Son Dakika Haberler

ANLATIN YOKSA ÇATLARIM!

ANLATIN YOKSA ÇATLARIM!
Okunma : 12 views Yorum Yap

Başında fötr şapta, elinde siyah çanta, koltuğunun altına sıkıştırdığı gazetesi ile ağır adımlarla sahile doğru ilerliyor ve Taşiskele Parkına geliyordu. Her zamanki gibi hiç tereddüt etmeden kafeteryaya girip soldaki ilk masaya oturdu. Bir çay ve bir de su söyledi. Hem çay hem su? İkisini içmek de ne? Belli ki aldığı ilaçlar ağzını kurutuyordu. Çayını yudumluyor, durgun denize bakıyordu. Birkaç balıkçı teknesi Taşiskele’ye yanaşmıştı. Beykoz, Yeniköy, Tarabya görünmüyordu. Ne kadar çirkin bir görüntü diye düşündü. Banklara oturanların kayıtsızlığı! Bunaltıcı sıcağa rağmen insanların banklarda oturmasına bir anlam veremedi…

Gazetesini açtı, ön sayfasına göz gezdirmeye başladı…

Sağ yanında bir çift belirdi; şık bir kadın ve aslan gibi bir delikanlı, yanlarında arabasında bir çocuk. Belli ki karı kocalar. El ele tutuşmuşlar denize doğru ilerliyor ve boş buldukları bir banka oturuyorlardı.

Bir süre sohbet ettiler, çocukla oynadılar. Sonra yüksek sesle konuştukları, hatta atıştıkları duyuldu.

Kadın ayağa kalkmış bir şeyler söylüyor, el kol hareketi ile dikkat çekiyordu. Aynı şekilde yanındaki delikanlı da ayağa kalkmış, “sus sakin ol” der gibi hareketler ediyordu.

Kafe ve banklarda oturanların dikkatini çekmiş herkes onlara bakıyordu. Onlar oralı değildi herkesin duyacağı kadar yüksek sesle bir birlerine bağırmaya devam ediyorlardı…

Adam meraktan çatlayacaktı, yerinden doğruldu, yanlarına doğru yürümeye başladı. Düşünüyordu aynı zamanda!

Bunlara nasıl müdahale edebilirim diye. Durun, susun, etmeyin desem nasıl karşılarlardı… Ayıp olur muydu, olmaz mıydı? Etraftakiler ne derdi?

Bırakın etraftakileri ya kavga edenler kendisini terslerlerse ne diyebilirdi. Ne olursu olsun, gidecek ve müdahale edecekti. Yaptıklarının iyi olmadığını, kendileri dışındaki insanların rahatsız olduğunu anlatmaya çalışacaktı…

Kararlı adımlarla yürüdü. Tam “Durun çocuklar, yapmayın…” diyeceği sırada, kadın yüksek sesle kahkaha atarak dalaştığı delikanlıya sarıldı onu bir güzel öptü. Aynı şeyi gülerek delikanlı yaptı. Adam hayret etti, bir anlam veremedi.

Öyle kala kaldı yaşlı adam, ne bir adım ileri, ne bir adım geri gidebildi. Sessiz, dalgın, düşünceli biraz da tedirgindi.

Yanlış mı görmüştü? Gördükleri serap mıydı? Bu düşüncelerle beyni zonklarken, gözleri karardı, başı döndü, oturma ihtiyacını hissetti, eli ile banka tutunmaya çalıştığı anda kadın “Amca otur, iyi görünmüyorsun” diyerek koluna girdi. delikanlı da aynı şekilde adamın koluna girerek yardımcı oldu ve “Amca bir şeye ihtiyacın var mı, size nasıl yardım edebilirim?” diye sordu…

Adam biraz nefeslendikten sonra eliyle işaret etti. “Durun, durun… “ diye fısıldadı. Üç beş dakika sonra kendine gelmiş olacak ki, gülerek sordu: “Neden önce kavga, sonra da sarmaş dolaş oldunuz?” Kadın, erkek birbirlerine baktılar sonra da birlikte kahkaha atarak adama sarıldılar. Adam “Anlatın yoksa çatlarım” dedi…

Adam hayretle gençlere bakıyordu. Kadın ben anlatayım amca dedi ve “Mert ile arkadaştık, evliliğe doğru gidiyorduk. Sarıyer’e gezmeye geldik, yedik, içtik, dinlenmek için buraya geldik ve bu bankta oturduk. Aramızda tartıştık, kavga eder noktaya geldik. Hatta kavga ettik. Çok kimse bizi hayretle izledi, sonra ayrı ayrı uzaklaştık buradan. Ama bir süre sonra barıştık ve evlendik.

O günün üzerinden tam iki yıl geçti. İşte bugün o gün! Bu olayı tekrar yaşamak, barışmakla, evliliğin devamını temin ettiğimiz için, aynı yere gelip aynı olayı bir daha yaşamak istedik. Bunu yaptık. Başka bir nedenimiz yok. Rahatsız ettikse, affedin, belki çocuksu hareket ettik ama…

Adam güldü “Ne affı efendim ne affı, Allah sizlere iyilikler versin, siz kendi öykünüzü yazmış, sonra senaryoya çevirerek yine kendiniz oynamışsınız…” Ayağa kalktı, çocuklara bir daha baktı ve “Hay Allah…” dilerek yanlarından ayrıldı.

Yazan: İbrahim BALCI