Son Dakika Haberler

Tezkere’ye MHP Payanda Oldu.

Tezkere’ye MHP Payanda Oldu.
Okunma : 91 views Yorum Yap

TBMM_Genel_Kurul_541Darbelerin mağduruyum diye iktidara gelen, yine aynı söylemle iktidarda kalan, ancak 12 yıldır ülkeyi darbecilerin çıkardığı yasalarla yöneten, 2007’den beri darbeciler gibi baskı yönetimi uygulayan, büyük yolsuzlukları kapatmak için defalarca anayasayı askıya alarak yargıya darbe yapan AKP, şimdi sınır ötesinde darbe yapacak. AKP hükümeti, Esad yönetimini devirmek için, MHP’nin sayesinde Türk askerini Suriye’ye sokma yetkisini aldı. CHP, Türkiye’nin resmen korsan devlet haline getirileceği uyarısında bulundu.

Hükümetin, kanlı terör örgütü Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) ABD öncülüğünde oluşturulan koalisyona katılmasının ardından Irak ve Suriye’de yapılacak operasyonlara katılmak için Meclis’e gönderdiği tezkerenin görüşmeleri bugün yapıldı. MHP, PKK’nın da yer alması nedeniyle tezkereyi eleştirmekten kaçınırken, CHP ve HDP sert eleştirilerde bulundu.

“SİZSİNİZ IŞİD’Cİ”

HDP adına konuşan Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tezkereye destek vermemeleri nedeniyle kendilerini IŞİD’ci diye suçladığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

 “IŞİD’e desteği siz verdiniz, IŞİD’e hâlâ destek vermeye bu tezkereyle bile devam ediyorsunuz. Niye mi? Uluslararası harekâtın, koalisyonun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının gerekçesinde IŞİD’den başka hiçbir şey sayılmıyor. Siz bu tezkerenin meşruiyetini bu karara dayandırıyorsunuz. Okuyayım mı? Buna gerek yok. Sadece ve sadece IŞİD’i, onunla bağlantılı olan unsurları, El Kaide’yi, El Nusra’yı sayıyor. Bakanı burada dinledik, bu kararı şöyle yorumluyor: ‘Bu, terörizme karşı bir genel mücadele kararıdır. O yüzden biz her türlü terörizme buna dayanarak mücadele açıyoruz.’ Öyle bir şey yok, bu kararın gerekçesinde sadece IŞİD var, hedef olarak tespit edilen güç sadece IŞİD’dir. Siz, mücadelenin, müdahalenin hedeflerini dörde, beşe dağıtarak aslında IŞİD üzerindeki baskının beşte 1’ini ancak uygulamaya talip olduğunuzu söylemiş oluyorsunuz. O nedenle samimi değilsiniz, ciddi değilsiniz.”

Kürkçü, tezkereye karşı çıkan ve IŞİD’le ilgisinin olmadığını söyleyenlere de “IŞİD’ci” diye şantaj yapıldığını vurgulayarak,“Sizsiniz IŞİD’ci. IŞİD’le beraber hareket ettiniz bugüne kadar, bunu saklayamazsınız, saklamanız mümkün değildir, binlerce kanıtı var” dedi.

APO’NUN AÇIKLAMASINI MECLİS KÜRSÜSÜNDEN OKUDU

Kürkçü, konuşmasında Kobani’nin düşmesi ve IŞİD’in bir katliam yapması halinde çözüm sürecinin sona ereceğini belirterek, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın sözlerini de Meclis kürsüsünden okudu:

“Ciddiyetle ve büyük fedakârlıklarla bu noktaya getirmeyi başardığımız sürecin geleceği ve selameti atılacak adımların hızı ve ciddiyetiyle doğrudan bağlantılı hâle gelmiştir. Nitekim Orta Doğu’nun JİTEM’i olarak da ifade edebileceğimiz IŞİD gibi vahşi bir örgütün neler yapabileceğine bütün dünya tanıklık ediyor. Kobane kuşatması sıradan bir kent kuşatması olmanın çok ötesinde, sadece Kürt halkının demokratik kazanımlarını hedeflemekle kalmayıp Türkiye’yi de yeni bir darbe sürecine sokacaktır. Bu katliam girişimi amacına ulaşırsa hem süreci sonlandıracak hem de yeni ve uzun sürecek bir darbenin temellerini atacaktır.”

