Son Dakika Haberler

Meğer Bir İlçe Başkanımız Yokmuş. Berk ERTUĞRUL

Meğer Bir İlçe Başkanımız Yokmuş. Berk ERTUĞRUL
Okunma : 114 views Yorum Yap

Her kafadan bir sesin çıktığı şu dönemde neden fikir birliğinin sağlanamadığını anlayamıyorum. Birileri birilerinin muhalifi diğerlerinin yandaşı… Fakat ortada çok net bir tüzük var yani yanınızdaki adamların yönlendirmesiyle bir sonuç çıkartmaya çalışacağınıza tüzüğü okuyabiliriz mesela…

Baştan alıp biraz açıklamam gerekli sanırım.

Malum CHP Sarıyer İlçe Başkanı Serdar Sarıoğlu ve yönetimi 1 Mayıs 2011 tarihinde görevden alındı. Yerine eski DSP kökenli Mehmet Deniz ve yönetimi atandı.

Bu noktada tüzüğe bakalım: 43’üncü madde CHP Tüzüğü’nde bu konuya ayrılmış. Ödenmemiş faturalardan, karar defteri tutmamaya kadar pek çok nedenle bir ilçe yönetimi görevden alınabiliyor. Görevden alınma maddesi gayet esnek ve üst yönetimleri rahatlatacak nitelikte. Zira sadece bu madde bile parti içindeki disiplini sağlayacak kadar güçlü bir madde.

Sonra göreve atama ile ilgili maddeye bakalım. Aslında bakamayız. Zira böyle bir madde yok. Tüzüğe göre bir üst yönetim gerekçeyi göstermek suretiyle kendine bağlı organları görevden alabilirken yerine bir başka atama yapamıyor.

Atama olmayan tüzükte seçim var elbette.

Bir sonraki madde yani 44’üncü madde “görevden alınanların yerine seçim” başlığını taşıyor. Yani atama demiyor. Bu madde diyor ki şayet bir görevden alınma yaşanmışsa ve bu görevden alınan yer bir ilçe yönetimiyse, o ilçeye 30 gün süre içerinde bir seçim yapmak göreviyle beraber bir kayyum atanır diyor. Bunun dışında kayyum heyetinin görevden alınması yer değişikliklerinin olması gibi hiçbir konudan bahsedilmiyor.

Bu nokta çok ilginç: tüzüğe göre ne olursa olsun ya da kim olursa olsun kayyum heyetini yerinden oynatamıyor. Tüzükte kayyum heyetini görevden almakla ilgi bir madde hiç yok hatta.

Buraya kadar demek istediğim şu. Görevden alınan Serdar Sarıoğlu yerine bir kayyum atanması gerekmektedir.

Bu kayyum ataması da geçtiğimiz günlerde il başkanlığınca olmasa da mahkeme kararı ile yapılmıştır.

Yani tüzük ne Sarıoğlu’nun ne Deniz’in tarafını tutmakta, sadece kayyumu işaret etmektedir.

Peki, 1 Mayıs 2011 tarihinde ne olmuştur öyleyse?

Serdar Sarıoğlu görevden alınmış yerine Mehmet Deniz atanmıştır. Lakin Mehmet Deniz kayyum olarak atanmamıştır. Çünkü kayyum heyeti 14 kişi tarafından oluşmaz ve kayyum başkanına ilçe başkanı denmez. Kısacası Mehmet Bey şekil olarak ilçe başkanı olarak atanmış ne var ki hukuken böyle bir atama olmamıştır.

Aslında Mehmet Bey’in ilçe başkanlığı hukuken yok hükmündedir.

Hiç olmamıştır.

1 Mayıs tarihinde Serdar Sarıoğlu görevden alınmış, bundan 9 ay sonra onun yerine bir kayyum ataması yapılmıştır. Tüzükte de “kayyum şu kadar günde atanır” gibi bir ifade yok zaten. Sadece itiraz gibi hususlarda süreler belirtilmiştir.

Yani 9 ay boyunca birileri ilçe merkezine gidip gelmiş, parti kapısını açmış, çayı demlemiş, faturaları ödemiş ama hukuken hiç var olmamışlardır.

Tüzük böyle söylerken Mehmet Bey kendisinin hala ilçe başkanı olduğunu söylüyormuş.

Üstelik mahkeme onun yerine bir kayyum atamışken bile bunu söyleyebiliyormuş.

Yani mahkeme hukuken zaten Mehmet Bey’i tanımamış, üstüne bir de kayyum atamışken bile bunu söyleyebiliyormuş.

Her şeye rağmen Mehmet Bey’in açıklamaları maalesef kayyumun atandığı ama kendi ilçe başkanlığının devam ettiği yönünde.

Lakin mahkeme kayyum heyetini Mehmet Deniz’in “yanına” değil, “yerine” atamıştır.Hatta kayyum heyeti Mehmet Bey’in yerine bile değil, Serdar Başkan’ın yerine atanmıştır.

Tüzük de mahkeme de böyle diyor.

Peki, bunca tartışma niye? Tüzüğü okumasaydım belki ben de bir taraf tutabilirdim. Aslında bir taraf tutuyorum, tüzüğün tarafını tutuyorum. Aksini söylemem zaten disiplin suçu.

Bu arada o kadar tüzükten bahsettik bir de Mehmet Bey’i naçizane uyarmam lazım. Kendisinin ağzından duymadım ama olur da bir daha “ben ilçe başkanıyım” falan derse tüzüğün disiplinle ilgili 70’inci maddesinin “geçici uzaklaştırma cezası” ile ilgili B bendinin A fıkrasını hatırlatmak isterim: “gerçeğe aykırı olarak partide kendisine belli görevler verilmiş gibi davranmak ve çalışmak”.

Geçici değil, kalıcı olmak kaydıyla tüzüğe uyulması gerekmektedir.