Son Dakika Haberler

1789 Fransız Devrimine karşı 1983 Küresel Karşı Devrim. Mahiye Morgül

1789 Fransız Devrimine karşı 1983 Küresel Karşı Devrim. Mahiye Morgül
Okunma : 106 views Yorum Yap

1789_franzizihtileliFransız devrimiyle gelen bir devrim kavramı vardır. Devrim, üretim araçlarının sahip(el) değiştirmesidir, denir. Bugün üretim araçları halkın elinden alınıp küresel çetelerin eline veriliyor.
Eğer üretim araçları ilerici sınıfların, yani halkın eline geçiyorsa buna “devrim” denilir. Eğer halkın malı olan üretim araçları küresel şirketlerin eline geçiyorsa buna “karşı devrim” denilmelidir.
Fransız İhtilali nasıl ki feodal beylerin toprağını halka dağıtma devrimi, yani toprak devrimi idiyse, köylüyü toprak sahibi yaparak üretimi artırmak ilerici bir hareket idiyse, bugün köylünün elinden toprağı ve diğer üretim araçlarını, fabrikaları ve kamu hizmetlerini halkın elinden alıp küresel şirketlere vermek karşı devrimdir. Küresel şirketlerin eline geçen hiçbir şirkette üretim artmadı, işçi sayısı artmadı, tam tersine çalışanlar işsiz kaldı; karşı devrim gerici ve sömürgecidir.
1789 devriminin insanlığa getirdiklerini hızla kaybetmeye başlama noktası 1983’tür. Bu tarih ABD’de ilan edilen Küresel Mülksüzleştirme (Köleleştirme) dedikleri çağın başlangıcıdır.
Yakın Çağ bitti, yeni bir çağ başladı, onlar adına Globalizm Çağı diyor.
Bu konuya nerden girdim, söyleyeyim. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı Ankara Mariott Otelde Hayat Boyu Öğrenme programını açıklarken Fransız devriminin getirdiği bütün kavramlar ve okullar bugün anlamını yitirdi, dedi. Yeni bir çağa geçtiğimizden söz ediyordu. İşte o dediği çağ, bizim için gerici ve sömürgeci eğitimi getiren kafadır, kökü dışarıdadır, anlatmak lazım.
Küresel Mülksüzleştirme/Köleleştirme Çağı bir karşı devrimler çağıdır. Kendi zıddını içinde barındırır; yoksullaştırdığı insanlar er geç uyanıp ellerinden alınanları geri isteyecektir. Eğer ellerinden alınanların bugün farkında değillerse bu uyanış gecikecek, insanoğlu daha büyük acılar yaşayacaktır.
İnsanoğlu uyanıp kaybettiklerini geri almasın diye, beyinlerini morfinlemek, eğitimi sıfırlamak, yeni nesli fen ve matematikten mahrum bırakmak, baskıcı yasalar getirmek, polis devleti kurmak, Anayasayı değiştirmek ve toplum önderlerini tasfiye etmek Küresel Çağın efendileri için zorunluluktur.
Bu yeni çağda halkın değil küresel şirketlerin menfaati ön plandadır. Halka ait ne varsa el değiştirirken ortaya yeni bir elit sınıf doğar, halkın dini de yeni sahiplere devredilir, yeni yarı peygamberler çıkar ortaya, onlar da küresel çetelerle ortak hareket eder. Üretim araçlarının sahip değiştirmesi bir dizi kurumu ve kavramı da değiştirecektir elbette.
Yeniçağ yazarı Ahmet Takan 22 Eylül 2013 günü AKP hükümeti döneminde Türk halkının elinden alınıp küresel çetelere verilenleri listeledi.
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28222
2003 – Seka Balıkesir İşletmesi satıldı.
2003 – Taksan Takım Tezgahları Sanayi satıldı.
2003 – TZDK Sakarya Traktör İşletmesi satıldı.
2003 – Petkim Standart Kimya Şirketi satıldı.
2003 – Tekel Çankırı kaya tuzlası satıldı.
2003 – Seka Aksu İşletmesi satıldı.
2003 – Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası satıldı.
2003 – Ormanların satışını öngeren yasa kabul edildi.
2003 – Kuşadası Limanı satıldı.
