Son Dakika Haberler

SORUNLARI TURLAMAK! -2- İbrahim Balcı

SORUNLARI TURLAMAK! -2- İbrahim Balcı
Okunma : 85 views Yorum Yap


ibalci        Geçen yazımızda bahsettiğimiz gibi sorunları turlamaya devam ediyoruz. Sorunlar o kadar çok ki, her birinin üzerine gidip bir şeyler karalamak gerekir ama biz bunu siyasilere reklam olarak kullanmaları amacı ile bırakıyoruz. Kaymakamlık, Belediye ve muhtarlıklar sorunların üstesinden gelmeye gayret gösterecek yerlerdir.

 

            Sorun çok demiştik, gerçekten sorun çok. O nedenle bir kısmını saptamaya ve yazmaya devem edelim bakalım neler varmış.

 

            Efendim köyler mahalle statüsüne girdi. Bugün yarın köy deyimi kalkar. Böyle olunca da köylerdeki mezarlıklar sorun olur. Bu demektir ki köy mezarlıkları artık İstanbul Büyük Şehir Belediyene bağlanacak ve köyler, köylüler istediği gibi mezarlıktan kendilerine yer bulamayacaklardır. Bir kısım köy mezarlıklarında 40-50 metre karelik ayrılmış mezarlık var. Hatta 70-80 metre karelik boş alanların çevrilmişliği var. Zamanında köy muhtarından alınmıştır. İ.B.Ş.Belediyesine geçince yerlerin sahipleri ikinci kez para ödeyerek yerlerini almak durumu ile baş başa kalacaklardır…

 

            Rumeli Feneri’nin en büyük sorunu elbette ki, Türkiye’nin en büyük balıkçı köyü olması nedeni ile limanının yeterli olmamasıdır. Limanın büyütülmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Balıkçıların bir diğer sorunu ise yasaklardır. Efendim yaz yasağı 4 ay. Buna ses çıkaran yok. Ama bu 4 ay içinde avlanmaları volicilerce devamına ve balığın geçiş yolu üzerine kurulan dalyanların faaliyetlerine üzülüyorlar. Esas akıl erdiremedikleri kıyı şeridinde ağ çevirememeleri. Yani 20 metre derinliğe kadar inmeleri ve ağ çevirmeleri yasak. Böyle olunca iş kopuyor ve balıkçının isyanı başlıyor. Balığın geçiş yol,  kanal olduğu kadar çok zaman kıyı şeridini de takip edebiliyor. Böle olunca da beklenen avlanmayı yapamıyorlar… Gerçekten bu büyük bir sorun.

 

            Bu konuda bir de kendi tespitimizi ortaya koyalım. Denizin en sevimli hayvanı YUNUS balığıdır. Ama unutmayalım denizin CANAVARI da yine YUNUS balığıdır. Yunus balığının avlandığı meralarda kendinden küçük balık bulma olasılığı çok zayıftır. Hatta bu meralarda balık bulunmaz. Balıkçı reislerinin ifadelerine göre, bir YUNUS balığı bir günde 30 – 40 kilo balık yer. Hal böyle olunca denizde balık arayıp bulmak kolay olmasa gerek.

 

