Son Dakika Haberler

KİŞİSEL ALAN. Zülal KAPLAN

KİŞİSEL ALAN. Zülal KAPLAN
Okunma : 140 views Yorum Yap

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada çokça paylaşılan ve üzerinde espriler üretilen dikkat çekici bir reklam filmi vardı. Reklam İETT’ye aitti ve metrobüs ile ulaşımın ne kadar konforlu olduğundan bahsediyordu. Öyle ki Vatan Şaşmaz özel aracına binmek yerine metrobüs kullanmayı tercih ediyordu. Pişman da olmuyordu… Bunun üzerine her gün metrobüslerde, otobüslerde, tramvaylarda birbirleri ile iç içe, hiç de sağlıklı olmayan koşullarda seyahat eden insanlar haklı olarak mizahi tepkiler gösterdiler.

Aşırı kalabalık araçlarda insanları çileden çıkaran bu yolculuklardan şikayet etmeyen yoktu.

Peki İETT dışında hepimiz neden aynı fikirdeyiz?

Bu yolculuklar bizi neden çileden çıkarıyor?

Bunların nedeni hepimizde bulunan kişisel alan algısıdır.

Her insan toplumsal ilişkilerinde diğer insanlarla arasında bırakacağı fiziksel mesafeye dair tercihlere sahiptir. Bu mesafe başkaları tarafından ihmal edildiğinde kişide yoğun bir rahatsızlık duygusu oluşmaya başlar.

Karşısındakine çok fazla dokunarak, yaklaşarak konuşan insanların antipatik görünmesinin sebebi de budur.

Bu yüzden asansörlerde birbirimize bakmaz, mağazalarda yanımızda gezen satıcılardan uzaklaşmak isteriz. Tüm bu insanlar hayatta ilk defa karşılaştığımız tanımadığımız kişilerdir ve onlara fazla yaklaştığımızda vücudumuz tehlikelere karşı savunmaya geçer.

Gerginleşip saldırgan bir ruh haline bürünebiliriz.

Eldeki bilgilere göre vücudumuz çevresindeki 0-40 cm’i en yakınlarımıza ayırırken tanımadığımız kişilere ancak 3m yaklaşma şansı bırakıyoruz. İstanbul şartlarına baktığımızda ise her gün işimize, okulumuza gitmek, evimize dönmek için bir aracın içine sıkıştırılıp, en yakınlarımıza, sevdiğimiz kişilere, dostlarımıza ayırdığımız 40 cm mesafeye hiç tanımadığımız yabancıları almak zorunda kalıyoruz.

“Kişisel alan önceleri psikologlar tarafından çalışılırken psikolojinin de bir nörobilim olma özelliği kazanmasıyla birlikte artık nörobilimciler tarafından da çalışılmakta.”

Bilim insanları, “kişisel alan mesafesi neye göre belirlenir”, ihmal edildiğinde vücudun gösterdiği tepkiler nelerdir ? gibi sorulara cevap bulmaya çalışıyorlar.

Son çalışmalar kişisel alan algısının kontrolünden beynin amigdala bölgesinin sorumlu olduğunu gösteriyor.

İnsanlar üzerinde denenmesi zor olan bu çalışmalar öncelikle primatlar üzerinde gerçekleştirildi daha sonra amigdalasının her iki tarafı hasarlı 42 yaşında bir kadın denek olarak kullanıldı. Deney sonucunda amigdalası hasarlı deneğin diğerlerine göre kendisine abartılı bir şekilde daha fazla yaklaşılmasına izin verdiği gözlemlendi. 2009 yılında yayınlanan çalışma önemli bir nöropsikiyatri deneyi olarak kabul edildi. * Amigdalanın beynin duygusal tepkilerin kontrolünden sorumlu olan parçası ve limbik sistemin bir üyesi olması dolayısıyla yukarıdaki bilgi bizim için önemli.

“Amigdala duyguların denetlenmesini sempatik sinir sistemini uyararak ve dopamin, adrenalin gibi salgılar aracılığıyla sağlar. Kriz anında limbik sistemi uyarır ve sinirsel uyarılar harekete geçer. “

Demek oluyor ki kişisel alanımıza girilmesinin kızgınlığa yol açması beklenen bir sonuç. Fakat elbette bu içgüdüsel cevabın arkasına sığınmadan onu yumuşatmak mümkün ve gerekli.

Biz kızgınlık anında içgüdülerimizi baskılamaya çalışaduralım İETT de adeta dalga geçerek yayınladığı reklamın üzerinde bir kez daha düşünsün. Umuyorum ki gösterilen mizahi tepkiler bu reklamı yaptıranların utanmasına sebep olur da sorunları görmezden gelmek yerine çözmeye çalışırlar.

Herhalde biraz araştırdıklarında utanmanın da beyinde bir yerlerden kontrol edildiğini göreceklerdir.

*Nature Neorscience, Kasım 2009

Zülal Kaptan

1989 doğumluyum. 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünden mezun oldum. Nöropsikiyatri ve nörodejeneratif hastalıklar üzerinde çalışıyorum.