Son Dakika Haberler

“Sarıgül’e adaylık sözü yok… Bütün gençelerden oy istiyorum”

“Sarıgül’e adaylık sözü yok… Bütün gençelerden oy istiyorum”
Okunma : 124 views Yorum Yap

Kilicdaroglu_KanalturkCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, medyanın CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterilmesi için kampanya yürüttüğü Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e adaylık sözü verilmediğini, hiçbir pazarlık yapılmadığını açıkladı. Öğrencilerin kız erkek aynı evde kalmasınını engelleneceğini söyleyen Başbakan Erdoğan’a sert eleştiriler getirmeyi sürdüren Kılıçdaroğlu, “Siz bu çocukları alıyorsunuz bütün Türkiye’nin önüne suçlu diye koyuyorsunuz. İnsaf” dedi. Erdoğan’ın sağlıklı bir ruh halinin olmadığını belirterek, “Bizi bütün düyaya rezil ediyor” diye konuşan Kılıçdaroğlu, gençleri AKP iktidarının gitmesi için çaba harcamaya, gençler ve kadınları CHP’ye oy vermeye, AKP’den rahatsız olan bütün kesimleri yeni bir Türkiye’yi inşa etmek CHP’de toplanmaya çağırdı.

Kılıçdaroğlu, dün Kanaltürk’te katıldığı programda Candaş Tolga Işık’ın sorularını yanıtladı. Işık’ın Kılıçdaroğlu’na yönelttiği soruların ve Kılıçdaroğlu’nun yanıtlarının bir bölümü şöyle:

“SARIGÜL’LE HİÇBİR PAZARLIK YOK”

– Nasıl katıldı Sarıgül CHP’ye?


Genel Başkan olduktan sonra bir çağrı yaptım herkese. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar hepimizin malumu. Türkiye’nin iyi yönetilmediğini hepimiz biliyoruz. Parçalanan bir yapı vardı. Bu parçalanan yapı doğru değil. Herkesin bu ülkenin daha sağlıklı, daha tutarlı yönetilmesi için katkı vermesi gerekiyor. Beraber olmamız gerekiyor, birlik olmamız gerekiyor. Ayrışmanın bu ülkeye yarar getirmediğini hepimiz gördük, bildik ve tanık olduk. Ayrışmanın Türkiye’ye kaybettirdiğini, CHP’ye kaybettirdiğini hepimiz biliyoruz. Bu çağrıya Sayın Sarıgül’de evet dedi. Ben gelirsem önce 2 bin kişiyle, 3 bin kişiyle gelirim. Ben çağrımı tekrar yeniledim niye 2 bin, 3 bin 10 bin kişiyle gelin, 20 bin kişiyle gelin. Sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi güçlü olmak zorundadır. Dolayısıyla bu çağrıya Sayın Sarıgül’de evet dedi ve dolayısıyla sorunda çözülmüş oldu.

Bir pazarlık sözkonusu değil.

– Hiçbir pazarlık sözkonusu değil mi?


Hayır hayır herhangi bir pazarlık sözkonusu değil. Zaten neyin pazarlığını yapacaksınız ki.

– Söyleyeyim size. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi önceki dönemde Sayın Baykal döneminde Sarıgül’le ciddi manada husumet yaşayan, hatta olaylı kongrede bayağı ciddi fiziksel böyle şiddet görüntüleriyle karşılaşan isimler var. Bunlar İstanbul’da ilçe belediye başkan adayları. Sarıgül’ün bunları istemediği söyleniyor. Büyükşehir belediye başkan adayınız birazdan onu da soracağım. Şayet Mustafa Sarıgül olursa ilçe belediye başkan adayları konusunda birlikte bir karar verme süreci yaşayacaksınız muhtemelen öyle değil mi?

Hayır.

“ADAYLAR HALKA VE PARTİLİLERE SORULACAK”

– Nasıl buna siz mi karar vereceksiniz?


Bizim belediye başkan adaylarımızı büyükşehir dahil nasıl saptayacağımızı biz daha önceden açıkladık. 5 kişilik bir komisyonumuz var. Bu komisyon her seçim çevresini bağımsız olarak değerlendiriyor. Anketler oraya geliyor, milletvekilleri dinleniyor, ilçe başkanları dinleniyor, il başkanları dinleniyor. Yine o bölgeden, o seçim çevresinden sorumlu olan başka bir ilin milletvekili ve Parti Meclisi üyesi varsa onlar dinleniyor, anketler yapılıyor. Sonuçta bütün bilgiler geliyor oraya ve her seçim çevresiyle ilgili bağımsız karar veriliyor. Örneğin eğilim yoklaması yapılma kararı veriliyor. Eğilim yoklaması Parti Meclisine daha sonraki MYK’dan geçtikten sonra geliyor ve gidiliyor sonuçlarda seçim yapılıyor, seçim sonucu ilan ediliyor. Kim sandıktan çıktıysa onu belediye başkan adayı olarak belirliyoruz.

