Son Dakika Haberler

ŞİDDETE KARŞI OLAN DÜZENLEMELERİ NEDEN TARTIŞIYORUZ

ŞİDDETE KARŞI OLAN DÜZENLEMELERİ NEDEN TARTIŞIYORUZ
Okunma : 1.134 views Yorum Yap

Sarıyer Belediye Meclisi Şubat ayı 1. Oturumu (BKSM) Boğaziçi Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Sarıyer Belediyesi İBB Meclis Üyesi Av. Melendiz Dalyan İzgi, Medeni Kanun’un kabul edilişinin 95. yılı nedeni ile mecliste yapmış olduğu günden dışı konuşmasında, medeni kanunun 1926 yılında kabul edimesi, toplumdaki cinsiyete yönelik eşitsizliği gidermenin ilk adımları atılması ve Kadınlar, evlenme, boşanma, mal varlığı, miras gibi özel yaşamlarına ilişkin haklar açısından erkeklerle eşit yurttaş konuma gelmesi için çıkarılan kanunun temel haklarından bahsetti.

TÜRK MEDENİ KANUNU NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ 

İBB Meclis Üyesi Av. Melendiz Dalyan İzgi şöyle konuştu:

Medeni Kanun’un 17/02/1926 yılında kabul edilişinin 95. yılı vesilesiyle söz almış bulunmaktayım. Türk Medeni Kanunu neden bu kadar önemli?

Medeni Kanun, sivil kanundur yani vatandaşların kanunu. Kişisel haklara, mülkiyet hakkı gibi eşyaya ilişkin haklara, aile hukuku ve miras hukukuna ilişkin düzenlemeler içerir. Kısaca yurttaşların doğumundan başlayarak ölümünden sonrasına kadar olan tüm sürece ilişkin düzenlemeler içeren temel kanundur.

Medeni Kanun’un 1926’da yürürlüğe girişiyle toplumdaki cinsiyete yönelik eşitsizliği gidermenin ilk adımları atılmıştır. Kadınlar, evlenme, boşanma, mal varlığı, miras gibi özel yaşamlarına ilişkin haklar açısından erkeklerle eşit yurttaş konumuna gelmişlerdir.

Kız çocukların erkek çocuklarla eşit mirastan faydalanması kuralı ile kadınların miras hakları güvence altına alınmıştır. Yine kız çocuklarını korumak amacıyla evlilik yaşı kuralı getirilmiştir. Tek eşlilik kuralı, evlilik birliğinin resmi nikah ile kurulması ve hakim kararıyla boşanma ile kadın evlilik içerisinde hukuken güvence altına alınmıştır.

Medeni Kanun, kanun önünde kadın erkek eşitliğini kabul ederek, kadınların eşit ve özgür bireyler olarak toplumsal ve kamusal yaşamda yerini almasının başlangıcıdır, devamındaki yasal düzenlemelere ışık tutmuştur.

Av. Melendiz Dalyan İzgi : BM ( CEDAW) sözleşmesinin 1985 yılında imzalandığını, 2002 Yılında Türk Medeni Kanun yenileşmiş hali ile yürürlüğe girdiğini, Kadın erkek eşitli hakkında büyük ilerleme kaydedildiğini belirtti.

KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ ANLAŞMALARI

Av. Melendiz Daylan İzgi: 1985 yılında Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzalamıştır.

Türkiye’deki güçlü kadın hareketinin ve kadın kuruluşlarının çabaları sonucunda, 1990’dan bu yana kadın hakları konusunda gelişim kaydedilmiştir. 2002 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu ile kadın erkek eşitliği konusunda büyük bir ilerleme kaydedilmiştir. Aile Konutu, boşanma halinde kadının haklarını koruyan edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilik içerisinde ailede kadın erkek eşitliğini sağlayan koruyucu hükümleri sayesinde kadınların geçmişte yaşadıkları mağduriyetler giderilmiştir.

2004 yılında Anayasamızın 10. maddesine “kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir.” hükmü eklenmiştir.

2009 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde Kadın- Erkek Fırsat eşitliği komisyonu kurulmuştur.

2011 yılında İstanbul’da imzalanmış olması sebebiyle, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi imzalanmıştır.

İBB Meclis Üyesi Av. Melendiz Dalyan İzgi, 1926 yılında imzalanan Medeni Kanunun ek ilavelerle 1985 BM: CEDAW, 1990 Düzenlemesi, 2002 Yeni Medeni Kanun, 2004 Anayasa 10. Madde “ kadın erkek eşit haklara sahiptir” kanun yenilemesi. 2009 Kadın- Erken fırsat eşitliği kanunu, 2011 İstanbul Sözleşmesine ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi imzalanması ve 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesi yasasının 2012 de yürürlüğü konmasına rağmen kadınlar hakkında gelişmeler yapılmasına, kazanımlar edilmesine istinaden, bugün şiddetin devam ettiğini, Ocak Ayında 18 kadın cinayeti işlendiğini belirtti.

ŞİDDETE KARŞI OLAN DÜZENLEMELERİ NEDEN TARTIŞIYORUZ

Melendiz Dalyan İzgi konuşmasına şiddet ve cinayetlerle devam etti. :
“Anayasanın 90. maddesi açıktır. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. demektedir. Buna rağmen yetinmemişiz sözleşmeye uygun yasal düzenleme yapmışız. 6284 Sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası gibi kadınlar için hayati önemi olan bir kanun 2012 yılında yürürlüğe konmuştur.
Tüm bu olumlu gelişmeleri aynı Türkiye Cumhuriyeti devleti yapmıştır. Bunların her biri kadınlar açısından önemli kazanımlardır.”

“Ancak bugün geldiğimiz noktada aynı Türkiye Cumhuriyetinde yapılan tartışmalar hepimizi hayrete hatta dehşete düşürmekte. Hele hele de aile içi ve kadına yönelik şiddetin tırmanışa geçtiği bu dönemde. Her gün bir kadının şiddete uğradığı, tam da yeğenini istismar eden amcanın tahliyesinin davul zurnayla karşılandığını haberlerde gördüğümüz bu günlerde.. 2021’in yalnızca bu ilk ayında Ocak ayınca 18 kadın öldürülmüşken..Kadınlar ölmek istemiyorum diyerek çocuklarının gözleri önünde öldürülürken.. Kadınların hukuki güvencesi olan yasal düzenlemelerin tartışılır hale gelmesini anlamak mümkün değil. Şiddeti, şiddetin nedenlerini değil de şiddete karşı olan düzenlemeleri neden tartışıyoruz?”

KADINA ŞİDDET TOPLUMSAL BİR SORUNDUR

Kadınlar
Kadına yönelik her türlü ayrımcılık, şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesini, suçların kavuşturulması ve suçluların cezalandırılmasını istiyor.

Bu çok mu? Bu saydıklarım İstanbul sözleşmesinin temel amaçlarıdır. Kadınlar çok şey mi istiyor. Yaşamak istemekle. Türkiye Cumhuriyetinin düzenlediği, 2012 yılında kendi kabul ettiği 6284 Sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasasının etkin olarak uygulanmasını istemekle çok mu şey istiyor?

İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddet insan hakkı ihlalidir, der. Kadına şiddet toplumsal bir sorundur. Bunun hepimiz üzerine düşen görevleri yerine getirmeli ve duyarlı davranmalıyız.