Son Dakika Haberler

Lafa gelince herkes “en hakiki Müslüman benim”

Lafa gelince herkes “en hakiki Müslüman benim”
Okunma : 1.391 views Yorum Yap

İktidarının son günlerinde Başkan Trump BAE, Bahreyn, Fas ve Sudan’ı İsrail’le barıştırdı.

Görev süresi bitmiş olmasına rağmen ve Beyaz Saray’dan ayrılmadan 16 gün önce Trump İsrail’in korkulu rüyası İranlı komutan Kasım Süleymani’yi Bağdat’ta öldürttü.

İsrail’in keyfine diyecek yoktu çünkü Trump öncesinde “Kudüs’ü İsrail’in ve dünya Yahudilerinin ebedi başkenti” ilan etmiş ve ABD elçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımıştı.

Türkiye başta olmak üzere Müslüman ve Arap ülkeler bağırıp çağırdı ama palavradan.

Trump artık yok ama Biden’ın da ondan farkı yok.

Trump zamanında İsrail’le barışmayan ve İsrail’le barıştığı için BAE’e kızan Türkiye önce bu ülkeyle barıştı şimdi de İsrail’le barışmak için can atıyor.

Trump zamanında İsrail’le barışmayan Suudi Arabistan şimdi bunun hazırlıklarını yapıyor.

Trump zamanında kavgalı olan iki düşman ülke Türkiye ve Suudi Arabistan şimdi barışmanın yollarını arıyor.

Daha ilginç olanı ise Türkiye ve Katar’ın desteklediği Libya Başbakanı Dibeybe de, Tel Aviv’le dost olmaya uğraşıyormuş.

Haberi veren İsrail medyası Türkiye karşıtı olan ve Türkiye düşmanı Mısır ve BAE’nın desteklediği General Hafter’in de gizlice İsrail’i ziyaret ettiğini Dibeybe’nin ise Mossad başkanıyla Ürdün’ün başkenti Amman’da buluştuğunu yazdı.

Yazılanlar doğruysa rezalet.

Rezalet çünkü 24 Aralık’ta yapılması gereken seçimlerin yapılmadığı ve yapılmasının pek olası görünmediği Libya’da 10 yıldır kendi aralarında savaşan tarafların İsrail’le dost olmaya çalışması anlaşılır gibi değil.

Üstelik Dibeybe ve onu destekleyen ılımlı ve radikal silahlı grupların tümü İslamcı ve onlara destek veren Ankara bir zamanlar İsrail’in en “büyük düşmanı” idi.

Hafter’e gelince onu destekleyen Mısır daha 1978’de İsrail’le barış anlaşması imzalamış Ürdün ise benzer bir anlaşmaya 1994’de imza atmıştı. ABD’nin en hakiki müttefiği Katar ise uzun süredir İsrail ile gizli ilişkilerini sürdürüyor.

Kardeş ülke Azerbeycan da yaklaşık 20 yıldır İsrail’le her alanda işbirliği yapmaktadır.

Lafa gelince herkes “en hakiki Müslüman benim” der ama çoğu açıktan ya da gizliden İsrail’in “gönlünü, rızasını ve desteğini” almak için her yola baş vuruyor.

İyi de neden?

ABD, Almanya, Fransa ve benzeri ülkelerin “çekemediği hatta kıskandığı” Türkiye gibi bir ülke “dış mihrak” olarak tanımladığı İsrail’e neden ihtiyaç duyar?

Petrol ve doğal gaz rezerv ve üretiminde dünya birincisi olan Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri dost olmak için neden İsrail’e yalvarır?

21.Yüz yılda hala Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarını işgal eden ve her gün Filistinlilerin evlerini yıkıp insanlarını öldüren bir İsrail’den kim nasıl bir yarar sağlamayı düşünür?

Cumhurbaşkanları, başbakanları ve bakanlarının bir çoğu yolsuzluk ve seks skandalları ile ünlenen İsrail kime ne konuda ve nasıl bir örnek olabilir?

350 milyon Arap ve 1.5 milyar Müslüman neden İsrail’den çekinir?

Bu çekinmenin mantıklı bir gerekçesi olmaz ve olamaz.

“ABD korkusu” diyeceğim o da çok mantıklı değil çünkü bütün gücüne rağmen bu ülke Vietnam’da, Irak’da, Afganistan’da ve daha bir çok yerde hezimete uğramıştır.

Geriye bir tek gerekçe kalıyor:

Arap ve Müslüman ülkelerindeki iktidarların kendi halklarına düşman olmasıdır.

Halkına düşman olandan içeride ve dışarıda her şey beklenir.

Akıl ve mantıkla açıklanamayacak her şey.

Korkusuz/Hüsnü Mahalli

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)