Bazen birbirine eşit çıkan yerler var. Diyelim ki eğilim yoklaması yaptık. Birbirine çok yakın çıktı gerekirse o zaman ankete başvuruyoruz. Bu kez halka soruyoruz. Bazen anket yapılıyor, anketten eşit birbirine yakın adaylar çıkıyor oransal olarak. O zamanda diyoruz ki eğilim yoklaması yapalım. Bu kez partililere soralım.

– Bu eğilim yoklamasından bir isim çıkar da Sarıgül ben istemiyorum derse yapacak bir şey yok mu diyeceksiniz?

Hayır hayır öyle bir şeyi Sayın Sarıgül’ünde söyleyeceğini tahmin etmiyorum.

– Şu ana kadar böyle bir konuşma yok mu kendisiyle?

Hayır.

“GELİN TÜRKİYE’Yİ YENİDEN İNŞA EDELİM”

– Aynı zamanda bir takım isimler Sayın Sabri Erbakan katıldı Cumhuriyet Halk Partisine.

Henüz katılmadı.

– Katılacağı yönünde…

Gazetelerde yazıyor. Katılırsa da memnun oluruz tabi.

– Aynı şekilde Hüseyin Sipahi ismi dolaşıyor Anavatan Partisinin eski Çekmeköy ilçe başkanlarından. Bu bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisinin önümüzdeki yerel
seçimlerde, çünkü bu isimler merkez sağda çok bilinen, tanınan, etkili isimler, etkili siyasetçiler. Cumhuriyet Halk Partisinin merkez sağa yönelik bir oy hamlesi olarak da yorumlanabilir mi?


Bu seçimler CHP açısından olduğu kadar Türkiye açısından da önemli seçimlerdir. Öyle bakıyoruz bu seçime. Neden öyle bakıyoruz? Türkiye’nin iyi yönetilmediğini az önce ifade ettim. Herkesin kaygısı var, kuşkusu var. Ne olacak bu memleketin hali diye herkes birbirine soruyor. Hapishaneler tıka basa dolu. Medyanın özgürlüğü büyük ölçüde elinden alınmış. Sayın Başbakan toplumu adeta bir kavga ortamına çekti. Her gün ağzından ne çıkacak diye herkes biraz ürkerek dinliyor. Dolayısıyla bu anormal yapıdan Türkiye’yi çekip çıkarmak ve yeniden Türkiye’yi sağlıklı yürüyen bir raya oturtmak gerekiyor. Yerel seçimler bu açıdan bir fırsat. Biz çağrıyı sadece sola, demokratik sola, sosyal demokrasiye değil, ülkesini seven, ülkesi için çalışan, demokrasinin güçlenmesini isteyen, bireysel hak ve özgürlüklerin genişlemesini isteyen herkese çağrı yapıyoruz. Bu çağrımız herkese aslında. Diyoruz ki gelin Türkiye’yi yeniden inşa edelim.

İSTANBULLLARA ÇAĞRI

İstanbul’u belki biraz sonra konuşacağız bilmiyorum sorarsanız yani. Baktığınız zaman şimdi siz İstanbul’dan geliyorsunuz. Allah aşkına İstanbul yaşanabilir bir kent mi? Şu soruyu her İstanbullunun kendisine sorması lazım. Son 10 yılda, son 20 yılda İstanbul’a ne kadar para harcandı? 150 milyar doların üzerinde İstanbul’a para harcandı. Hangi sorunu çözüldü İstanbul’un? İstanbul’un hayatının yarısı trafikte geçmiyor mu? Trafikte geçiyor. En son Marmaray’ı açtılar. Marmaray projesi kime ait? Rahmetli Ecevit neden gözardı ediliyor? O da bir sosyal demokrat. Neyin ne olduğunu gayet iyi biliyordu. Niye bu kadar geciktik? 150 milyar dolar bu Marmaray hariç para nereye gitti? İstanbullunun bunu sorma hakkı var.

SARIGÜL CHP LİDERLİĞİNİ SOYUNURSA…

– Okuyorsunuzdur muhtemelen. Siz çünkü yayınları, gazeteleri yakından takip eden bir siyasetçisiniz. Sarıgül’le ilgili önemli bir senaryo var. Gerçekliği tartışılır ama sizin de kulağınıza geliyordur. Deniliyor ki, Mustafa Sarıgül Cumhuriyet Halk Partisinin başına geçecek, bir hamle bu. Önemli olan bu. İstanbul belediye başkanı seçilir ya da seçilmez. Kemal Kılıçdaroğlu büyük bir hata yaptı deniyor. Böyle bir endişe taşıyor musunuz Sarıgül bir gün beni koltuğumdan eder diye?

