Son Dakika Haberler

Tufanda Sağ Kalanları Düşünüyorum da. Mahiye Morgül

Tufanda Sağ Kalanları Düşünüyorum da. Mahiye Morgül
Okunma : 101 views Yorum Yap

mmorBir tufandır yaşadığımız, gerçeği görelim. Paraya tapanlar kudurdu, birbirine acımasızlaştılar, bize hiç acımazlar.

Kaç kere tufan yaşadı insanoğlu, bilmiyoruz. Ama bugünlere kalanlar olduğuna göre, koruma önlemlerini alanlar olmuş demektir.

Kriz… Emperyalist şirketler krizi. Dünya kapitalist pazar krizi…Yerli pazarları küresel devler yutuyor, kasırga büyüyor, hortumlar üstümüze doğru geliyor…

Acımasız pazar savaşı kabardı, bizi işsizlik ve yokluk bekliyor. Babamızın şimdiye kadar kulak arkası ettiğimiz öğütlerini düşünmeye başladık. Önleyici aşılarınızı yaptırdınızsa hastalığı en az sancıyla atlatırsınız.

Haydi, atasözlerimizi hatırlamaya başlayalım; “Sakla samanı gelir zamanı.”

Tutumlu olalım, müsriflik etmeyelim, bir şeyleri tufandan koruyalım. Her şeyi yok ediyorlar! Tohumları bile koruyalım, eski kitapları muhafaza edelim…

Babadan kalma ne varsa satıp savdık, bir de borçlarımız var… Öyleyse kara kaplı defteri açalım. Ne yapmış 1929 krizinde Mustafa Kemal Paşa, okuyalım, uygulayalım.

Cumhuriyet devrimini koruyamadık, şimdi kapitalist pazar ekonomisinin duvarına tosladık. Kamucu ekonomiye döneceğiz, başka yolu yok. Kamucu eğitime ve kamucu sağlığa döneceğiz, koruyucu hekimlik neymiş, halkçı bilimsel eğitim neymiş, deftere bakıp okuyacağız, yeniden yapacağız.

Yetmez, tarihe bakacağız. Şeyh Bedrettin efsanelerine kadar okuyacağız, Kuman (Komün) kültürümüzü öğreneceğiz; toprak vatandır, toprak anadır, o kimseyi aç bırakmaz… Birlikte ekip biçeceğiz, birlikte karnımızı doyuracağız, kimsenin aç kalmasına fırsat vermeyeceğiz, hiç birimiz açlıktan ölmeyecek… Paraya değil insana saygı…

Korumaya almanız gereken sadece eski ders kitapları değil, evinizde ninenizden kalmış hatıra Kuran’ı da koruyacaksınız. Bakın, yeni basılmış Kuran diye ortalıkta dolaşan sahte Kuranlar var. Hz.Muhammed’in Hayatı diye basılmış uyduruk ders kitapları var, devlet eliyle basılmış görünüyor, ama kazın ayağı öyle değil, devlet içinde paralel devletler var, kimin bastırdığı belli değil.

Dünya kapitalist krizleri diye bilinen savaşlar, parayı paylaşma savaşlarıdır, yeniden saflar buna göre düzenleniyor, onlardan birinin safında olmamız gerekmiyor, biz kendi saflarımızı sıklaştıralım. Yeni bir güneş doğar o zaman, halk güneşidir o. O güneş ki ışığını herkese eşit verir, eşitlik kardeşlik özgürlük ışığıdır o.

Paranın efendileri “güç bende” kavgası yapıyor, oysa asıl güç halkın kendi özgücüdür.

“Tarih baba” böyle zamanlar için kullanılmış bir deyimdir, öğüt verir bize. Tarih baba ne diyor, okuyalım. Halk olmayı bilmek, kaynaşıp “helk” olmak, yeniden halk olarak doğmak mümkündür. Sosyal(ist) ve kamucu (halkçı) yönetimler (devletler) ortaya çıkar böyle kapitalist savaşların arkasından. Yeniden halk güneşi doğar. Marşımızda bile var.

“Güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar… Sesimizi yer gök su dinlesin…”

Bu sözler hangi koşullarda söylenmiş, kimler söylemiş?

Son satırlarını tamamen unuttuk, anımsayalım:

Her geceyi güneş boğar, ülkemizin günü doğar

Yol uzun olsa da ne var, yürüyelim arkadaşlar

Sesimizi yer gök su dinlesin, sert adımlarla her yer inlesin…

Yer – gök – su, yani hayatın kaynağı üç kutsal, bunun şifresini çözelim.

Suyu kendine alıkoyan Yemenli Semudi taifesi için “Bunlar suyu kendine alıkoyan zalimlerdir, onlar suyu kendine alıkoymak için devenin yavrusunu bile acımadan öldüren Allahsızdır, Şems üzerine and olsun ki doğru söylüyorum.” diyen Şems suresini doğru çevirisinden okuyalım. Suyu geri halka vermek için savaşmıştı Hz.Muhammed, bunu bilmemizi istemiyorlar. Küresel zalimlerin neden Hz.Muhammed’siz İslam istediklerini görelim. Neden Kabe’yi lüks otellerin gölgesinde bıraktıklarını iyi okuyalım.

Bugün sadece suyu değil, bütün yiyip içtiklerimizi ele geçirdiler, tarlalarımızı bahçelerimizi çöle çevirdiler, çocuklarımızın beyinlerini ışıksız/bilgisiz bıraktılar. Bunları yaparken maşalar kullandılar, kendilerini saklamayı başardılar. Şimdi birbirine düşmüş görünüyorlar, inanmayın, kamucu ne varsa yok ederken hiç kavga etmediler. Öyle bir şeyde anlaşırlar barışırlar ki, şaşırırsınız. Ders kitapları üzerinden neleri götürdüklerini hiç soran eden yok… Karanlık çağa geçişi böyle birlikte tezgâhladılar.

Üçüncü bin yılın haçlı seferi bu yaşadığımız tufandır. Ondan sağ kalmanın yolu paranın efendiliğine son vermekle başlar. Çünkü, rüşvet veremeyince çöker emperyalist sistem. Zulmün kaynağını kurutmak için ön şart tam bağımsızlıktır. O nedenle kurtuluşumuzun şifresi kendi öz gücüne dayanan kamucu sistemdir.

Tarih boyunca ne tufanlar gördü bu topraklar. Her tufandan sağ kalanların elindeki sihirli tek değnek “toprak herkesindir” atasözüydü, bunu unutturdular. MÖ.550’de altın silindir üzerine ilk(el) komünal devletin yasalarını yazdı Akmenid Oğuzlu beyi Kuruş, paramızda adı duruyor. “Roma’dan borç almak yasaktır” dedi. Onlar, kendisinden borç ve rüşvet almayanı düşman ilan eder, Tiran ilan eder, Firavun ilan ederler. Parayla satın alamadıklarına, onların tefeci bankasını kullanmayanlara hayat hakkı tanımazlar. Kendilerine hizmet etmeyene zulmederler, “hizmet” adı bile onların mantığında başkadır. Bir kere ters düştüğünüzde düşman ilan ederler sizi, tufan o zaman kopar.

Özetle; tufandan sağ kurtulmanın yolunu bu millet biliyor, anımsatmak bize düşüyor.

Not: İl İdare Mahkemesinde 1.sınıf Türkçe ders kitabına bilimdışı yazılmış bir kitap olduğu gerekçesiyle açtığımız iptal davasında bilirkişi incelemesi kararı verildi, bilirkişi inceleme avansı olarak mahkemeye 3 bin TL yatırmamız gerekiyor, 24 Ocak son günüdür. Katkı vermek isteyen dostlarımızdan benimle e-posta iletişime geçmelerini rica ediyorum.

Mahiye Morgül

www.mahiye.net / mahiye@gmail.com