Son Dakika Haberler

TÜRKİYE’DE SAVCILIK BASKINI YİYEN İLK BELEDİYEYİZ

TÜRKİYE’DE SAVCILIK BASKINI YİYEN İLK BELEDİYEYİZ
Okunma : 101 views Yorum Yap

Sukru-1-1
YURT Gazetesi-Röportaj-Ülkü ÇOBAN/ Sarıyer Belediyesi’ne savcılık baskını yapıldığında FETÖ yapılanması ile ilgili AKP’li Aziz Babuşçu’yu uyardığını belirten Şükrü Genç, “Ben sizin il başkanınıza söylemiştim diye cumhurbaşkanına belirteceğim” diyor
Sarıyer Belediyesi’ne savcılık baskını yapıldığında FETÖ yapılanması ile ilgili AKP’li Aziz Babuşçu’yu uyardığını belirten Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, “Ben sizin il başkanınıza söylemiştim diye cumhurbaşkanına belirteceğim” diyor.
Başlarken…
Sarıyer’de doğup büyümüş biri olarak, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’e soracak oldukça fazla soruya sahiptim. Hem iki Sarıyerli, hem de aynı liseden mezun iki Kabataşlı olarak yan yana geldik. Sarıyer’i, ülkenin son günlerine kara bir bulut gibi çöken darbe girişimini ve siyaset algısını uzun uzun konuştuk. Şükrü Genç ile röportajımızın ilk bölümü sizlerle.
İstanbul’daki diğer belediye başkanlarına nazaran kendinizi şanslı görüyor musunuz? Neticede İstanbul’un en güzel yerlerinden birinin belediye başkanısınız.
Bazen “ Sarıyer’de belediye başkanlığı yapıyorsun, Esenler’de olsan daha iyi mi olurdu?” diye kendime bir motivasyon yaratıyorum. Sarıyer doğru insanların, doğru anlayışın elinde olduğunda Yaratan’ın verdiği yapıyı şekillendirebilirsiniz. Yoksa burası inanılmaz bir yağmalama içinde. Bireysel çıkarların, bire beş kazanmanın, kapitalist sistemin getirdiği şeyleri her bir noktada görüyorsunuz. Bunu hem durduracak, hem de doğru yöne kanalize edecek bir anlayışın olması lazım ve biz de bu vasıftayız.
Fukara bir aileydik, zorluklarla büyüdüm
İnşaat mühendisi olmanızın avantajı var mı?
Çok büyük faydası var. 94-99 arası burada meclis üyesiydim. Çok tesadüfi bir sebeple ben belediye başkanı oldum, yoksa işlerim aşırı yoğundu, bir sürü yerde şantiyelerim ve yurt dışı çalışmalarım vardı.
Belediye başkanı olmaya nasıl karar verdiniz?
Hisar’dan başlayıp Havantepe’ye kadar olan tüm tepe mahallelerin mülkiyet yani ‘yarın’ problemi var. Bunu ancak benim mühendisliğimle çözebiliriz diye düşündüm. Belediye başkanı olmak isteyişimin temel nedeni bizim mahallelerde yaşayan halkımızdır. Rahmetli babamla konuştum “Artık çok iyi bir mühendis olduğumun farkındayım ve bunu ben topluma yansıtmalıyım” dedim. Babam da Karacaahmet Dergahı’na 40 yıl hizmet etti, gecesi gündüzü hep oralardaydı; şu anda farklı bir şekilde de bunu ben yapıyorum. Çocukluğumda inanılmaz fukara bir aileydik ve zorluklarla büyüdük. Çocukların ne isteyebileceğini çok iyi biliyorum ve benim çocukluğumda hayalini kurduğum şeyleri şimdi onlar için yapmaya çalışıyorum.
Parti seni aday yapmaz dediler
-7 küsur yıldır Sarıyer’in yönetimi sizde. 2009 ve 2014 seçimleri arasında oyunuzu da arttırdınız.