2003 – Seka Kastamonu İşletmesi satıldı.
2003 – Gerkonsan Gerede Çelik Konstrüksiyon ve teçhizat fabrikaları satıldı.
2003 – Trabzon  Dikili Limanı satıldı.
2003 – Seka Taşucu tersane alanı satıldı.
2003 – Seka Çaycuma İşletmesi satıldı.
2003 – TCDD İzmir Limanı satıldı.
2004 – Seka Karacasu İşletmesi satıldı
2004 – EBK Manisa Et ve Tavuk kombinası satıldı.
2004 – ETİ Bakır İşletmeleri satıldı.
2004 – Tekel Sekili Tuzlası satıldı.
2004 – Bursa Gaz satıldı.
2004 – ETİ Elektrometalürji satıldı.
2004 – Sümer Holding Bakırköy işletmesi satıldı.
2004 – Kütahya Şeker Fabrikası satıldı.
2004 – THY’deki kamu hisselerinin %23’ü satıldı.
2004 – ETİ Gümüş satıldı.
2004 – SEKA Ardanuç İşletmesi satıldı.
2004 – Sümerbank Diyarbakır İşletmesi satıldı.
2004 – Çayeli Bakır İşletmeleri satıldı.
2004 – TÜGSAŞ’a ait Gemlik Gübre sanayi satıldı.
2004 – Tekel Alkollü İçkiler Sanayi satıldı. (iki yılı ödemesiz 292 milyon dolara alan şirket 2 yıl sonra 920 milyon dolara Amerikalılara sattı. Devlet yaklaşık 600 milyon dolar zarar ettirildi.)
2004 – Tekel İçki bölümünün satışının ardından 9 fabrika kapatıldı.
2004 – ESGAZ satıldı.
2004 – ETİ Krom satıldı.
2004 – Tümosan Türk Motor Sanayi satıldı.
2004 -İGSAŞ (İstanbul gübre sanayi) satıldı.
2005 – Sümerbank Manisa pamuklu mensucat satıldı.
2005 – SEKA’ya ait üretim yapan 120 tesisin yıkımı tamamlandı.
2005 – Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura satıldı.
2005 – SEKA İzmit İşletmeleri satıldı.
2005 – ETİ Seydişehir Alüminyum satıldı.
2005 – TÜGSAŞ’a ait Tekirdağ depoları satıldı.
2005 – Türk Telekom (iki yıllık karına)  satıldı.
2005 – Adapazarı Şeker Fabrikası satıldı.
2006 – TÜPRAŞ satıldı.
2006 – THY’deki kamu hisselerinin %28’i daha satıldı.
2006 – ERDEMİR satıldı.
2006 – Büyük Ankara oteli satıldı.
2006 – Tekel Kaldırım  Yavşan ve Kayacık tuzlaları satıldı.
2007 – TCDD Derince Limanı satıldı.
2007 – Deveci Maden Sahası işletme hakkı satıldı.
2007 – Araç Muayene İstasyonu ve  bölgeleri satıldı.
2007 – TCDD Mersin limanı satıldı.
2008 – PETKİM satıldı.
2008 -TCDD Bandırma ve Samsun Limanları satıldı.
2008 – Ankara Doğalgaz Üretim’e ait 9 santral satıldı.
2008 – Tekel Sigara sanayi işletmeleri satıldı.
2008 – Tekel’in Adana  Malatya  Tokat  Bitlis ve Samsun Sigara Fabrikaları geniş arsalarıyla birlikte yabancılara satıldı.
2008 – Tekel’in sigara bölümünün satışının ardından İstanbul  Adana  Bitlis  Malatya ve Tokat Sigara Fabrikaları kapatıldı.
2008 – Türkiye genelinde 60 yaprak tütün işleme tesisi kapatıldı.
2009 – Başkent Elektrik Dağıtım satıldı.
2009 – Meram Elektrik Dağıtım satıldı.
2009 – Kastamonu  Kırşehir  Turhal  Yozgat  Çorum ve Çarşamba Şeker Fabrikaları satıldı. (bu fabrikalarda sadece iki yıllık karına yabancılara satılmıştır.)
2009 – İller Bankası’nın tasfiyesi için yasa hazırlandı.