            Karadeniz’de üç tür yunus balığı yaşamaktadır. Tırtık (Delphinus delphis), Mutur (Phoccoena pheocoena) ve Afalina (Tursiops truncatus) Yunus balığı türleridir. Ortalama olarak 70 kilo ağırlıkları vardır. Karadeniz Yunuslarının ağırlıklarının 20 kilogram kadarı yağ tabakasıdır. Karadeniz’de doğrusu resmi kayıtlara göre 1870 li yıllardan beri büyük çaplı yunus balığı avcılığı yapılmaktaydı. İlk resmi kayıtlara göre 1927 de 9.300 Yunus balığı Ruslar tarafından avlanmıştır. Türk balıkçılarının ilk av kayıtları ise 1951-1957 dönemine ait olup toplam 157-185 bin balık yakalanmıştır. Zamanla yunus balığı avlanmasına destek verilmiş zaman zamanda desteklenmemiştir. Buna rağmen 1973 de 129.500 yunus balığı avlanmış ve zirve avlanmaya ulaşılmıştır.  1979-1980 de yılda ise bu rakam 5 bin, 6 bin civarına inmiş sonra da yasaklanmıştır.  Yunus balığı avcılığının yasaklanması bu balığın çok miktarda artmasına ve adeta denizi haraca kesmesine neden olmuştur. Yunus avlanmıyor, ağlara takılanlar da tekrar denize atılıyor ama kalkan ağlarına takılanları kurtarmak mümkün olmuyor… Bu kayıplar ise Yunus sayısına zarar vermiyor, çünkü devede kulak. (Kaynak: Özhan Öztürk, Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi Pontus, s. 56).

 

            Gel de eski yılları arama! Yahu bedenen güçsüz ve iştahsız olanlara balık yağı içirilirdi, hatta doktorların teşvik ettiği bir yöntemdi. Balıkçılar yunus yağı ile ağlarını yağlar ve ağların çürümemesini, sağlam kalmalarını temin ederlerdi. Kalkan avı tüfekle yapılır ve bu işin ustaları parmakla gösterilirdi. Denizin bu sevimli yaratığı artık avlanmıyor ama balıkçıların başına da dert oldu. Yunus balığı bir günde 30- 40 kilo balık yerse denizde balık kalır mı? Öyle ya şu anda Karadeniz havzasında yüz binlerin üzerinde Yunus balığı olduğu kesin. Hal böyle olunca balıkçı neyi avlayacak ki?

 

            Bu konu üzerine eğilen devlet eli yok! Yasak deyip çıkmışlar işin içinden. 20 metre derinlikte avlanamayacağı gibi… Peki, sayın yetkililer, Su Ürünlerinin değerli sorumluları hiç balıkçılarla, bu işin ehilleri ile bir araya gelip konuştunuz mu? Balıkçılık kurultayı toplayıp dertleri dinlediniz mi? Ne gibi çareler buldunuz, böyle yasak kararlarına nasıl vardınız.

 

            Garipçe köyü eskiden adı gibi garip kabul ediliyordu. Şimdi garipliği falan kalmadı. En büyük sorunları Boğaziçi İmar yasası! Çivi çaktırmıyorlar, bekârlar evlenmek için köyü terk ediyor. Yetkililer insafınız kurusun. Bu gidişle köyde genç erkek, genç kız kalmayacak!  Biraz insafa gelin ve halka iskân hakkı verin.

 

3. Köprü Garipçe’nin batısındaki Çalıburnu üzerinden geçiyor. Ne burun kaldı ortada ne Hamsi Limanı ve de Büyükliman. Buraları küllüm oldu. Bütün korku acaba tali yol yapılırken Garipçe ve R. Fener için bir yol yapılıp yapılmayacağıdır.

 

Tabii Garipçe balıkçılarının bir derdi de limanlarının olmaması. Her ne kadar F. Fener limanında kendilerine yer verilmişse de yeterli olmuyor… Köydeki tarihi ahşap evlere el dokunulamıyor. Hiç olmaz ise tamiri için kolaylık gösterilemez mi? Garipçe kalesi yetkililerce kullanılır hale getirilemez mi? Gözetleme kulesi neden akla hiç gelmez. Bunların yapılması demek Garipçe’nin turizm merkezi olması demektir.

