Son Dakika Haberler

Sansürlü Tehlike! Mikro Sol

Sansürlü Tehlike! Mikro Sol
Okunma : 2.116 views Yorum Yap

Mikro Sol: Leviathan! İlginç başlık. İşaya 27/1 de de hakkında şunlar yazıyor: “O gün rab levyatanı, tez kaçan o yılanı, çetin ve iri ve zorlu kılıcı ile yoklayacak ve denizde olan canavarı öldürecek.” Söyler misin, leviathan devlet olunca onu öldürecek rab kim oluyor?

Cebir: Olsa olsa uluslararası sermaye olur.

Natürel: Komplo teorilerinden seçmeler faslımız başladı.

Ben: Küreselcilerle ulusalcıların çatışmalarını yabana atmamak gerekir diye düşünüyorum.

Natürel: Ben de şu salgın bitse de yeniden bir araya gelip rakılarımızı öyle içsek diye düşünüyorum.

Cebir: Matematiksel olarak böyle bir olasılık yakın gelecekte gerçekleşmez.

Natürel: Ne yani o zaman bu muhabbeti mi sürdürelim?

Cebir: Muhabbetin nesi varmış ki? Dedikodu yapmıyoruz ya…

Mikro Sol: Senin bir Yuşa yazı serin vardı, orada Yeşua’nın adanmış topraklara girmesini anlatıyordun, konuyu bir daha açar mısın?

Ben: Bir fahişeyle ajanlık yapanlar dışında herkesin, hatta hayvanların bile öldürüldüğü adanmış toprakların ele geçirilmesinden söz ediyorsun.

Mikro Sol: Evet ondan söz ediyorum.

Cebir: Yeşua dediğiniz şu boğaz sırtında 17 metrelik mezarı olan Yuşa mı?

Mikro Sol: Aynen.

Ben: Tanrıları da İsrail Oğullarıyla birlikte savaşmış (!), Anlatıya göre rab, göklerden düşmanları üstüne büyük taşlar atmış, hatta onun attığı taşlardan ölenlerin İsrail Oğullarının kılıçlarıyla ölenlerden çok olduğundan söz edilir. Tanrının işe karışmasına rağmen savaşı sona erdirmek için gün yetmez, tanrı savaşı sonlandırabilmek için normalde olmaması gereken ekstradan güneşli bir gün icat eder de savaş ancak sonlandırılabilir.

Natürel: Yok daha neler?

Ben: Bu yanı neyse de orada ilgimi çeken şey, tanrılarının İsrail Oğullarına söylediği şu sözler olmuştur: “Ve üzerinde işlemediğiniz bir diyarı ve bina etmediğiniz şehirleri size verdim ve onlarda oturuyorsunuz; dikmediğiniz bağlardan ve zeytinliklerden yiyorsunuz.” Buyurun, Tanrı işe karışınca bedavaya konmak nasıl oluyormuş görün.

Mikro Sol: Tanrının işe karışıp karışmadığını bilemem ama bu bence, emeğin gaspından başka bir şey değil, aynı zamanda da fütursuzca bir itiraf.

Cebir: Sen bu anlatıyla, bir kavmi diğerinin üstüne salarak muzaffer kılan bir gücün varlığından mı söz ediyorsun?

Natürel: Ve bu güç ilahi bir tanrı olamayacağına göre, dünyevi bir gücün varlığından söz ediyor. Dediğim gibi komplo teorisi.

Ben: Ya şuna ne demeli? “Ve vaki oldu ki, bu şeylerden sonra rabbin kulu Nun oğlu Yeşu 110 yaşında olarak öldü. Ve onu Efraim dağında, Gaaş dağının şimalinde olan Timnat-serahda, kendi mirasının sınırı içine gömdüler.”

Cebir: Peki, Yuşa orada gömülüyse burada gömülü olan kim?

Natürel: Bunlar eski hikayeler, bu hikayelere gönderme yaparak nereye varmak istiyorsun?

Ben: Kordoba’ya…

Natürel: Anlamadım.

Mikro Sol: “Ay kocaman at kara/ Torbamda zeytin kara/ Bilirim de yolların/ Varamam Kordoba’ya/ Ova geçti yel geçti/ Ay kırmızı at kara/ Ölüm gözler yolumu/ Kordoba surlarında/ Yola baktım yol uzun/ Canım atım yaman atım/ Etme eyleme ölüm/ Varmadan Kordoba’ya”… Granada’da bir gece Franko faşistleri tarafından kurkuna dizilen Granadalı Federico Garcia Larca’nın şiirini anımsadım.