AMAÇ ESAD YÖNETİMİNİ DEVİRMEK

CHP adına konuşan grup başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin “komşularla sıfır sorun” politikasının IŞİD tehlikesinin ortaya çıkmasında büyük rolü olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Maalesef, bu politika Türkiye’yi bugün komşusuz bırakmıştır ve dış politikada bir açmazın içine sürüklemiştir. Dış politikada, Avrupa Birliğine tam üye, demokratik ve özgürlükçü bir Türkiye hedefi yerine, mezhepsel bir anlayışla İslam dünyasının liderliğine oynama ve bu anlayış çerçevesinde komşu ülkelerin yönetimlerine müdahale etme, onları devirme çabası, Türkiye’yi çok büyük sorunların içine sokmuştur. Bugün görüşeceğimiz tezkerenin gerisinde yatan temel neden budur. AKP’nin komşu ülkelere, Suriye’ye yönelik olarak bu ülkenin yönetimine müdahale etme, onu devirme çabasıdır. Bunu dün Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın bu kürsüden Başbakan sıfatıyla yaptığı konuşmada kullanmış olduğu bir cümle çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Erdoğan’ın dün kullandığı cümle şudur: ‘Şam yönetiminin derhâl uzaklaştırılması önceliğimiz olmaya devam edecektir.’Tezkerenin özeti buradadır. Şam yönetiminin derhâl görevden uzaklaştırılması Erdoğan’ın ve Davutoğlu’nun öncelikli hedefidir. Hiç kimse başka bir şey aramasın. Tezkere metni burada.”

“8 PARAGRAFIN 7’SİNDE ESAD”

Tezkerenin toplam 12 paragraftan oluştuğunu, bunlardan 2 paragrafın genel değerlendirme yapıldığını, son paragrafında istenen yetkinin tarif edildiğini, bir paragrafında Irak’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapıldığını vurgulayan Hamzaçebi, “Kalan 8 paragrafın 7’sinde Suriye’deki Esad rejimi eleştiriliyor. Hedef Esad, Esad yönetimi” dedi.

Tezkerede IŞİD ve PKK’nın sadece bir kez geçtiğini sözlerine ekleyen Hamzaçebi, şöyle konuştu:

“Sokağa çıkalım, bütün dünyayı dolaşalım, televizyonlara bakalım, her yerde IŞİD teröründen bahsediliyor. IŞİD’in kafa kesen, vahşi, insanlık dışı uygulamalarından herkes rahatsız, bütün kamuoyu rahatsız. Buna gerçekten ‘Dur’ demek gerekiyor. Türkiye’nin uluslararası koalisyonda yer alarak IŞİD’in bu terörüne son vermesi lazım, bertaraf etmesi lazım. Modern dünyadaki bu koalisyonda elbette Türkiye Cumhuriyeti de yer almak zorundadır ama Sayın Erdoğan’ın dün ifade ettiği ‘Şam yönetiminin derhal uzaklaştırılması bizim öncelikli hedefimizdir’ cümlesi doğrultusunda hazırlanmış olan bu tezkere IŞİD’le mücadeleyi değil, emperyal yayılmacı hedeflerle, Suriye’de Türkiye’nin işgalci bir politikasının olacağını bize anlatmaktadır. Bunun gerçeği budur. Hiç kimse başka bir şey aramasın değerli arkadaşlar.”