2009 – Güneydoğu sınırındaki arazilerin yabancılara satılması için yasa çıkartılmış olup  bu toprakların yabancılara devri için hazırlıklar devam etmektedir.
Milli olan üretim araçları milli olmayan küresel bir elit sınıfın eline geçiyor, değil mi?
Üretim araçları (ki alt yapıdır) el değiştiriyorsa bu bir devir değişikliğidir, buna göre tüm üst yapı kurumları, tüm hukuk, eğitim, anayasa, felsefe, din anlayışı, vb hepsi buna göre yeniden düzenleniyor demektir. Açılan paketler de budur, saçılan açılımlar da budur, reformlar da budur…
Mülksüzleştirilirken devletsizleştirilmemizden daha doğal ne var.
Fransız devrimi toprak mülkiyeti getirmiş, şehir krallıklarını (feodal beylikleri) dağıtıp tek milli devlet kurmuştu. Milli devlet şimdi anlamını yitirir, çünkü yeni şehir beyliklerine geçiriliyoruz, “yerel yönetimler” yasası bunun için çıkartıldı.
Fransız devrimiyle karşılaştıralım:
Fransız burjuva devrimi diye geçer. Devrimci bir sınıftı burjuvazi. Örneğin, feodal beylerin ve kiliselerin elindeki toprağı halka dağıtıyordu. Topraksız köylü kalmadı. Halk kendisi için üretecekti, üretim artacaktı, bu ilerici bir şeydi. Tek bayrak, tek devlet, milliyet, bu dönemin kavramlarındandı.
Fransız devriminden önce en büyük toprak sahibi kiliseydi. Halk kilisenin toprağında köle çalışıyordu. Kilise, krallardan zengin olmuş, özel vergi ve bağış topluyor, Anadolu topraklarına savaş açabiliyor, krallara her istediğini yaptırıyor, hatta kilisenin tarlalarında çalıştırdığı çocukları köle asker satabiliyordu. Kilisenin Tanrı adına halkı soyması Fransız devrimiyle sona erdi, Halk (Laik, Helaikler/çalışanlar) yasalarla papazlara karşı korumaya alındı, Tanrı ile halk arasında bir aracı sınıf olamayacağı fikri kabul gördü. Buna Laiklik denildi. Halkı kiliseye soydurmamak demekti.
Böylece Avrupa’ya Fransız devrimiyle gelen Laiklik kavramı dünyada kabul gördü. Böyle bilinir, fakat Anadolu’da gerek Şamani dönemde gerekse İslami dönemde Katolik Fransa’da olduğu gibi geniş toprakları olan paralı bir rahipler sınıfı hiç olmadı. Bu anlamda Laik olmak bizim ata kültürümüzde zaten vardı, bize dışarıdan gelmedi. Bize dışarıdan Yavuz Sultan Selim’in marifetiyle halifelikle birlikte başka bir şey geldi. Halifenin de oluru alınarak halka dayatılan töreye aykırı toprak ağalığı… Doğu bölgemizde toprak ağalığı ve şeyhlik, yani toprağa bağlı kölelik… Avrupa 1789’da bu yapıyı kaldırdı, biz onlar yüzünden hala kaldıramadık.
Anadolu İslam kültüründe toprak (yer, gök, su) Allah’ındır, herkes bunları ailesine yetecek kadar kullanır. Yavuz Selim bu töreye aykırı olarak doğuda ağalık sistemi kurdu ve buna direnen Alevi insanımıza kıydı. Yavuz’un arkasında İngiltere vardı, bilen bilir. Aynı dönemde Fen ve Matematik dersleri kaldırıldı.
Fransız devriminden rövanş alan Küresel Çağa geçtiğimiz nasıl da belli oluyor.
Okullar ve Fransız Devrimi
Avrupa’da bilim elitlerin elindeyken, bilim ve sanat adamları feodal beylere hizmet ederken, örneğin Mozart derebeyin şatosunda mutfak katında garsonlarla yemek yerken,  halk çocukları için bir eğitim kurumu yoktu. Devrimle birlikte feodal kölelikten kurtulanlar fabrikalarda ücretli çalışmaya başlamış, fabrikaların yanında kurulan işçi mahallelerinde okul açma gereği doğmuştu. Çünkü sanayide çalışan işçinin belli bir eğitim almış olması üretimi artıracaktı. Böylece, devrimle beraber halk için okullar kuruldu.