 

            Dert fazla Garipçe de ama Garipçe’nin yıldızı son yıllarda hayli parladı. Bu hava ile epey daha gider…

 

            R. Kavak İstanbul’un en büyük balıkçı köylerinden biridir. Her tür balık avı yapacak insan var R. Kavak’ta… Türkiye’de midyecilik denildiğinde akla R. Kavak ve Rumelikavaklı midyeciler gelir. Midyeciliği daha ziyade R. Kavaklı Romanlar yapar. Bu Romanlar diğerlerine benzemez. Müthiş çalışkandırlar, günübirlik yaşamazlar, çalıştıkları gibi yemesini de, mal mülk sahibi olmasını da, topluma uyum sağlamasını da bilirler. Hepsi de okumuştur. Hani okumuştur derken en azından hemen hepsi, bilhassa genç nesil ilköğretim okulunu bitirmiştir. Sorunları öteden beri var. Ama yardım eden yok, el uzatan yok. Yapılanlar da çok az, devede kulak. Otuzbir Mesiresinin deniz kıyısında sıralanmışlar. Midyeler buraya getirilir, ayıklanır ve satışa gönderilir. Çok iptidai koşullarda çalışıyorlar. Sarıyer Belediyesinin kendilerine yardımcı olması gerekir ama ortada bir de Büyük Şehir Belediyesinin işe iyi gözle bakması gerekir. Çünkü esas iş İ.B.Ş.Belediyesinin…

 

 R. Kavak’ta köy içindeki tarihi kale (Hisar) neden bomboş tutulur anlamak mümkün değil. Yazıp duruyoruz burası Balıkçılık müzesi için en uygun yer. Aldırış eden yok. Ön tarafta iki katlı bir yazlık binaları var motel havasında başka bir işe yarar tarafı yok…

 

            R. Kavaklı balıkçıların da en büyük sorunu av yasağı ve limandır. Mevcut liman eskiden yetiyordu ama şimdi yetmiyor. Tekneler büyüdü, nüfus arttı, balıkçı esnafı arttı, midyeciler çoğaldı. Liman aynı liman! Büyütülmesi imkânı var. Zira büyük balıkçı tekneleri liman dışında palamar alıyorlar… Cadde ve yol kazanılması için derelerin üzeri kapatıldı. Yoğun yağmurlarda durum iç açıcı olmuyor, evlerin altlarını su basıyor… Bu nedenle de derelerin eski durumu aranır hale geldi. Acil sorun bekleniyor…

 

            İşte bir balıkçı köyü daha; Yenimahalle… Bakmayın ismine, Yenimahalle’nin eski durumu aranır hale geldi. Cıvıl cıvıl çarşısı vardı. Gazinoları, lokantaları, fırını, pastanesi, muhallebici, aşçısı, berberi, bakkalı, kahvehanesi, polis noktası, seyyar satıcısı, kunduracısı ve balıkçısı her şeyi vardı… Nedense hayatiyetini kaybetti. Bir iki iş yeri ve gerisi boş… Halkı Sarıyer ile bütünleşti, tek kahvehanesinde üç beş kişi, parkında keza o kadar ve bir de mahalleye hayatiyet veren Yenimahalle Spor Kulübü kaldı…

 

            Yehimahalle bir yerde “Merdivenli” mahalle’dir. En çok merdiven bu mahallede vardır. Sulubahçe Sokak merdivenlerinin 175 basamaklı olduğu söylersek sorun kendiliğinden anlaşılır. Basamaklar bakıma, onarıma hatta yeniden yapılmaya muhtaç. Diğer merdivenlerinde gözden geçirilmesi gerekir. Her halde Belediyece dikkate alınır ve sorun üzerine gidilir.

 

            Yenimahalle Spor Kulübünün büyük sorunları var. Üst üste üç sezon şampiyon olarak İst. Üçüncü Kümesinden Süper lige yükseldi ama antrenman yapacak sahası yok. Kapalı salonu yok. Halı sahası yok…. Yok oğlu yok! Eski Rum İlk Okulunun bulunduğu yerde bir lokalleri var yardıma muhtaç…  Takım ise Süper Ligde lider durumda… Bir avuç insanın müthiş gayreti ile yaşama devam ediyor…  Yenimahalle Parkında bir büfe verilemez mi? Hiç olmazsa üç beş aylık gelirleri olur… Her neyse benden hatırlatması, fazla bir şey yazsam da yapma imkânım yok.

 

Yazan: İbrahim Balcı