Son Dakika Haberler

ABİDE BİR İSİM DEDE YUSUF

ABİDE BİR İSİM DEDE YUSUF
Okunma : 7.603 views Yorum Yap

Dede Yusuf Sarıyer’de unutulmayan isimlerden biridir.
Aslında “Dalyancı Dede Yusuf” derler kendisine. Baba mesleği olan
Dalyancılığı lakap olarak almış ve ölene kadar de dalyancılığı devam
ettirmiştir.

Boğaziçi’nde kurulan dalyanların ya sahibi ya da ortağı
idi. Aslında Beykoz’da İsmail Bey, Sarıyer’de Dede Yusuf, Ömer Bey,
Sokrati Reis, Yenimahalle’de Andriko Reis, Rumeli Fener’de İbrahim
Menekşe Reis sayılı dalyancılardı. Bu sayı daha da uzatılabilir ama
Dalyancı Dede Yusuf aralarında bir başka idi.

Sadece dalyancılığı ile değil, sosyal hayattaki
çalışmaları ile de akla ilk gelen isimlerdendi. Özel hayatındaki
durumu dikkate alındığında herkese çok heybetli görünen, ürkütücü ve
caydırıcı kişiliği ile dikkat çekerdi. Ne var ki mazlumlara karşı
munis, düşkünlere yardım eden, fakir fukarayı ezmek isteyenlere karşı
da çok acımasızdı.

Ahlaki olarak muhafazakârdı. Aşırılığı işi dışında yoktu.
Elbette ki günün etkinliklerine katılır. Gereğini yapardı ama fazla
ileri gitmez, kimsenin burnunun kanamasını istemezdi.

İki kızı olduğu söylenirdi (Öyle bilinir). Kızlarını
evlendirmiş, yaşlılığının zevkini çıkaracağı zaman ülke savaş durumu
ile baş başa kalmıştı. Çanakkale Savaşı sonrası İstanbul’un işgali onu
da yaralamıştı. Olacak gibi değildi, hazmedilecek bir şey değildi.
İstanbul işgal edilmiş, İstanbul cadde ve sokaklarında İngiliz,
Fransız, Yunan, İtalyan ve bu ülkelere bağlı sömürge ülkelerin
askerleri dolaşıyordu.

Bir şeyler yapılmalıydı. Ülkenin kurtuluşu için
çalışılmalıydı. Arkadaşları ile bir araya geliyor neler yapılabiliri
tartışıyorlardı. Tam da böyle bir günde damadı Av. Aziz Bey (Zeynel’in
Aziz Bey, Arnavut Aziz Bey, Sarıyer ilkokul müdürü Aziz Bey de denir)
evine geliyor ve şöyle diyordu; “Bana milli görev verildi. Milli
mücadele başlatılıyor, Müdafaa-i Milliye’nin Sarıyer kolunu kurma
görevini bana verdiler. Kabul ettim….” Bitiremedi sözlerini! İyi ettin
evlat” dedi kayın pederi Dalyancı Dede Yusuf. Ayrıldılar…

Dede Yusuf ihaneti affetmezdi. Damadın biri ülkesi için
çalışırken, diğeri zamparalık ayağında gezip duruyordu. İhtar, ikaz
yararlı olmayınca bir gün Sarıyer orta çeşme üzerindeki çeşme önünde
damadını yere indirdi. Hiç kimse sahip çıkmadı. Ölen öldüğü ile kaldı.
Kim hesap soracaktı ki. Ülke kaos içinde eylemi yapan da Dede Yusuf!

Av. Aziz Bey kendini işine vermiş, Sarıyer’i örümcek ağı
gibi örüyordu. Sarıyer ilkokul öğretmenlerinden Hasan ve Kazım (Esen)
kardeşleri ikna etmekle işe başladı. Sonrasında Hacı Müezzin Mehmet
Raci Efendi, Yusuf Bey (Eski Muhtar), Osman Kaptan (Saruhan), Oflu
Halim ve diğerleri. Büyükdere, Kireçburnu, Tarabya, Yeniköy, İstinye
dolaşıp durdu eleman kazanabilmek için. Yenimahalle’de Şevki Erbaş, R.
Kavakta Oflu Kasım, Bombacı Ahmet, Rumelfenerinde Şakir Kaptan
(Giritlioğlu, Bayram Kaptan (Çivilioğlu) , Kilyos’ta Meto İsmail,
Zekeriköy’de Mustafa Dayaloğlu… Uzayıp gider liste..

Sarıyerli milliciler Anadolu’ya silah, cephane ve aydın
insanları kaçırdılar üç yıl süre ile. Binlerce sandık mermi, yüzlerce
tüfek, top ve diğer malzemeler…

Ve ihbarcılar durmayınca Av. Aziz Bey’i yakaladılar.
Hesaba çektiler. Kürt Nemrut Mustafa Harp Divanı “Padişahı devirmek
için 50 bin kişilik ordu kurmak, onları silahlandırmak, halkı galeyana
getirmek” iddiası ile idamla yargılamaya başladı. İddialar karşısında
“gık” bile demedi. Hapiste tanıştığı kişi Müdafaa-i Milyenin lideri
Binbaşı Hüsamettin Bey’di. İkisi de İdam talebi ile yargılanıyorlardı.

Olayı duyan Dede Yusuf hemen faaliyete geçti. Ne ettiyse
etti, zalim mahkeme başkanı Kürt Nemrut Mustafa’yı elde etti ve
damadını küçük bir ceza ile tahliye ettirdi. Cezası “Beşiktaş’da
ikamet etmesi” idi.

Kelle koltukta zafer için mücadele edenler böyle şeye uyar
mıydı! Asla! Uymadı Av. Aziz Bey Sarıyer’e geldi yine çalışmalarına
devam etti…

Dalyancı Dede Yusuf, damadını kurtarmakla
kalmadı,arkadaşlarını da takibe ve korumaya aldı, onları hiç yalnız
bırakmadı.

İstanbul’un işgali ile yerli Rumların Büyükdere vapur
iskelesi önünde Yunan Bayrağı asmaları ve Türkleri saygı ile bayrağın
altından selamlayarak geçirmeleri üzerine gazaba geldi ve tanıdığı Rum
arkadaşlarına gerekenleri söyledi. Oralı olmadılar. O zaman
arkadaşlarına “toplanın “ talimatını verdi, bir araya geldiler.
Hiddetlenen Dede Yusuf “Artık Uyumuyoruz palikaryalar” diye bağırarak,
apikoda bekleyen Karadeniz giysili adamlara haber salındı. Hemen
geldiler silahları ellerinde kalabalık arasına daldılar. Bayrağı
asanyerli Rumlar kaçarak kendilerini kurtardılar, Yunan Bayrağı
indirildi ve yerine Türk Bayrağı asıldı.

Bir büyük yürekti Dalyancı Dede Yusuf. Türkiye savaşı
zaferle tamamlamış ve son yıllarını Huzur içinde Büyükdere’de
tamamlayarak dünyadan göçmüştü.

Unutulmamak üzere de Büyükdere’de bir sokağa “DEDE YUSUF
SOKAK” adı verildi.

Allah rahmet eylesin.