Ben: Granada: Son Endülüs devleti… Ve 1492 Yahudiler İspanya’dan kovulur.

Natürel: Konumuzla ne alaka?

Ben: Kelebek etkisi teorisi…

Natürel: Hadi canım sen de…

Ben: “Yahudi’nin özgürleşmesi, son tahlilde insanlığın Yahudilikten özgürleşmesidir.”

Natürel: Burnuma ırkçı kokular gelmeye başladı.

Mikro Sol: Bu söz Karl Marks’a aittir.

Cebir: Ama Marks da Yahudi değil miydi?

Mikro Sol: Demek ki söz ırkçılık barındıran bir söz değil.

Ben: Sivil toplum diye bir kavram vardır ya, hani şimdilerde revaçta, işte onun özü pratik gereksinimdir, egoizmdir. Sivil toplum hep vardı ve alem buysa kral Yahudi olanlardı.

Natürel: Niye kral Yahudiler oluyor?

Ben: Sorunu Marks yanıtlasın. Hatta şöyle yapalım, konuyla ilgili Mark’ın ne dediğini Mikro Sol söylesin.

Mikro Sol: Bu konuya bir ara ben de merak sarmıştım, Marks konuyla ilgili şöyle der: “Yahudi dininin dayanağı esas olarak nedir? Pratik gereksinim, egoizm. Bu yüzden Yahudi’nin tek tanrıcılığı, gerçekte pek çok gereksinimin çok tanrıcılığıdır. Kenefi bile tanrısal yasanın konusu yapan bir, çok tanrıcılıktır. Pratik gereksinim, egoizm, sivil toplumun ilkesidir ve sivil toplum politik devleti tamamen doğurur doğurmaz, bu saf biçiminde görünür. Pratik gereksinimin ve özel çıkarların tanrısı paradır.”

Natürel: Peki! Yahudilerin İspanya’dan kovulması meselesi?

Ben: Yahudileri İspanya’dan Yahudiler kovmuştur desem!

Natürel: Buna inanmamı herhalde beklemiyorsun?

Ben: İspanya’daki Yahudi dönmelerinden (Konversolar) haberin olmadığı belli. Yahudiliğin anneden geçtiğini biliyorsun değil mi?

Natürel: Duymuştum.

Ben: Argon Kralı 2. Fernando’nun annesi konverso Yahudi’ydi. Kastilya kraliçesi İsabella’nın annesi de konverso Yahudiydi. Evlendiler ve 1474 yılında iki krallık birleşerek tek krallık haline geldi. Yahudiliğin anneden geçmesinin ataerkil toplumlarda oluşturduğu pratik yarar işte… Ve bunlar Yahudileri İspanya’dan kovdular.

Natürel: Bunlar gerçek mi?

Ben: Kayıtlar yalan söylemiyorsa öyle olmalı… Ve dahası var ki, esas konumuzla ilgili olan da bu yanı… Talmud eğitimi konusunda uzman haham olarak yetiştirilen haham Abner vaftiz olup Hristiyanlığa ilk adımını atarak Alfonso olunca Yahudi karşıtı propagandanın bayraktarlığını üstlenerek Burgos piskoposluğunda önemli mevki kapmıştı. Alfonso de Cartagena da konverso Yahudi’ydi. Papa elçisi olarak görev yapmıştı ve Katolikleri Yahudilere karşı kışkırtan önemli isimdi. Konversoların ikiyüzlü olduğunu yayan da konversolardı. Konverso Espina kitabında sahte Hristiyanların gerçek yüzünün ortaya çıkarılması gerekliliğinden bahsediyordu. Haham Solomon Halevi dönüp Pablo de Santa Maria olunca Yahudi sürgünü talep ediyordu. Burgos piskoposluğu sürgünün mimarlarını çıkarmıştır ve konversoların kalesidir. Öyle ki, katedralin giriş kapısında Yahudiliğin simgesi Davut yıldızları vardır…

Natürel: İnanmıyorum.

Ben: İstiyorsan git bak! Şakaydı işte sana resmi.

   

Tefecilik, faizcilik; hayat bunlarla var. Yasaklasan ne yazar? Çünkü hayat bunlarla var. Batan batar, çıkan yukarılara, ta başımıza çıkar. Ne diyor kitap? “Yabancıya faizle ödünç verebilirsin; fakat kardeşine faizle ödünç vermeyeceksin, ta ki, mülk olarak almak üzere gitmekte olduğun diyarda elini atacağın her şeyde Rab seni mübarek kılsın.” Tefecilik, faizcilik; hayat bunlarla var ve bunlarla var olduğu içindir ki, Yahudilik var.

