Son Dakika Haberler

HAİNLER – 5- İbrahim BALCI

HAİNLER – 5- İbrahim BALCI
Okunma : 163 views Yorum Yap

ibalci   Hiç kimse doğuştan hain değildir ama fıtratında vardır. Bu insanlara ulaşıldığında hain olarak kullanılması gayet basittir. Önce özendirilir, sonra da hain olarak piyasaya sürülürler. Hainliklerini, çok sevdiklerinin isteklerini yerine getirmek, göze girmek ya da maddi menfaat sağlamak için yaparlar. Bunların en tehlikelisi ise hainliklerini yükselme aracı olarak kullananlardır. Yükselecek ve mevki alacaksa, yani böyle bir düşünceye sahipse her türlü ihaneti yapmaktan geri kalmaz, dolaysıyla hainlerden biri olarak ortaya çıkar.
Bir de yokken yere hainlikle, ihanet etmekle suçlananlar vardır. İşte bunlar kendilerini ifade edemediklerinden başlarına olmadık işler gelir. Her neyse hain olarak tarihe isim  düşürenleri yazmaya devam edelim bakalım kimler var sırada.
Hainin yolu birdir; ihanet etmek! Hain ihanet etmeye ahdetmişse, isteğinin ününe set çekilse yıkar ve isteğini yerine getirir. İşte önemli bir Hain Zülali Hasan Efendi.
damatibrahimpasa            Osmanlı Devleti kadısı olan Zülali Hasan Efendi yaman bir kadı efendidir. Ama büyük yetki ve etki sahibi olmasına karşın isteği dışında gelişen bazı olaylara mani olamadığı için dikkat çekiyor ve devamlı yeriliyordu. Osmanlı Devleti başkentinde kıtlık ve pahalılık baş gösterince sorumlu görüldü. Halk geçim sıkıntısı ve pahalılıkla boğuşurken suçlu bulunan Zülali Hasan Paşa Sadrazam Nevşehir Damat İbrahim Paşa tarafından görevinden azledildi. Kadı efendi bu azledilmeyi kendisine hakaret kabul etti ve Sadrazama düşmen kesildi. Yapacakları belliydi. Sadrazam’a karşı halkı kışkırtmak ve isyan çıkartmak! Her yerde Sadrazam Damat İbrahim Paşa aleyhine konuşuyor ve halkı tahrik ediyordu. Durumu anlaşılınca tutuklanarak hapsedil. Patrona Halil Ayaklanmasının ilk günlerinde isyancıların başarı kazanması üzerine Zülali Hasan Paşa hapisten kahraman olarak çıkarılarak, Sultan I. Mahmut tarafından Anadolu Kazaskeri yapıldı. Ama adamın fıtratında var hainlik. Kadı da olsa, imam da olsa, sıradan bir kişi de olsa, fıtratında hainlik varsa bundan kurtulamadığı gibi Zülali Hasan Paşa’da ihanet etmekten kurtulamadı. Kendisine Kazaskerlik görevi veren Sultan I. Mahmut aleyhine de konuşmaya ve halkı kışkırtmaya başlayınca görevinden alınarak Girit adasına sürgüne gönderildi. Tabii bununla yetinilmedi, hainliğinin, yani ihanetinin bedelini 1731 de Resmo’da cellat tarafından kementle boğularak ödedi.
aligalipbey   Ali Galip Bey bir başka haindir. İhaneti belgeli hainlerden biri olarak tarihe geçenlerdendir. Milli Mücadelenin ilk aylarıydı. Erzurum Kongresinden sonra Sivas kongresi toplanmıştı. Mustafa Kemal bütün yurda tamimler göndererek, telgraf çekerek Sivas Kongresinin toplanacağını ve ilgi gösterilmesini istiyordu. İstanbul Hükümeti, yani Sultan Vahdettin ise kongrenin toplanmamasını, dağıtılmasını istiyordu. Bu görevi de Elazığ Valisi olarak görev yapan Ali Galip Bey’e veriyordu. Ali Galip Bey’den istenen Sivas Kongresi başlamadan Mustafa Kemal ile onunla beraber olanların tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesiydi. Tabii iş kolay iş değildi. İstanbul Hükümeti tarafından Sivas Valisi görevden alınarak yerine Ali Galip hem vali hem de komutan olarak büyük yetkilerle atandı. Yeni Vali Ali Galip Bey, Sivas kongresinin ikinci günü (6.9.1919) yanında 100-150 kişilik süvari askeri ile Sivas’a geldi. Kendisini işgal kuvvetlerinden İngiliz Binbaşı E.W Noel’in karşılaması çok anlamlıydı. Yani kısacısı Padişahtan çok işgal kuvvetleri duruma müdahale ediyordu. Ayrıca İngilizlerin maşası durumunda olan Kürt Bedirhan Aşiretinden Celadet, Kamuran ve Cemil Paşazade Ekrem Bey, Malatya Mutasarrıfı Halil Bey karşılayıcılardandı. Ama karşılarında sıradan bir subay değil Mustafa Kemal olduğunu unuttuklarından olan oldu ve durumu öğrenen Mustafa Kemal 15. Alay Komutanı İlyas Bey’e gelenlerin hepsini tutuklattı. Ne var ki Ali Galip Bey tehlikeyi sezince ortadan kayboldu ve kaçarak canını kurtardı. İngiliz Binbaşı Noel yurtdışına çıkarıldı. Ali Galip Bey’in başarılı olamaması üzerine Sadrazam Damat Ferit istifa etti.  Milli Mücadele başarı ile sona erince Ali Galip Bey 150’lilikler listesiyle yurtdışına çıkarıldı (1924) ve Romanya’ya yerleşti. 1934’de de Köstence’de vefat etti.