“IŞİD’E ASKER SEVKİYATI TÜRKİYE’DEN YAPILIYOR”

“IŞİD neden bu duruma geldi? Türkiye Suriye’nin iç işlerine müdahale etmiştir, Suriye’de açıkça taraf olmuştur, Suriye’deki rejim muhaliflerinin yanında yer almıştır, onları silah, mühimmat ve lojistik yönden desteklemiştir. Suriye’deki rejim karşıtı örgütlerin, oluşumların, silahlı güçlerin Türkiye’de kampları vardır. Bu insanlar, bu birlikler, kuvvetler Türkiye’de eğitilmekte, Suriye’ye gidip savaşmakta, geri gelmektedir. Türkiye bunlara silah desteği yapmıştır, mühimmat desteği yapmıştır. Oraya giden silah dolu TIR’lar yakalanmıştır, bu tırların aranması engellenmiştir ve Türkiye’nin vermiş olduğu silahlar IŞİD’in eline geçmiştir. Bu iddianın aksi bugüne kadar Hükûmet tarafından kanıtlanabilmiş değildir. Şimdi, Hükûmet IŞİD’den şikâyet ediyor görünüyor. IŞİD’e asker sevkiyatı Türkiye üzerinden yapılıyor.

“BUNU KİMSE YUTMAYACAK”

“Daha bir hafta önce beni Trabzon’dan bir büyüğüm aradı, tanımadığım bir ağabeyim. ‘Benim torunum Almanya’dan Trabzon’a uçakla geldi, onu buradan aldılar, daha evine bile uğramadan Suriye’ye, IŞİD’e götürdüler’ dedi. İstanbul’da camilerde, IŞİD’in hedefi doğrultusunda hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazları kılınmaktadır.”

“Davutoğlu-Erdoğan ikilisinin emperyal, yayılmacı, İslam dünyasının liderliğine oynama uğruna Türkiye’yi ateşe sürüklemesine izin vermek istemiyoruz. Niyet tamamen budur, tamamen budur. Erdoğan suçüstü yakalanmıştır” diyen Hamzaçebi, hükümetin tezkereye destek sağlamak için Süleyman Şah Karakolu’nu kullanarak milli duygularla oynamaya çalıştığını söyledi. “Bunu kimse yutmayacak” diye çıkışan Hamzaçebi, şöyle konuştu:

“BU ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEMEYE HAKKINIZ YOK”

“Esasen Süleyman Şah’ı buraya niye yazıyorsunuz? Orası Türkiye Cumhuriyeti toprağıdır. Oraya bir saldırı vukuunda hiç tezkereye gerek yok, Türk Silahlı Kuvvetleri gider, oraya müdahale eder. Genelkurmay Başkanı Sayın Necdet Özel bugün bunu söyledi. Bu, tezkerenin gerekçesi olamaz, kimseyi kandıramazsınız. Samimiyseniz, getirin, IŞİD terörünü hedef alan gerekçenizi buraya koyun, bununla sınırlayın.


“Bakın, o reddedilen 1 Mart tezkeresinde bile o zamanki Hükûmet daha onurlu bir duruş sergilemişti, demişti ki;
‘Şu kadar -62 bin- Amerikan askeri, şu kadar uçak, şu kadar helikopter ve Irak’ın kuzeyinde olacak.’ Burada bölge ayrımı yok, silah ayrımı yok, yabancı silahlı kuvvet ayrımı yok. Yabancı silahlı kuvvetler Türkiye’ye gelecek, konuşlanacak, gidecek. Türkiye’nin nerede duracağı belli değil. Türkiye’yi maceraya sürüklemeye, Mehmetçik’in kanı üzerinden bu ülkeyi felakete sürüklemeye hakkınız yoktur.”

“GAFLET, DELALET, HİYANET…”

CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu ise tezkereyle yabancı ülkelerin askerlerinin Türkiye’de girmesine izin verildiğini belirterek, “Almanya kendi askerini nasıl kullanacağını Türkiye’nin belirleyeceği esaslar dâhilinde mi yapacaktır? Bu durumda ülkemizi üs olarak kullanacak yabancı güçlerin eylemlerinden sorumlu olmayı Hükûmet nasıl kabul etmektedir, hangi yetkiyle üstlenmektedir? Daha da önemlisi, terörle mücadele bağlamında Türkiye kendini korumak için yabancı askerlere ihtiyaç duyacak noktaya mı gelmiştir? Böyle bir duruma izin vermek, onay vermek hangi vatanseverlik anlayışına sığar? Bu muhataralı tezkerenin altına imza atmak gaflet, dalalet ve hıyanet olmayacak mıdır” diye sordu.