Bakan Nabi Avcı’nın “Fransız devrimiyle gelen okulların varlık nedeni bugün ortadan kalkmıştır” demesini biraz açalım. Doğru söylüyor, çünkü okulları da halkın elinden alıyor. AKP hükümetinin Amerikalı danışmanlarla oturup yaptığı iş bu, SPAN Amerikan eğitim şirketi, TÜBİTAK, MYK, YÖK… İşleri, “paran kadar eğitim” sistemine geçmek.
Küresel efendiler elimizde ne var ne yok alırken, dağları, koyları, limanları, dereleri, ormanları, suları, tarlaları, işimizi, aşımızı elimizden alırken, okullarımızı bize bırakır mı? Okullar sanayinin yanında olur, sanayi kalmadı ki…
Bugün büyük toprak beyleri yerine küresel şirketler var ve en ucuz kölelik olan “taşeron işçiliği” sistemi getirdiler, bir de “serbest dolaşım” getirdiler. Artık bir işçi belli bir şehirde uzun süreli kalamıyor, 3 ay Fas’ta, 6 ay Pakistan’da, 4 ay Sudan’da… Küreselleşti bu işçi…
Ailesini parçaladılar, çocuğuna eğitim talebini dile getirecek sendikası bile olamaz. Eğitim istiyorsa internetten veya parası kadar Yaşam Boyu Öğrenme kurslarından dilediği yaşta eğitim alabilir. Artık belli bir okula gitmesi gerekmiyor! Küreselleşmenin eğitim modeli bu ve buna geçme depremi yaşatılıyoruz, Küresel Çağa girdik.
İşte bu nedenle, AKP hükümetinin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, hizmet ettiği küresel merkezin istediği şekilde “Fransız Devrimiyle gelen çağ bitti, onun getirdiği okul sistemi de, laik kurumlar da, hukuk kurumları da artık geçersizdir”, diyebiliyor.
Nabi Avcı’ya teşekkür edelim. Hiçbir AKP’li bakan bugüne kadar böyle açık söyleyemedi. 2005’de Hüseyin Çelik bile Milli Eğitim Bakanlığını lağvediyoruz demek için “desantralizasyona geçiyoruz” diye üstü kapalı ifade kullanmıştı. Demek halkımızı iyi morfinlemişler, ne yapsalar tepki vermiyoruz, ha “Fransız devriminin getirdiği ne varsa artık geçersizdir” demiş, ha “okulları lağvediyoruz” demiş, kimse anlamayacak nasılsa…
Hem, bir basın açıklaması nerden verilirse ne anlama gelir, bunu da anlamıyoruz nasılsa. Ankara’da MEB’nın hiç salonu kalmamış gibi, Amerikan danışmanlarının kaldığı Mariott otelde yaptı basın açıklamasını. Bu, aynı zamanda Fransız – Amerikan savaşıdır, anlayana.
Yazı başlığımda dönersek:
1983 yılı Dünya Ticaret örgütü tarafından Küreselleşmenin başlangıcı olarak ilan edildi. Eğitimi paramparça etmenin ilk makalesi o zaman yayınlanmış, Gardner denilen beyin kasabına “Multiple Intelligence” makalesini siparişle yazdırmışlardı. Bununla dünyayı köleleştirmeyi başarıyorlar da ondan.
Bugün Türk eğitiminin başına gelenleri Fransız devriminin kazanımlarını yok etme olarak görmeyen, karşı devrim olarak algılamayan mürekkep yalamışlardan oturup bir daha düşünmelerini rica ediyorum. Ki o kazanımlar CHP’nin altı okuyla özetlenir. Altı oktan (cumhuriyetçilik, devrimcilik, laiklik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık,)  kırmadığımız ne kaldı diye bakarsanız modern Türk okullarının kaldırılmasına sıra geldiğini anlarsınız.
2006 yılında AKP hükümetinin kurduğu Mesleki Yeterlilik Kurumunun modern Türk eğitim müfredatlarını eritmek üzere, üstelik kapalı oturumda, neden kurulduğunu anlayanlar bir adım öne çıksın!
 
Mahiye Morgül
22.9.2013