Abaza Ahmet Paşa Osmanlının başına dert üstüne dert açan paşalardan biridir. Zaten hayati bağışlanmak suretiyle kurtulmuş sonra da devletin başına bela olmuştur. Celali İsyanlarında Canbulatoğlu’nun yamaklarından biriydi. İsyanda başarılı olmuş ve ismini duyurmuştu. İsyan bastırıldığında, yani Canbulatoğlu’nun güçleri bozguna uğratıldığında Abaza Mehmet de yakalandı. Kellesi gidecek yerde Yeniçeri Ağası Halil Ağa tarafından affedilerek kurtulduğu gibi birde himayesine alındı. Böylece isyancı bir eşkıya olan Abaza Mehmet’in şansı açıldı ve şöhret basamaklarını koşar adım çıkmaya başladı. Kısa sürede yükseldi. Önce Derya Beyi oldu. Sonra da Maraş (1617), Erzurum (1621) Beylerbeyi oldu. Abaza Mehmet bundan böyle vezirdi ve Abaza Mehmet Paşa olarak anılmaya başlandı. Erzurum’da Beylerbeyi olarak görev yaparken Padişah Genç Osman yeniçeriler tarafından katledilmişti (20.5.1922). Abaza Mehmet Paşa, Sultan Genç Osman’ın öldürülmesinden yeniçerileri sorumlu tuttuğundan müthiş bir yeniçeri katliamı yaptı. Artık kendi başına hareket edebilirdi. Kendisini çok güçlü gördüğü için ihanet çemberini boynuna dolayıp İstanbul’a karşı isyan etti. Güçlü ordusu ile İstanbul üzerine yürüdü. Ankara’ya vardığında kenti kuşattı ama üzerine gönderilen Çerkez Mehmet Paşa’nın ordusuna yenilerek Erzurum’a çekildi. İsyancı yamaktan vezir olunca olacaklarda böyle olacaktı elbet. Yaptığı yanlışlıklar, hatalar birkaç kez bağışlandı ama içinde melanet olan bir adamın yapacağı yine melanetti ve ihanet etmekten geri durmadı. Tekrar isyan edeceği haberleri üzerine yakalandı ve kafası kesilerek ortadan kaldırıldı.
Abdülkadir Bey, Harbiye’yi bitirdikten sonra Balkanlarda Yunan ve Bulgar komitecilerle yapılan çatışmalara katılarak yararlılık gösterdi. İttihat Terakki Cemiyetinin en hızlı fedailerinden biri idi. 31 Mart Vak’asını bastıran Hareket Ordusunda görevliydi. Balkan Savaşına katıldı. Dünya Savaşının son aylarında Musul Kumandanı ve Valisi olarak görev yaptı. Mütareke yıllarında işgal güçlerince tutuklanacağını anlayınca gizli yollardan Anadolu’ya kaçtı. Mustafa Kemal’in okul arkadaşıydı. Yaptıkları da göz önüne alınarak Ankara valiliği görevine getirildi. Cumhuriyet ilan edildikten sonra işler ters döndü.  Ankara’da Mustafa Kemal’e karşı yapılmak istenen suikast ve daha sonra İzmir’de (1926) planlanan suikaste katıldı. Yargılandı ve idama mahkûm olunca bir yolunu bularak kaçtı. Istranca Dağlarından Bulgaristan’a geçerken yakalandı ve Ankara’ya getirilerek idam edildi.
            İnat ve Hain Ahmet Paşa Osmanlı İmparatorluğu tarihine hainlikleriyle geçen çok ihtiras sahibi bir kişi olarak tanındı. Enderun’da eğitim gördü. Üst üste rütbeler aldı. Önce Mirialem sonra da Yeniçeri Ağası oldu. 1521 de de Rumen Beylerbeyi olarak Padişah Kanuni Sultan Süleyman’ın komutasında Belgrat seferine iştirak etti.  Becerikli Paşa bilahare de İkinci Vezir oldu. İmparatorluğun Rodos Seferine Serdar olarak katıldı. İnat ve Hain Ahmet Paşa’nın sütün emeli önüne çıkan her engeli aşarak Sadrazam olmaktı. Ama emeli boşa çıktı. Yerine bir başkası sadrazam olunca kızdı ve hıncına hâkim olamadı. Bu nedenle de Mısır’a vali olarak atandı. Kendi kafasına uygun gördüğü Çerkezlerle anlaşarak, valisi olduğu Mısır’ı ele geçirdiğini açıkladı ve Sultanlığını ilân ederek adına para bastırdı. Bu da yetmedi kendi adına hutbe okuttu. Mısır’ı ele geçirdikten ve sultanlığını ilân ettikten sonra Osmanlılar tarafından “İnat” ve “Hain” lakaplı paşa olarak anılmaya başlandı. Sultan olan ne yapacaksa onu yaptı ve vezir olarak Mehmet Beyi atadı. Padişaha sadık kalan Mehmet Bey, İnat ve Hain Ahmet Paşa’yı öldürmek için hemen harekete geçti. Bunu anlayan Paşa kaçarak bir kaleye sığındı ise de orada yakalanıp öldürüldü. Osmanlı Devletinde Osmanlıya karşı isyan etmek akıl kârı mı? Değil isyan etmek, sadakattan bir an olsun uzaklaşmak dahi ihanettir ve cezası idamdır. Ahmet Paşa ne kadar İnat ve Hain olursa olsun yakasını kurtaramazdı, kurtaramadı da! Sonunda sığındığı kalede, inanıp vezir yaptığı Padişaha bağlı Mehmet Bey tarafından öldürülerek cezası verildi.
Yazan İbrahim Balcı
Yazının Devamı : HAİNLER – 6