek egemen bir toplumda kadınlarımıza yapılan zulüm, işkence, cinayete bugüne kadar hiç bir siyasi kurum çare bulamadı. Mecliste bile kadın Millet Vekillerin sayısı %14 ile sınırlıdır. Televizyon, gazete ve medyanın bütün organlarına baktığımızda kadına dair nasıl olur da kadın kendi hakkını arayamaz.

Kadına şiddetle ilgili başvuru sürecini araştırdım. Kadının kendine ait ekonomik durumu yoksa bu süreç daha da zorlaşmaktadır.

(HKM) kadınlarla ilgili 1 Ekim 2011 de yürürlüğe giren yasada önce para, sonra adalet düşüncesi yer almakta, bir kadın şiddet görüyorsa mahkemeye başvuru sürecinde tüm masrafları peşin ödemek zorunda kalıyor. 40 Tl yatırarak kocasına dava açma hakkına sahip oluyor ve kadınlarımızın hak arama şansını çok azaltmaktadır, kendi kaderine razı olmak zorunda kalıyor.

Bir kadın düşünelim yaşama tutunma mücadelesinde eşinden şiddet gördüğünü kaderimdir deyip katlanıp, bu sorunla baş başa kalıp yalnızlaştırılıyor, kadın kocasına tazminat davası açmak isterse peşin avansları devreye giriyor. 10 bin tl lik manevi tazminat davası için,150 tl harç ve tanık için 21 tl. Tebligat gideri 60 tl diğer işlemler için 50 tl.  toplam da 281 tl ödemesi gerekiyor.

Yalnızlığını ve çaresizliğini adalette çözüm bulamadığı zaman kendini suçlamaya başlıyor.  uzmanlara göre ülke geneline baktığımız da eşi tarafından şiddete maruz kalan kadınların % 39, varoşlarda bu oran %97 lere çıktığı belirlenmiştir. Yaşadıkları fiziksel şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı ise %48,5 belirlenmiştir.

Kadınların büyük bir kısmı şiddet görse de evlerini terk etmemelerinin sebebi yasaların çözüm üretmemesidir, koruma hakkını mor çatı altında çözmek istese de bir süre sonra tekrar evine dönmek zorunda kalmaktadır.

Bu topraklarda günde 4 kadın eşi, babası, ağabeyi, en yakın akrabaları tarafından öldürülüyorsa durum çok vahimdir.

Şiddet gören kadın polise gidip şikayetçi olsa bile polis kadını kocasıyla barıştırma yoluna gidiyor. Koruma talep etse bile sonuç verilmemesi durumu oluyor.

Aile ve sosyal politika bakanımız panik butonu, elektronik kelepçe, her iki önlemde kadının evine yerleştiriliyor, elektronik kelepçe şiddet uygulayan erkeğin ayağına takması yeterli mi?

Sokakta, iş yerin de, sinemada kadın öldürülmeyle karşı karşıya kalıyor. Bu takılan kelepçe, kadının ev mesafesine göre ayarlanmaktadır, sonuçta yine şiddetle baş başa bırakılmaktadır.

Sadece 25 Kasım kadına yönelik şiddete ve uluslararası dayanışma günü ilan edilmesi çözümü üretmede ne kadar samimidir acaba?

Kadın cinayetlerinde 7 yılda %1400 artış görülmüştür.

Eşinden şiddet gören kadın dünyaya yeniden gelsem kadın olmak istemem demektedir. Kadın ne kadar cefakar olduğundan bahsedilse de emekçi kadınların hakları sözde teslim edilmeye çalışılıyor. Hakkettikleri hayatı yaşayabilmeleri için planlar yapılıyor, projeler geliştiriliyor. Bu rakamlar doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde kadın yaşam haklarına yönelik, bu yalnızlığını ve çaresizliğini adalette bulamadığı zaman çaresizce kendini suçlamaya başlar. Öte yandan gelecek korkusu, şiddetin kadın davranışlarıyla, kişiliğiyle ilgisi yoktu, ama bu yalnızlaştırmayla kadını çekimser bir duruma sürüklemektedir.

Bu çaresizlikle ilgili sizlere bir acı anımı anlatarak kararı size bırakacağım,  2008 yılı bir dönem CHP Sarıyer ilçe kadın kolu başkanlığı yaptığım, Mahalle gezilerimiz sırasında bir eve yardım götürürken tanık olduğum olay,  4 çocuğunla birlikte yaşayan anne eve girdiğimiz zaman şiddetin izleri yüzüne çökmüş bir şekilde bizi karşıladı, birden öyle görünce buna neden katlandığını sordum,  aldığım cevap ile sadece yutkunmakta zorlandığım bir andı, “kadın 4 çocukla ana evine dönsem ailem kabul etmiyor, karakola gittim eşimi çağırdılar bir özür ile eve geldim, başkanım, o dayağı yemeye sırf çocuklarım için katlanıyorum. en çok zoruma giden gayretimin karşılığında ne kafam kaldı ne gözüm”.

Bana dönerek çocuklarımın gözü önünde olunca feryat bile edemiyorum. çocuklarım korkmasın diye, dayak yerken inanın acılarımı dindiren tek ümidim, evlatlarımın gelecekte okuyup, büyüdüğünü düşünüp beni kurtaracakları günü bekle diyerek avutuyorum kendimi. O zaman benim kurtuluş günüm olacak, yoksa katlanması çok zor.

Mahkemeye başvursam o kadar masrafı kaldıracak gücüm yok, çocuklarımın nafakasını oraya verirsem nasıl geçinirim. Belki sizi dinler birde siz rica edin bu şiddete son vermesi için, demesiylen kendimi ağlamamak için dışarıya atmam bir oldu ve çaresizce oradan ayrıldım.

1 ay sonra kadının durumunu sormak için bana verdiği komşunun telefonundan kendisini istedim, komşu buruk bir sesle kadınınyoğun bakımda olduğunu söyledi. Sebebini sorduğumda eşinin eve sarhoş geldiği gecede kadına şiddet uygulamış, kadın hastaneye kaldırılınca yoğun bakıma almışlar.

Ne zaman şiddet gören bir kadın duysam bu acı anının izleri bende tazelenir.

İşte önce para sonra adalet.

AYSIN GÜNEN
Email:aysin.gunen@mynet.com