Faizciliğin merkezinde Yahudiler olmuştur. Diğer dinler ve devletler yasaklayınca sivil toplum alanında Yahudilere gün doğmuştur. Ortaçağın Hristiyan Avrupa’sında işi iyice azıtmışlar, din referanslı bu Yahudi mesleği, savaşlar, kuraklık, veba başta olmak üzere bulaşıcı hastalıklardan iflahı kesilmiş halkı esir almıştır. Bu Yahudi tefeciler işi öylesine ileri götürmüşlerdir ki, neredeyse herkes onlara borçlu duruma düşmüştür.

Kilise faizi yasaklıyordu ama geleceği kurtarma umudu olacak parayı vermiyordu ki… Sivil hayat borçlanmayı diretiyordu ve orada faiz karşılığı bunu yapan birileri vardı. Hayatın mezhebi geniş! Çünkü hayat, ne herkese acıdır; ne herkese tatlı. Batan batar, çıkan; başımıza çıkıp oradan aşağıdakilerin tepesine sıçar…

Borçlarını ödeyemeyenlerden karşılığı olarak arazi, köy, kasaba, çeşitli mülk ve hatta kilise sahibi oldu Yahudi tüccarlar.

1290 Yılında İngiltere’den, 1394 yılında Fransa’dan sürüldü Yahudiler ve 1492 yılında İspanya’dan… Ama ya faizcilik; ya tefecilik? Tefecilik, faizcilik; hayat bunlarla var ve bunların olduğu yerde Yahudilik hep var…

Bir Yahudi nasıl yaşamalı? Talmud bunu öğretir. Sivil toplumun bencil yapısında Talmud örnek olarak şunları der:

“Bir Yahudi doktorun Yahudi olmayanı iyileştirmesi, karşılığında para kazanılsa dahi yasaktır. Ancak, eğer Yahudi bir doktorun Yahudi olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudilere karşı toplumsal bir tepkiye yol açacaksa, o zaman yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir.”

“Allah dünyanın bütün servetini sâdece Yahudilere tahsis etmiştir”

“Yahudi olmayanların ırzı, namusu helaldir.”

“Yahudi olmayan kimselerin kanını akıtmak Allaha kurban takdim etmektir”

“Yahudi olmayanın, malını çalan ve işini elinden alan bir Yahudi, iyi bir iş yapmıştır.”

“Hırsızlık etmeyiniz emri sadece Yahudiler içindir. Diğer milletlerin canları ve malları helaldir”

“Emirlerimizi, Yahudi olmayan birine haber vermek, bütün Yahudileri katledilmeleri için ihbar etmekle aynıdır.”

“Yalnız Yahudi olanlara insan gözü ile bakılır. Yahudi olmayanlar birer hayvandır.”

“Yahudilik maksat ve gayesi için işlenen bütün günahlar, gizli olmak şartı ile mubahtır.”

Yahudiler, Talmud’a inanmayanı Yahudi benimsemezler. Sadece Tevrat’ı kabul edenler onlar tarafından Yahudi kabul edilmezler.

Mark’ın Yahudilere şu bakışı gerçekten ilginçtir ve ilginç olduğu kadar da bana göre benimsenebilirdir. “Yahudi kendini Yahudi tarzında özgürleştirmiştir, yalnızca parasal güç elde ettiği için değil, ama onunla ve ondan ayrı olarak da, para dünya gücü haline geldiği ve pratik Yahudi tini, Hristiyan halkların pratik tini haline geldiği için. Yahudiler, Hristiyanlar Yahudilere dönüştüğü ölçüde kendilerini özgürleştirmiş oldular.”

Natürel: Yani buna göre, pratik Yahudi tini, Müslüman halkların da pratik tini haline geldiğinde özgürleşmeleri daha bir katmerleşecek mi demeye getiriyorsun?

Ben: Bunun gerçekleşmiş olduğunu göremiyor musun? Şu resme bir bak! 1892 yılında yayınlanmış…

Bankerler, patronlar, kim bilir aralarında krallar ve din adamları, hepsi bir aradalar ve altından buzağıya tapıyorlar…

Mikro Sol: Levithan ile para rabbin ilişkisi geleceği gerçekten karartıyor. Gel de Diogenes’i anma, “Gölge etme başka ihsan istemez.”

İrfan Kaban