Son Dakika Haberler

GÜN BOYU SARIYER’DE DOLAŞMAK! (24) İbrahim Balcı

GÜN BOYU SARIYER’DE DOLAŞMAK! (24) İbrahim Balcı
Okunma : 89 views Yorum Yap

Sarıyer’i, Sarıyer’imizi anlatan bir dizi seri yazımız sona erdi. Aşiyan’dan Kısırkaya’ya kadar Sarıyer’i yazmaya çalıştım. (Yazmadığım yerler “Genç Sarıyer bölgeleri” örneğin; Poligon, Ferahevler, Derbent, Cumhuriyet mahalleleri gibi yerler. Belki ileride bu semtler de ayrı bir konu olarak işlenebilir). Yazıp yayınladığım bölümler çok ilgi çekti. Çok olumlu tepkiler geldi. Hatta çok d aha geniş yazmam gerektiğini belirtenlerin sayısı hayli fazla oldu… Bana düşen bir görevdi, bu görevi yerine getirdi. Son bir yazı ile yazı dizisini noktalıyorum. Bundan sonra yapılacak olan bu dizi yazıyı kitaplaştırmak! İşte bu hayli zor! Olay sponsor olayı… O nu da bulmak kolay olmasa gerek!

 

GÜNBOYU SARIYER’DE DOLAŞMAK!

Yaz aylarını boş geçirmemeliyim diye düşündüm. İstanbul’un yazları güzel olur. Hele Boğaziçi’nin! Havası, suyu, denizi, ormanlarıyla bir cennet köşedir Sarıyer. Tarihi ile büyüler insanı! Sahil boyu sıralanan yalılar gizem doludur. Yalılardan her hangi birinin kapısı çalınsa bir başka giz, yakıcı lodos ya da titretici poyraz gibi yüzünde patlar!

Aşiyan’dan Kısırkaya’ya, İstinye koyundan Belgrat Ormanındaki bentlere, R. Hisar kalesinden R. Fener kalesine, tarihin derinliklerinde gezinir insan farkına varmadan… Bilezikçi Çiftliğinde dolaşıp dururken bin yaşın üzerinde olduğunu anlarsın ama yine genç hissedersin kendini… Yaşamaya inatla direnen Yorgun Çınar ve etrafını dört kollu canavar gibi saran Ahtapot Çınar ya da Uyuyan Çınar doyumu olmayan bir zengin yeşilliğin içine çeker insanı. Baltalimanı Hastanesi bahçesindeki ulu Manolya ağacı ile R. Kavağı’ndaki Sevda Çınar’ı yürekleri dağlar! Sahil boyu gezerken heya mola seslerini dinler, gecenin zifiri karanlığında balıkçı kayıklarının çıkardığı yakamozla, denizin menevişlendiğini görür zevkten ürperti geçirirsin!

Gecenin derin sessizliği içinde hüzünlenir, depreşir aldığın yaralar sevda yolunda, kahredersin yaşadığına, aklına gelir, tutturursun bir şiir, giderirsin yalnızlığını! Hele o mehtaplı geceler… A. Kavak, Yuşa ve Camlıca tepelerinden mehtabın yükselişi! O ne doyum olmaz bir zevk, ne doyum olmaz bir güzelliktir.

Kısırkaya sahil boyundan Tarabya’ya kadar uzanan kıyı şeridindeki plajlar… Pırıl, pırıl, tertemiz kumlar; duru ve masmavi deniz… Rüzgârlı havalarda kıyıyı hırçınlaşarak döğen dalgaları; tepelerde dalgalanan ay yıldızlı bayrağı seyretmek bile ayrı bir zevk verir.

Benim yaşam felsefem olmuş Sarıyer sevdası! Kurtulmam olası değil. Bunu da biliyorum yine de sıyıramıyorum kendimi… Uğraşım olmadığı zamanlar da hangi gün ya da hangi saat olursa olsun kendimi yer yer bozuk asfaltın üzerine atar, sessiz sakin yürür giderim. Kaldırımlar! Kaldırımlar beni Necip Fazıl’la buluşturur… Hisar tepesi Orhan Veli ile, Piyasa caddesi de Şekerci İbrahim’le!

Bir garip yolcuyum Sarıyer gemisinde, dümeninde kimse yok, nereye süreklerse akıntı orada bulurum kendimi… Gemi dümensiz, ben pusulayı şaşırmış bir sevdalı… Sokak sokak arşınlarım Sarıyer’i… Mahalleleri, köyleri dolaşırım gün boyu, arar tararım eski dostları, seyrederim tüm yenilikleri… Mezarlarına uğrar varsa giden son yolculuğa dostlar bir Fatiha okur dönerim. Rastladıklarımla ya bir kahve ya da çay bahçesinde oturur çay yudumlarız, ya da iki lokma yemek yiyerek geçen günleri anarız… Sorarım, onlar anlatır, ben not alırım. Notları almak iyi de saklamak kolay değil! Çok zaman geçmez depreşir içimdeki Sarıyerlilik, tez canlılığım koşar adım dolaşır beynimde, haykırır durur: “Ben Sarıyer’im, ben Kilyos’um, Büyükdere’yim, Tarabya’yım, Yeniköy’üm, Hisar’ım! Senin bildiklerini Sarıyerlilerini bilmesi hakkı var” diye… İşte o zaman kendime gelirim. Madem Sarıyer! Niçin Sarıyer? Neden Sarıyer? der dururum kendi kendime! Yani kısaca demek isterim ki bocalar dururum gün boyu, kartondan kayık gibi deniz üzerinde!

En iyisi aklımda olacağına, kâğıt üzerine olmalı! Neden bildiklerimi paylaşmamak? Mademki Sarıyerli diye tanıdılar, bildiler beni, bildiklerimi Sarıyerlilerle paylaşmak görevim olmalıdır düşüncesiyle yola çıkmaya karar verdim. Bu kararımı uygulama yolunu tutunca meraklıların o denli ilgisi ile karşılaştım ki anlatılması zor!

“Gün boyu Sarıyer’de Dolaşmak” ismi altında bir dizi yazı olabilir diye düşündüm ve aldığım notları değerlendirmeye aldım. Her semti ayrı ayrı yazdım, ayrı ayrı değerlendirdim ve elimizdeki bu eser, yani yeni bir SARIYER meydana çıktı.

Sarıyer bir büyük deniz ve o denizin içinde bir kayık, o kayıkta ben! Kayık alabora olana kadar Sarıyer’i yazmaya devam edeceğim.