Böyle bir endişe taşıyor musunuz? Bakın, ben Genel Başkan olduktan sonra partinin tüzüğünü değiştirdim. Kurultaya götürdüm ve kurultayda değiştirdik. Eskiden Genel Başkanın değişmesi için masa kurulurdu kurultayda ve divanın önünde Genel Başkanın değişimiyle ilgili imza toplanırdı ve bununda %25 gibi yüksek bir oran da olması gerekiyordu. Ben bunun tümünü kaldırdım. Yok böyle bir şey. Bu partide herkes Genel Başkan olmak için eğer varsa gönlünde bu iradesini rahatlıkla ortaya koyabilmeli. Siyaset koltuk hesabı üzerinden yapılmaz. Siyaset ülkenin sorunlarına talip olmaktır.

Şimdi siz efendim ben asla koltuktan kalkmayım, bu iddiada olan birisinin de önünü kesiyim. Böyle bir düşünceyi hiçbir zaman taşımadım. Böyle bir düşünceyi taşımayı da doğru bulmuyorum. Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal kimliği gelişmiş bir partidir. 90 yıllık bir siyasal partidir. Kültürü oluşmuştur Cumhuriyet Halk Partisinin. Genel Başkanın nasıl olacağı, Genel Başkanın niteliklerinin ne olacağını kurultay delegeleri çok iyi bilirler. Elbette ki siyasette bir belde başkanı dahi ben CHP Genel Başkanı olmalıyım iddiasını da taşıyabilmelidir.

– Bu beni mutlu eder diyorsunuz?

Bu beni mutlu eder. Çünkü bizim bir başka görevimizde yeni siyasetçileri siyaset kulvarına taşımaktır. Bu böyledir. Aksi halde siz her gelen siyasetçiyi keser, onu bir tarafa atarsanız bu doğru değildir. Siyasetçinin görevi ülkeye hizmet etmektir ve bu çerçevede çalışmaktır. Özgüveniniz yoksa işte tüzüğü değiştireyim, birisi Genel Başkan olacak onun önünü kesiyim, ona ceza veriyim. Asla bu düşünceleri taşımıyorum. Benim siyaset anlayışım budur.

“SAÇMA SAPAN BİR DÜŞÜNCE”

– Şimdi seçimlerin dışında Türkiye bugünlerde çok da başka bir konuyu konuşuyor. O da biliyorsunuz öğrenci evlerine yönelik Başbakanın açıklaması. Başbakan dedi ki, kızlı erkekli kalan öğrenci evlerinde farklı şeyler oluyor, biz buraya müdahale edeceğiz. Valilere talimat verdim ve bugünde genelgeler valiliğe gitmiş bu arada. Genelge valiliklere gitmiş bu arada. Ne diyorsunuz?

Şimdi bakın, Başbakan türban olayını hep siyasette kullandı. Kadının kılık kıyafeti üzerinden oy devşirmeye çalıştı. Son parlamentoda 4 tane sonra sayı 5’e çıktı. Türbanlı milletvekili geldi ve biz tavrımızı genel kurulda belirledik. Muharrem bey konuştu, Şafak Pavey konuştu ve Erdoğan’ın ezberi bozuldu. Beklediği tepki olmadı. Tepki olmayınca ne yapacağım dedi şimdi. Kalktı öğrenci evleri olayını gündeme getirdi. Kızlar, erkekler bir evde kalıyorlar, yurtları ayıracağız. Yani aklın, mantığın kabul edemeyeceği çok özür dilerim ama saçma sapan bir düşünce. Bir sefer kız yurdu, erkek yurdu bunlar zaten ayrı.

– Bu yurtların dışında bizde öyle zannediyorduk ama evlere…

Bunlar ayrı. Sonra olayı döndürdü evlere. Bakın şimdi, bir Başbakan bizim gençlerimizin tümünü töhmet altında bırakamaz. Hiçbir siyasetçi bunu yapamaz. Anne ve babaları üniversiteye gönderdiği çocuklar dolayısıyla böyle ağır bir suçlamayla karşı karşıya bırakamaz. Yazıktır, günahtır. Kendi çocuklarımıza acıyalım. Nasıl yaparsınız siz böyle bir şeyi? Bu Başbakan zina suçunu kaldırmadı mı? Kaldırdı. Zina suçunu kaldıran kim? Bu Başbakan, bu hükümet. Şimdi neyin hesabını yapıyor? Gidip kapıyı çalacaksınız, siz bu evde mi oturuyorsunuz? Evet. Verin bakıyım evlilik cüzdanını. Yok. Hadi sizi karakola götürdüm. Götürdünüz karakola neyle suçlayacaksınız? Bana Türk Ceza Yasasında bir madde gösterin neyle suçlayacaksınız? Şimdi buradan…

“BÜTÜN DÜNYAYA BİZİ REZİL EDİYOR”

– Gerekirse yasa yapılır, değiştirilir diyor falan.


