Son Dakika Haberler

Engelli Olmak Bir Kader Değildir. Aysin GÜNEN

Engelli Olmak Bir Kader Değildir. Aysin GÜNEN
Okunma : 51 views Yorum Yap

Toplumsal sorunların içinde boğuşurken engellilerin
toplumla bütünleşmede onlara kolaylık sağlayacak çözümler üretmede ne kadar
duyarlıyız? bu soruları kendime sorar ve çözüm üretmeye çalışırım. Onlar için
daha fazla ne yapabiliriz? bunlar herkesin kendine sorması gereken sorular
olduğuna inanıyorum. Geçen hafta Sarıyer ortopedi engelliler dayanışma
kongresinde bulundum, o andan itibaren bu karmaşık düzenin içinde engellilerin
sorunlarının nasıl çözülmesi gerektiğini düşündüm.

Sarıyer de 1500 engelli olduğunu öğrenince
engellilerin sorunlarına ortak olmak ve katkıda bulunmak için daha çok mücadele
etmemiz gerektiğini düşündüm. İsterseniz nelerle mücadele ettiklerine bir göz
atalım; Engellilerin topluma katılmalarının önündeki en büyük sorunlarından bir
kaçı ulaşım, fiziksel çevre, konut sorunu, ekonomik güçlük, eğitim, sağlık,
sosyal yaşamla bütünleşme olarak düşünebiliriz. Engelli ailelerinin bu
sorunları kabullenmesi ve yaşama bilinçli olarak hayata geçirmesi gerekiyor.

Engelli olmasını onun bir cezası gibi görülmemeli. Bu
konuda bir rehabilitasyon ve eğitim programları uygulanmalıdır. Çevrenin
engelliye acımadan çözümsel yaklaşımlarda bulunması gerekmektedir. Son nüfus
sayımında engellilerin belirlenmesine yönelik sağlıklı sonuçlar elde
edilmemiştir.20 aralık 1993 Birleşmiş Milletler toplantısında engelliler için
fırsat eşitliği konusunda standart kurallar belirlenmiş ön koşul olarak
bilinçlendirme, tıbbi bakım, yardım hizmetleri ve en önemlisi ailenin
katılımının önemi vurgulanmıştır.

Toplumsal desteğin yetersizliği, toplumun dışlayıcı
tutumu ve davranışları sadece acıyarak yaklaşımı engellinin aramıza katılımını
zorlaştırmakta. Toplumda ne kadar engelli olduğunu saptarsak çözüm üretmede yol
haritası çizmiş oluruz. UNESCO‘nun
yaptığı araştırmalarda ülkemiz nüfusunun
yüzde 14’nün engelli olduğu belirtilmiştir
. Bu rakama bakıldığında bu
sorunun ülkemiz için hayli yüksek bir sorun olduğunu görmekteyiz. Sorunu
aşabilmek için Avrupa birliği 2003 yılının engelliler yılı olarak kabul
etmiştir. Engellinin kendine dair var olma iç güdüsü onun toplumla
entegrasyonunu belirlemekten geçmektedir.

13 haziran 2003 engelliler sempozyumu İstanbul da
düzenlenmiş bu sempozyumda 80 kişi üzerinde anket yapılmış sorunları arasında
yüzde 90 ulaşım, yüzde 30 alışveriş, yüzde 75 ara sıra alışverişe çıktığını,
yüzde 95 kültür ve eğlence yerlerinden mahrum olduğunu, yüzde 85 dışarıdaki
aktivitelerinden yararlanamadığını göstermektedir. Bu saptamalar gösteriyor ki
devlet kuruluşlarının ve toplumun yeteri kadar engelli sorunlarına çözüm
üretmemiştir.

Bir engellinin alışverişe çıktığı anı gözümüzün önüne
getirelim. Yaşamsal ihtiyaçlarını karşılaması için engelli arabasıyla
marketlerde alışveriş yaparken bol rampalı basamakları aşması için kolaylık
sağlayıcı hiç bir tasarım düşünülmemiştir. Tekerlekli sandalyesinin yanına
klipsli sepet uygulaması zorunludur. Kasalar arasındaki mesafe darlığı engelli
arabasının geçişini zorlamaktadır. İş alanında karşısına birçok sorun
çıkmaktadır. İşe alımlarda iş verenin engelliyi almak istememeleri bir sorundur.
İş verenin 30.maddeye göre en az 50 işçi çalıştıran işletmeler engelli işçi
almak zorundadır.

Buraya kadar yetişkin engelli yazarken çocuk yaşta
engelli bir evlada sahip olan bir ailenin zorluklarını saptamaya çalışalım;
Anne ve baba engelli çocuğunun bunun bir ceza kadersizlik gibi görmesi
düşüncesini değiştirmesi gerekiyor. Sorunun bir başka yanı ekonomik sıkıntılar,
bir engelli taksi şoförlüğü yapmaya kalksa hareketi sınırlı olduğundan araçtan
inemediğinden dolayı zor duruma düşmektedir. Geçen gün engelli bir arkadaş
arabasını satmaya karar verdi yasal düzenleme gereği arabasında engelli plaka
işaret bulunmasından dolayı değiştirme lüksünden yoksun kaldı. Devlet hepsine
iş bulmasa da var olan hakları hayata geçirmeli maaş bağlayarak toplumdan soyutlanmasını
engellemelidir.

Türkiye de görünen, görünmeyen engelli sorunlarını
yazmaya kalksak sayfalar yetmeyeceğini öğrenmiş olduk. Sadece bedensel engelli
sorunları mı? var. Altı nokta körler araştırmasında 700.000’ni aşkın görme
engelli olduğu saptanmıştır. Onların sorunlarının da içler acısı olduğunu
öğrendim. Görmeyen engellinin eğitim alanında zorluluğu körlere tahsis edilmiş
tek bir kütüphane olması ayrı bir durumdur. Eyüp körler kütüphanesini gönüllü
okuyuculara borçludur. Evlerinde ve dışarıda boş vakit geçiren kişilerin bu
kütüphanede görmeyen engellilere gönüllü okurluk yapmaları görme engelliye bir
ışık olacaktır. Bir şeyin karşılığını beklemeden bu misyonu yüklenen Eyüp
kütüphane yöneticisi Şevket Köseoğlu 7 yıldır görmeyen biri olarak severek
yapmaktadır. Gönüllü okuyucu bulmakta zorlandığını duyunca aklıma bir
engellinin seslenişi geldi.

BİZLER ENGELLİ DEĞİLİZ GERÇEK ENGEL ENGELLİYE BAKAN
GÖZLER, EN BÜYÜK ENGEL SEVMEYİ BİLMEYEN YÜREKLERDİR.

AYSIN GÜNEN

aysin.gunen@mynet.com Bu
e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için
JavaScript etkinleştirilmelidir

http://twitter.com/AysnGunen