Son Dakika Haberler

HAYAT ÇİÇEKLE BAŞLAR! İbrahim BALCI

HAYAT ÇİÇEKLE BAŞLAR! İbrahim BALCI
Okunma : 23 views Yorum Yap

            Hayat çiçekle başlar! Doğrudur! Şöyle İstanbul’u bir dolaşıp duralım, bunun ne kadar doğru olduğunu görürüz. Çiçek açmazsa baharın geldiği belli olmaz, dökmezse çiçeklerini yazın sona erdiği söylenemez.

İstanbul’da bahar Erguvanla (cercis silipuastrum) gelir; yaza Katırtırnağı (spartium junceum) ile girer eder, yazın bitimini Hanımeli (caprifoliaceae) müjdeler, Morsalkım (wisteria sinensis) da ikinci açılışı sonunda sonbaharın geldiğini ilan eder!

İnsanlar gibi çiçeklerinde dili vardır, konuşurlar, dertleşirler! Baharı, yazı, sonbaharı müjdelediği gibi, gönüllere huzur verir, gamı-kederi ortadan kaldırırlar. Çiçeğe aşina olanlar, çiçeğe sevecen yaklaşanlar, kendilerini huzur denizinin içinde bulur, böylece yaşamlarını mutlu kılarlar!

İstanbul’un unutulmayan ve her daim hatırlanan korulukları, parkları, piknik yerleri vardır.  Her biri tarihi olayları kucaklamış olan konağı, yalısı ve köşkleri vardır. Elbette ki bunların bahçeleri; bahçelerini de süsleyen çiçekleri vardır. Çiçeklerinden biri Erguvandır. Erguvan Boğaziçi’nin simgesidir. Erguvanlar 10 metre kadar boy yapan baklagillerden bir ağaççıktır. İstanbul’un en gözde yeri olan Boğaziçi’nin vazgeçilmezlerindendir. Çok çeşitleri vardır Erguvanın: İstanbul’da daha ziyade Çin Erguvanı beğenilir. Kırmızısı açmaya başlar, mora dönüşür sonra da yeşile döner. Erguvan’ın az da olsa beyaz renklisi de vardır. Erguvan çiçeği yapraklarından önce açar. Ağacın üzeri çiçekle kaplanır ve muhteşem bir görüntü sergiler. Çiçekler yavaş yavaş dökülmeye başlarken yaprakları da açmaya başlar. Erguvan kışın bitişini, ilkbahar’ın gelişini gösterir. Nisan ayında çiçek açmaya başlar, mayıs sonuna kadar devam eder ve sonra da yavaş yavaş çiçeklerini döker. Çiçeklerini döküşü ile birlikte yaprakları çıkmaya başlar.  Genellikle Boğaziçi sahil şeridindeki Erguvanlar mor renklidir. Buna Bizans moru da denir. Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa’ya ihanet eden havarisi Yahuda kendisini bu ağaca asarak bizzat kendi kendisini cezalandırır… Bu rivayetle olacak ki bu güzel çiçeğe Bizans Çiçeği/Bizans Moru denilir!

Katırtırnağı ilkbahar sonu çiçeklerini açarken adeta “Yaz Geldi” diye bağırır feryat eder. Bir güzellik sembolüdür yamaçların nazlı çiçeği. Bu güzel çiçek de baklagillerdendir. Çalıdır. 2 ila 5 metre arasında boy yapar. Sarı rengin her tonunu sırtında taşır. Rengi sarı, kokusu çok hoştur.  Çiçekler dökülmeye başladığında yaz bitmiş, sonbahar gelmiş demektir. Kavurucu sıcağa, ürkütücü rüzgâra karşı mukavimdir. Kolay yıkılmaz, kolay dökülmez, inatla direnir yaşama. Ne var ki onunda bir ömrü vardır, yaşar ve ölür.

İstanbul’un her bölgesinde Katırtırnağı bulunur bolca. Ama hiçbir yerde Boğaziçi’ne verdiği güzellik kadar güzellik vermez. Boğaziçi;  Anadolu ve Rumeli yakası, binlerce yıldır gelip geçenlerin hayranlıkla seyrettiği sahil şerididir. Sahil şeridinde pek bulunmaz Katırtırnağı ama yamaçlara doğru çıkıldığında ya da denizden yamaçlara bakıldığında yeşil deniz içinde yıldız yıldız sarı renkleri ile görücüye çıkar! Katırtırnağı ağustos ayında dökmeye başlar çiçeklerini ve bu kez “ben tükendim, sonbahar geldi” diye feryat eder!