Getirsin bir yasa bakalım. Buradan tekrar oy devşirmeye yani efendim evlerde işte şöyle veya böyle kadınl
ar, kızlar veya işte gençler kalıyorlar ben onların namus bekçiliğini yapacağım. Gençlerin namus bekçiliğini yapmak ne zamandan beri siyasetçilerin işi oldu? O çocukları siz nasıl bu kadar ağır suçlarsınız. Yazık günah değil mi o çocuklara? Onların ailelerine yazık günah değil mi? Gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Ruh hali sağlıklı bir insanın yapacağı bir şey değildir bu. Önce bakanlar yok Başbakan öyle bir şey söylemedi diye olayı örtbas etmeye çalıştılar. Sonra kalktı açıkça kendisi suçladı. Bütün dünyaya bizi rezil ediyor.

“BU KAFA BU ÜLKEYİ YÖNETEMEZ”

Bakın bir yerde bir şikayet gelmiş; Denizli’de. Siz kalkıyorsunuz o şikayetten yola çıkarak evlerde kalan bütün genç kızları, bütün o genç erkekleri suçluyorsunuz. Yazık günahtır Allah’tan korkun bari. Kendi gençliğini bu kadar ağır töhmet içinde bırakan başka bir ülkenin Başbakanı var mı Allah aşkına? Bu kafa bu ülkeyi yönetemez. Bu kafada sağlıklı bir ruh hali yoktur. Artık o insanları birey olarak düşünün. O insanlar üniversitede okuyorlar, gencecik çocuklar bunlar. Geleceğimiz olan çocuklar bunlar. Siz bu çocukları alıyorsunuz bütün Türkiye’nin önüne suçlu diye koyuyorsunuz. İnsaf ya!

Şimdi size şu soruyu da soruyum. Devletin yurdu var gayet güzel diyelim. Bir veya iki kişilik odalar, sıcak suyu var, soğuk suyu var. Niye ben gidip ev tutuyum? Kampüs orada, yurdumdan çıkarım dersime giderim. Yer olmadığı için. Daha ucuz. Niye ben daha pahalı gidip 3, 4, 5, 6 üniversite öğrencisi bir araya geleceğiz bir ev kiralayacağız, daire kiralayacağız orada kalacağız diye. Niçin? En geç 2 yılda bu ülkede yurt sorunu çözülür. En geç 2 yılda. 11 yıldır çözemediler 11 yıldır. Yazık günah bu ülkeye. Şimdi kalkıyorsunuz bu çocukları suçlayarak oy devşirmeye çalışıyorsunuz.

GENÇLERE VE KADINLARA ÇAĞRI

– Klasik sorular. Cumhuriyet Halk Partisi niye tek başına iktidar olamıyor diye soruyor Burak Filiz size.

Gençler Erdoğan’ın son tutumuna bakacaklar, AKP’nin son tutumuna bakacaklar, yaşamlarına bakacaklar. Kurban paralarını yiyenlerden hesap sormayan, zekat paralarını yiyenlerden hesap sormayan ama gencin namusunu masaya yatıran bir kişiden hesap soracaklar. Hesap sormazlarsa bu ülkeye karşı görevlerini yapmamış olurlar. Bütün gençlere söylüyorum, bütün gençlere. Eğer siz gerçekten bu ülkeye özgürlük ve demokrasi gelsin diyorsanız, gerçekten siz özgürce yaşamak istiyorsanız, gerçekten de her üniversitenin kampüsünde rahat kalabileceğiniz öğrenci yurtları istiyorsanız bu iktidarın gitmesi için çaba harcayacaksınız. Bu işin kuralı budur. Demokrasinin kuralı budur.

Niye iktidara gelmediniz? Oy vereceksiniz geleceğiz. Ve oy istiyorum. Bütün gençlerden istisnasız oy istiyorum. Bütün kadınlardan istisnasız oy istiyorum. Bu ülkenin aydınlığı için, kendi çocuklarının geleceği için. Bunu yaptığımız takdirde biz bu ülkeye karşı görevimizi yerine getirmiş oluruz. Yolsuzluk dosyaları var şikayet ediyorlar. Şikayet ediyorsan oy vereceksin. İşime gidip gelemiyorum, saatlerim otomobilde geçiyor. Sana yol yapılmadıysa, ulaşım sorunu çözülmediyse oy vereceksin.