Bu doğru bir yaklaşım değil, mesele CHP-AKP meselesi değil. Bütün oylar CHP’ye gitsin mantığında değiliz ama iyi bir yaşam, gençlik ve toplum yapılanması oluşturursanız, insanlar oylarının nereye gitmesi gerektiğini bilirler. Olay şablonculuktan çok düşünen bir toplum yaratmaktır. Mühendisliğimi kullanıyorum, mutlaka yaşamın analizinin yapılması gerektiğini düşünüyorum. 2009 öncesinde ben adaylık meselesini düşündüğümde bütün çevrem “Sen iyi bir belediye başkanı olursun da parti seni aday yapmaz ki” dediler.
-Neden?
“Senin gibi kendine göre kuralları olan, bir sistem kurmaya çalışan bir adamı yapmaz” dediler. Bu adamlar politikanın içinde olmaz pek, parti de istemez. Hala daha mücadele içindeyim belediyede. Sistemli yapının kontrol edilmesi de çok kolay. Sizin kontrol edilmek gibi bir rahatsızlığınız varsa eğer sürecin sistemli olması çok işinize gelmez.
Siyaset yaşamın kiridir
2009’da birinci döneminizi ardından oy yükseltme çabası içine girdiniz mi?
Oyumuzu yükseltelim gayreti içinde değilim, biz çalışıyoruz. Kampanyamız seçimlerin öncesinde 2-3 aylık bir kampanya değildi. 5 yıldır yaşamın hep içindeydik, hep kampanyaydık zaten. 2014’te yüzde 50’nin üzerinde oy alacağımızı biliyorduk, daha önce yüzde 37 ile seçilmiştik ve yüzde 52 aldık. Genel başkanımız “Siyaseti her şeyin önünde tutmayacağız” der. Çok güzel bir atasözü, “Para elin kiridir” der. Ben de siyaset de yaşamın kiri diyorum. Siz siyaseti her şeyin önünde tuttuğunuzda duvara çarparsınız. İşte 15 Temmuz olur. Siz siyaseti yaşamın içinde tutacaksınız, yaşamın önünde değil.
İktidar partisi 2014 seçimi öncesi önlem almaya çalıştı mı? Ayazağa’nın Sarıyer’e katılması örneğin. Bir önlem şekli miydi?
İnanılmaz hem de, neler neler… Ayazağa bize bağlandığında, 2011 seçimlerinde 11 bin gerideymişiz. Sonra istatistiklere baktık, fark 3 bine düştü, biz lehimize çevirdik. Bu işin AKP’liliği, MHP’liliği, onu bunu yok. Siz insanlara yaşamı anlatmak durumundasınız. Eğer onun çocuğu ile yakinen ilgileniyorsanız, olanaklar sağlıyorsanız, çocuğunu yarına hazırlayacak önlemler alıyor, eğitimle çok detaylı ilgileniyorsanız toplumun bunu görmemesi mümkün değil. Boş bulduğumuz alana park yapıyoruz, onun yerine başka bir şey de yapılabilirdi.
Belediye başkanlığında 3. dönemi düşünüyor musunuz?
Tabii düşünüyorum, benim milletvekilliği gibi herhangi bir düşüncem yok onu çok net belirteyim. Ben çok iyi bir partiliyim. Hangi yapı içinde olursam, aşkla, severek yaparım, mutlu olurum, yaşayarak yaparım. Bu çok önemli benim için.
