Son Dakika Haberler

Sezgin Tanrıkulu.Erdoğan'a Katliam emri vermediğinizi kanıtlayın!

Sezgin Tanrıkulu.Erdoğan'a Katliam emri vermediğinizi kanıtlayın!
Okunma : 110 views Yorum Yap

imageSezgin Tanrıkulu, Başbakan Erdoğan’a Ukuderedekatliam emrini vermediğinizi kanıtlayın dedi.Başbakan sürekli yargıyı etkilemeyin diyerek müdahalede bulunuyor gerçekleri saklıyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Başbakanlık’tan yapılan “Uludere” açıklamasına sert tepki gösterdi. Uludere’de 34 kişinin uçakların bombardımanı sonucu öldürülmesinin olağan zanlısının Başbakan Erdoğan olduğunu belirten Tanrıkulu, Erdoğan’a “Katliamın emrini vermediğininizi kanıtlayın” dedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Şırnak’ta Şerafettin Elçi Havaalanı’nın açılış töreninden sonra bir grup Uludereli aileyle yaptığı görüşmenin ardından Başbakanlık’tan yapılan açıklama üzerine yazılı bir açıklama yapan Tanrıkulu, “Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 26 Temmuz tarihinde bir grup Uludere//Roboskili aileyle yaptığı görüşme, Başbakan’ın özür dileyeceği yönünde bir beklenti yaratmıştır. Ne var ki söz konusu görüşmeden kısa süre sonra Başbakanlık tarafından yapılan açıklamada, aynı nakaratın tekrar ettirildiğini ortaya koymuştur” dedi.
Tanrıkulu, Başbakanlık açıklamasında Uludere katliamının Başbakan’ın talimatı olmadan yapıldığının ileri sürüldüğünü, “Yargıyı etkilemeyin” denilerek aba altından sopa gösterildiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Uludere/Roboski Katliamı bir insanlık suçudur ve yargı veya başka gerekçeler gösterilerek tartışılmasının engellenmeye çalışılması kabul edilemez! Sorumlular ortaya çıkarılmadığı sürece olağan şüpheli AKP hükümeti ve onun başında bulunan Recep Tayyip Erdoğan’dır! Bu katliama sessiz kalmak, sorumluları gizlemek, ortaya çıkmalarını engellemek, yargı sürecini yavaşlatacak girişimlerde bulunarak unutturmaya çalışmak, katliama ortak olmaktır!”
Başbakanlık tarafından yapılan açıklamada, katliam emrinin Başbakan tarafından verilmediği ve operasyonu yürüten güvenlik güçlerinin “en üst düzeyde hassasiyetle” hareket ettikleri ifade edildiğine dikkat çeken Tanrıkulu, “en üst düzeyde hassasiyet”ten insani bir hassasiyet kastedilmediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Olsa olsa o gece, sınır boyunda tek bir canlı bırakmama hassasiyetinden söz edilebilir! Zira en ufak bir insani hassasiyet gösterilse, tarihe kara bir leke olarak geçen böylesi bir katliama imza atılamazdı.”
Aynı açıklamada Başbakan’ın ailelere, “kamuoyunda bilinen görüşleri” tekrar ettiği ifade edildiğini ve “Uludere olayıyla ilgili kamuoyunca bilinen görüşlerini tekrar etmiştir. Bu görüşlerde herhangi bir farklılık veya tenakuz söz konusu değildir” denildiğini anımsatan Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani Başbakan Erdoğan ‘yatıp kalkıp Uludere diyorlar’ tepkisinden de ‘görevini yapan’ askeri birimlere olan teşekküründen de en ufak bir geri adım atmış değildir. Madem bilinen görüşleri tekrar edecekti, Roboskili ailelerin acılarını tekrar deşmek üzere mi kendileriyle görüşüldü? Ailelerin beklentilerini karşılamayacaksanız, katliama ilişkin sözlerinizin arkasında durmaya devam edecekseniz, hangi ‘insani’ nedenle o acılı annelerle aynı sofraya oturabildiniz? Hangi ‘yüksek siyaset’, hangi emel, hangi ‘proje’ dolayısıyla Roboskili aileleri yanınıza çağırdınız?”
