Son Dakika Haberler

Filleri gördünüz mü..

Filleri gördünüz mü..
Okunma : 3.658 views Yorum Yap

Geçmişte örneğine pek rastlamadığımız durumlara ve tezatlıklara şahit olmaya başladık.. Bakmaya/duymaya bile tahammül edemediğimiz bu haller, insanı korkutuyor ve sanırım tuhaf hikayelerle anlattıkları “kıyamet” bu olsa gerek..
Paraya değer vermediklerini söyleyenler, bütün para musluklarının başını tutmuş,
Başkasına yalan söylememeyi öğütleyenler, yalan şampiyonu olmuş,
Kürsülerde hırsızlığı, arsızlığı lanetleyenler, hırsızların, arsızların avukatı olmuş,
Adalet/adalet diye haykıranlar, adaletin kökünü yakmış,
·Vicdan edebiyatıyla makam mevki sahibi olanlar, vicdansızlıkta zirve yapmış..
Öyle örnekler var ki şahit olduğumuz.. Utanç verici, iğrendirici ve tiksindirici..
En kötüsü de alenen yapılan bu işleri herkes görüyor/işitiyor ama sorulduğunda kimsenin haberi yok..
Kimi korkudan, kimi pay alma sırası yüzünden sesini dahi çıkarmıyor.. Ses çıkaranların da hesabı başka türlü oluyor..
“Biri çıkıyor bildiklerimi söylersem yer yerinden oynar diyor, ama bir türlü yeri yerinden oynatmıyor ve susuyor!. On yıllar önce tanık olduğu bir hadiseyi gündeme getirerek parmak sallıyor ve dediğimi yapmazsan diyor.. Dediği de yapılıyor mu bilemem ama kendi vaadinde durmuyor.. Enteresan bir çıkar ilişkileri yumağı oluşmuş ve yozlaşma dibimizi tutmuş..
Bürokrasiden siyasete, aile ilişkilerinden iş ilişkilerine varıncaya kadar müthiş bir kokuşmuşluk var.. Kimsenin kimseye güveni yok.. Herkes, herkesten her şeyi bekler olmuş.. İster camide imam, ister üniversitede profesör, isterse kamuda bir yetkili olsun hiç fark etmiyor.. İmamdan da her şey bekleniyor, profesörden de ve yaşanan tüm tezatlıklar rekora doğru gidiyor..
Şairin de dediği üzere;
Baba katili ile baban bir safta..
Emeğe saygısızlığı en başta emek savunucuları yapıyor..
Hukuka saldırıyı, hukukçular başlatıyor..
Dini yozlaşmayı, dindar kimliğini kimseye vermeyenler körüklüyor..
Barışı, barışseverlerden korumak gerekiyor artık.. Demokrasiyi de, demokratlardan..
Avazı çıktığı kadar “milliyetçilik” narası atanlar, milletin anası ağlarken ortalıkta gözükmüyorlar bile..
Okumamışları, okumuşların şerrinden korumak gerekiyor artık..
Zenginin fakiri değil, fakirin zengini doyurmaya çalıştığı bir çağ yaşıyoruz..
Toplumumuzdaki bu çürümüşlük ve yozlaşma sınırın dışından gelen mikroplarla sürekli destekleniyor..
Peki hal böyleyken iyiler ve doğrular ne yapıyor? Ya uyuyorlar, ya da dizi izliyorlardır bol/bol..Yani kimse kimsenin umurunda değil.. Taa ki tehlike kendi kapısını çalıncaya kadar..
Aksak Timur’un fil hikayesi gerçek olmuş.. Herkes şikayet ediyor ama hiç kimse şikayetçi değil..
Savaşta kullandığı filleri ahaliye yollar Aksak Timur ve sıkı/sıkı tembih eder, iyice besleyin onları diye.. Fil bu, nasıl doysun ki? Kendi kursağına lokma bulamayan halk fillerden mağdur olur iyice.. Bir bilene, hatır sahibine danışırlar; “Sen sözcümüz ol, Timur’a derdimizi anlatalım, kurtulalım bu filden..”
Hatır sahibi hoca efendi, toplar halkı çıkar yola.. Ancak, Timur’un kapısına varana kadar hiç kimse kalmaz arkasında..Yolda sıvışıp kaçarlar, hoca yapayalnız..

Timur sorar Hocaya “arzun ne diye..”
“Bizim ahali, filden memnun kaldı, ancak arkadaşı eşi yok, yalnız kaldı hayvan, ona üzüldüler, varsa eşini isterler der..”

Bu millet kendisini sömüren fillerden kurtulamazsa, ikinci hatta hatta üçüncü fil de yola çıkmış geliyordur kesinlikle!..

Filleri görenler varmı?
El cevap yok ise. Sizlerin üzülmenizi istemem. Fil siz yaşamak isteyenlere selam olsun.

Saygılarımla
Bilal Başpınar
18.03.2021