TÜRKİYE’Yİ KORSAN DEVLET YAPACAKSINIZ

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin El Kaide, IŞİD ve Suriye’deki terör örgütlerine ilişkin kararlarının hiçbirinde, bir başka ülkenin askerlerinin Suriye ve Irak’a girmesine izin verilmediğine dikkat çeken Loğoğlu, şunları söyledi:

“Bu tezkere kabul edilirse Türkiye bölgenin korsan devleti olur. Bunu lütfen görün. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güvenlik risklerine sessiz kalmamanın karşılığı bölgede korsanlık yapmak değildir. Atıf yaptığınız Güvenlik Konseyi kararlarının hiçbiri size bu hakkı vermiyor. Gerekçede üç ayrı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına atıf yapılarak öngörülen sınır ötesi güç kullanımına uluslararası meşruiyet kazandırılmaya çalışılıyor. Oysa bu kararların hiçbirinin uzaktan yakından güç kullanımıyla ilgisi bulunmamaktadır. Okuyanlar görecektir ki atıf yapılan bu kararlar bir askeri müdahaleye cevaz veren, izin veren kararlar değil, terör örgütlerinin insan kaynaklarını, mali kaynaklarını ve diğer beslenme alanlarını kesmeye çağıran kararlardır.

“KARARLAR UYGULANSAYDI YOLGEÇEN HANI OLMAZDI”

“2001 yılında kabul edilen 1373 sayılı Karar’ın üzerinden on üç yıl geçmiştir. Bu on üç yılın büyük çoğunluğunda iktidarda olan AKP’nin bu kararı bugüne kadar uygulamadığı açıktır. Örnek vermek gerekirse, anılan kararın 2’nci maddesinin (g) bendinde yer alan
‘etkin sınır kontrolleriyle teröristlerin sınır geçişlerinin önlenmesi’ hükmü uygulansaydı Türkiye’nin güney sınırları ve havaalanları IŞİD ve El Nusra örgütlerinin yolgeçen hanı olmazdı. Bahsettiğim Güvenlik Konseyi kararlarının hemen hepsinde yer alan terörizmin finansmanının önlenmesine ilişkin gerekli tedbirler alınsaydı IŞİD bugün Türkiye’deki birtakım odaklara petrol satamazdı.

“Hükümet IŞİD’le ülke içinde mücadele etmek yerine askeri operasyonlar yoluyla yeni maceralara girerse, ülkemiz Suriye ve Irak sorunlarının içine fiilen çekilir, bölgedeki çatışmalar genişler, derinleşir, uzar ve Türkiye bu dipsiz mücadeleyle ve terör tehdidiyle baş başa kalır. Bunu önlemek hepimizin boynunun borcudur.”

Tartışmaların ardından tezkere açık oylamaya sunuldu. Yapılan oylamaya 396 milletvekili katıldı. CHP ve BDP ret oyu verdi. Oylamada 98 milletvekili hayır oyu kullanırken tezkere 296 oyla kabul edildi. MHP’nin de olumlu oy kullanarak AKP’ye destek vermesi nedeniyle tezkere meclisten geçmiş oldu.

Bir yıl süreyle geçerli olacak tezkere ile AKP hükümeti, Suriye’ye; Rusya, Çin ve İran’ın büyük destek verdiği Esad yönetimini devirmek için asker sokmayı planlıyor. Eğer bu amaçla Suriye’ye asker sokulursa dünya savaşı çıkması bile işten değil. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu’nun dedikleri gibi IŞİD’i bırakıp Esad’ı devirmeyi öncelik haline getirmeleri halinde Türkiye’nin ABD ve Avrupa’yla ilişkilerinin tamamen bozulması olasılığı da bir başka tehlike.