Tanrıkulu, Erdoğan’a şu önerilerde bulundu:
“Yapmanız gereken, sorumluların listesine anlamlı bir özrü de ekleyerek, Roboskili aileleri yanınıza çağırmak yerine bizzat onların ayağına giderek acılarını dindirmeye çalışmaktır! Sizin en temel vazifeniz budur! Fakat belli ki amacınız bu katliamın hesabını vermek veya sorumluları açıklamak değil, acılı aileleri ‘beklemeye’, dolayısıyla unutmaya ikna etmektir. Belli ki bu katliamın hesabını verecek cesaretten yoksunsunuz! Fakat Sayın Başbakana ehemmiyetle hatırlatmak gerekiyor ki, Roboski Katliamı’nın üzerinden aylar veya yıllar değil, asırlar bile geçse, acısı unutulmayacak!
“Gencecik insanların bedenlerinin katır sırtında taşındığı görüntüler hiçbir zaman hafızalardan silinmeyecek! Roboskili annelerin ağıtları, katliamcılar ortaya çıkarılıp yargılanmadan dinmeyecek!
“Bu katliamı zamanın karanlığında görünmez kılmaya çalışmanız nafiledir. O yüzden de her geçen gün bu katliamdaki sorumluluğunuzun yükünün artacağını kabul edin ve bir an önce gereğini yapın. Katliamın emrini vermediğinizi kanıtlayın. Emri verenleri ifşa edin ve yargılanmalarını sağlayın. Uludere/Roboski’ye gidin ve ailelerden özür dileyin!”
Başbakanlık Basın Merkezi’nce yapılan açıklama şöyleydi:
Sayın Başbakanımız son derece samimi bir ortamda gerçekleşen bu görüşme sırasında aileleri dinlemiş ve Uludere olayıyla ilgili kamuoyunca bilinen görüşlerini tekrar etmiştir.
Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 26 Temmuz 2013 tarihinde Şırnak ’ta Şerafettin Elçi Havalimanı’nın açılış töreni sonrasında, 28 Aralık 2011’de Türkiye sınırına yakın bir bölgede gerçekleşen hava operasyonu sebebiyle hayatını kaybedenlerin bazı yakınlarıyla da bir görüşme yapmıştır.
Tamamen insani zeminde gerçekleşen bu görüşmede, aileler olayla ilgili düşüncelerini ve taleplerini dile getirmişler, Sayın Başbakanımız da bu hadiseye gösterdikleri ilgi ve hassasiyete dikkati çekerek, hükümet olarak attıkları adımları anlatmıştır.
Hal böyle iken bir kısım yayın organlarında, Şırnak’taki bu görüşme ile ilgili olarak gerçeklerle bağdaşmayan iddialara yer verilmiştir. Asılsız iddialara dayalı kurgu ve senaryolar, görüşmenin içeriğini yansıtmamaktadır.
Sayın Başbakanımız son derece samimi bir ortamda gerçekleşen bu görüşme sırasında aileleri dinlemiş ve Uludere olayıyla ilgili kamuoyunca bilinen görüşlerini tekrar etmiştir. Bu görüşlerde, herhangi bir farklılık veya tenakuz söz konusu değildir.
Sayın Başbakanımız, devam eden yargılama sürecine güvenilmesi gerektiğini de özellikle vurgulamıştır.
Görüşmede “Başbakan’ın talimatı olmadan bu operasyon yapılabilir mi?” sorusu üzerine, gerçekleşen her operasyonun Başbakanın bilgisi dahilinde yapılmadığı belirtilmiş; terörle mücadelede ilgili birimlerin yasalardan aldıkları yetki çerçevesinde gereken adımları attıkları, bu mücadele esnasında büyük saldırılar ve mağduriyetler yaşayan güvenlik güçlerinin en üst düzeyde hassasiyetle hareket ettikleri vurgulanmıştır.
Olayla ilgili bir hüküm verilebilmesi halen devam etmekte olan yargı sürecinin tamamlanmasıyla mümkün olabilecektir. Dolayısıyla yargıyı doğrudan etkileme niteliği taşıyacak spekülasyonlardan uzak durulması da büyük önem taşımaktadır.