Eski İstanbul’da evlerin kapılarını, ya da bahçe giriş kapılarını kucaklayan çiçeklerden biri de Hanımeli’dir. Hemen her evin giriş kapısında bulunur bu çiçek! Hoş bir kokusu vardır. Hanımeli çalı ve sarmaşık ailesinden bir çiçektir. Yeryüzünde 180 den fazla türü vardır. Avrupa’da 20, Amerika’da da 20 ayrı türü bulunur.  Türkiye’de bulunan Hanımeli daha ziyade Avrupa türü hanımelidir.

Hanımeli çiçeği mayıs ve temmuz aylarında açmaya başlar. Hayli uzun sürelidir çiçeği. Pembemsi, beyazımtrak ve sarı renkli çiçek açar. Evlerin vazgeçilmezlerindendir. Hele eşi ile dargın olan, küs olan; komşuda yavuklusu olanların bir demet koparıp eşine, dostuna ve yavuklusuna verdiği çiçeklerdendir Hanımeli. Hemen her evde masa üzerinde ve su içinde bir demek Hanımeli vardır.

İstanbul’un simgesi çiçeklerden biri de Morsalkım’dır. Baklagiller ailesinden olmasına karşın 20-30 metre boy yapar. Adeta ağaç gibi gövde yapar.  70-80 yaşına kadar yaşadığı bilinir. Ancak seyrek de olsa çok daha uzun süreli yaşadığı görülmüştür. Bu konuda Sarıyer’de örnek bir Morsalkım ağacı vardır. Sarıyer Merkez Ali Kethüda Camii arkasındaki balık lokantalarının önündeki Morsalkım ağacı 200 yaşında üzerindedir, anormal bir gövdeye sahiptir. Gövde tahrip olmasına karşın görkemini korumaktadır.

Morsalkım mavi, mor, beyaz ya da soluk pembe renkli olur. Salkımları 15 ile 30 cm arasında olur. Uzun ömürlü süs bitkisidir. Morsalkımın özelliği yılda iki kez çiçek açmasıdır. Nisan sonu mayıs ayı başında başlar çiçek açması mayıs ayı sonuna kadar devam eder. Çiçekleri açtıktan sonra yaprak açmaya başlar. Her iki halde de, yani hem sade çiçekliyken, hem de her iki halde (çiçekli ve yapraklı) iken de görünümü harikadır. Mükemmel gölgelik yapar, renk denizi içinde insan yorgunluğunu unutur. Morsalkımın ikinci açışı haziran ayında başlar ve yaz mevsimi sonuna kadar devam eder. Morsalkımında çeşitli türü vardır. Ancak Türkiye’de olanlar Çin kökenli olanlardır.

Sarıyer merkez ve deniz sahilinde balık lokantalarından birine kapağı atanlar, asırlık morsalkım ağacı altında yemeğini yer, yavuklusu ile hasret giderir ya da hayal âleminde yaşar ve dizelerin en güzelini kâğıda döker. Dostları ile geçimsizliğini, işyerindeki rahatsızlığını; arkadaşlarından kazık yemişliğini; para kaybetmişliğini burada unutur, hayal âleminde yaşar, gününü mutlu geçirmenin yolunu bulur.

Deniz’in mavisi, orman ve bitkinin yeşili, gökyüzünün kendine özgü gök mavisi Sarıyer’den doyasıya seyredilir. Deniz ile yeşil! Balık ile martı; su ile orman! Börek ile muhallebi; bal ile 1K (bu her neyse? Söyleniyor ben de yazıyorum, henüz anlamını öğrenemedim) Sarıyer’de görülür, Sarıyer’de yaşanır.

Konumuz Sarıyer değil elbette! İstanbul’un güzelliğini mevsim güzelliğini katan çiçekleridir. Morsalkımdır, Hanımelidir, Katırtırnağıdır, Erguvandır.  İstanbul’da mevsimler bu çiçeklerle gelir, bu çiçeklerle gider. Bu çiçeklerle İstanbullu kendine gelir, bu çiçeklerle yaşamlarını devam ettirirler.

Erguvanlar çiçeklerini döktü! Belki güneş az alan yerlerde bir süre daha yaşamını devam ettirir. Şimdi,  Erguvan, Hanımeli, Katırtırnağı ve Morsalkım zamanı! Bu çiçeklerden yararlanma zamanı. Gelin bunlardan yararlanalım, İstanbul’da bu çiçeklerle birlikte yaşayalım!