AKP’yi paralel yapı konusunda uyardım
15 Temmuz Sarıyer’de nasıl yankı buldu? Halkı tepkisi neydi? Sizin gözleminiz ne?
Diğer bölgelerden ayırmak mümkün değil, Sarıyer’de de aynı şey vardı. Demokrasi nöbeti olarak adlandırılan toplantıların bir kısmına zaman zaman katıldım ben de. O yapılanmanın Türkiye’ye zararı olacağını biz yıllardır biliyorduk. Hatta Türkiye’de savcılık baskını yiyen ilk belediyeyiz biz. 2010’un sonu 2011’in başlarıydı ve bunun bir kurgu olduğunu biliyordum. Hedef bendim, hedef Sarıyer’deki CHP iktidarının dağıtılmasıydı. Bunun altını çizerek söylüyorum, ben o zaman bu işin bir kumpas olduğunu anladım ve AK Parti İstanbul İl Başkanı olan Aziz Babuşçu’ya söyledim. Babuşçu, “Ey Kılıçdaroğlu sen Malatya’yı, Kayseri’yi bırak Sarıyer’e bak” diyordu. Bir gün gittim ve “Siz Sarıyer ile ilgili ne biliyorsunuz? Size bilgiler yanlış geliyor” dedim. “Sizin içeride tutuklularınız var” dedi, “Tutukluların olmasını siz sağladınız, sizin talimatınızla oldu bunlar” dedim. Babuşçu, “Olur mu? Biz hukuk devletiyiz” dedi, “Bak şu anda hukuk işlemiyor, bir gün size de işlemeyecek dedim”. Bunu 6 sene önce söyledim. Bir gün bir fırsat bulursam “Ben sizin il başkanınıza söylemiştim” diye cumhurbaşkanına söyleyeceğim.
Bunu Sayın Cumhurbaşkanı’na anlatmam lazım
O dosyalar, davalar ne oldu?
Davalar düştü, neredeyse hepsi beraat olacak. Bizi o dönemde sorgulayan 2 savcı, yargılayan 4 hâkim ve burada incelemeye gelen 6 müfettişin hepsi tutuklandı. Bunu Sayın Cumhurbaşkanına anlatmam lazım, hepsini o zaman Aziz Babuşçu’ya anlatmıştım zaten. “Bu adamlar bir gün sizin başınıza da dert olacak, onun için şimdiden önlem alınması lazım” demiştim.
Babuşçu tam olarak size ne cevap verdi?
“Siyasette böyle şeyler olur” dedi. “Benim siyaset anlayışımda böyle şeyler olmaz, siz o yanlışlığa sebep olmamalısınız. Lütfen Sarıyer ile ilgili olan tavrınızı değiştirin veya bazı şeyleri daha bilgilenerek söyleyin” dedim.
O gazeteci ise ben de mühendisim!
ABC Gazetesi, paralel soruşturmasında cemaat kolejinin 1 milyon liralık borcunu sildiğinizi yazmış.
Biz mi silmişiz? Onun yalan olduğu çok net, ben bunu belgeyle gösteririm. Bu olayın bir mahkeme süreci de oldu, bu mahkeme sonucunu biz size evrak olarak da teslim edebiliriz. Öyle saçma şey olur mu, onlardan 600 bin küsur lira tahsil ettim ben, silinme olayı da nedir? Bana şunu demeleri lazım “Siz bu borcu silmişsiniz kanıtı da bu”. Bunu kanıtlayamıyorlarsa hiçbir anlamı yok, onların nasıl gazeteci olduğunu kendileri de biliyor. Merdan Yanardağ gazeteci ise ben de mühendisim, belediye başkanıyım. Benim sorumluluk anlayışım onlara karşı her bir alanda mücadele ve bunun bedelini de ödedim. Bunu yazanların bir kez laf yapmak dışında bir mücadeleleri oldu mu? Sırası geldiğinde kendilerine avanta sağlansa onların tarafında olurlar mı, olmazlar mı o da ayrı bir mesele.
Gazete mayıs ayında “Soruşturma devam ediyor” yazmış.
Bitti. Soruşturma filan her şey bitti ve biz tahsilatını yaptık.
-Stratejik olarak bunu yayımlamanız gerekmiyor muydu? Niye yayımlamadınız?
Bir yönetici kendi aleyhine somut delil olmadan çıkan her haberin peşinden koşarsa işini yapamaz. Eğer mahkeme böyle bir süreci başlatır da beni suçlu bulursa Merdan Yanardağ yazsın bunu ama tam tersi benim dosyamdaysa bu da onun utancıdır.