Son Dakika Haberler

KAPTAN-I DERYALARDA BOĞDURULUR, KATLEDİLİR! (1) İbrahim Balcı

KAPTAN-I DERYALARDA BOĞDURULUR, KATLEDİLİR! (1) İbrahim Balcı
Okunma : 191 views Yorum Yap

İbrahim BALCI
İbrahim BALCI

Osmanlı İmparatorluğunda önemli görevlerden biridir Kaptan-ı Deryalık. Bu göreve gelmek her babayiğidin harcı değildir. Bu göreve gelebilmek için pek çok aşamadan geçmek ve kendini kabul ettirerek terfi almak gerekir.  Çünkü Kaptan-ı Deryalık Osmanlı İmparatorluğunun Donanma Komutanlarına verilen unvandır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk dönemleri (1401) ve sonrasında Derya Beyleri Deniz Kuvvetlerinin başında bulunuyordu.  Derya Beyleri’nin yerini sonraları Kaptan Paşa’lık aldı. Aslında Kaptan Paşa unvanı, eskiden Gelibolu Sancakbeyi olanlara verilen bir rütbeydi. Barbaros Hayrettin Paşa’dan itibaren Kaptan Paşalık Beylerbeyi rütbesinde olanlara verilmeye başlandı. 16. Yüz yılda Kaptan Paşa yerine Kaptan-ı Derya denilmeye başlandı.  16. Yüz yılın son yarısından sonra Vezirlere de Kaptan-ı Deryalık verilmeye aşlandı.  Eğer Kaptan Paşa yani Kaptan-ı Derya olarak görev yapan kimse vezir değilse unvanı “Cezayir Beylerbeyi” olurdu. Cezayir Beylerbeyliği çok önemlidir.  Kaptan-ı Deryalık rütbesi 1867 yılından yani Tanzimat döneminde kaldırılarak Bahriye Nezareti kuruldu.
Kaptan-ı Deryalığa yükselmek kolay bir iş değildi. Forsalıktan, korsanlığa geçip de Kaptanı Derya olanlar olduğu gibi;  eyalet valilerine ve kubbe vezirlerine de Padişahın buyruğu ile verilebilirdi. En alttan bu göreve gelebilmek için Kapudane, patrone ve riyale gibi görevlerini yapmak gerekiyordu.
Kaptan-ı Deryaların yetkileri Fatih Sultan Mehmet döneminde çok arttırıldı.  Kaptan-ı Deryalığa atanan kişi önce Sadrazamın makamında kürk giyer sonra da Tersane-i Amire’ye giderek göreve başlardı. Kaptan-ı Derya Tersane-i Amirenin en büyük yetkilisi idi.  Denizcilikle ilgili bütün atamaları yapma, hüküm yazma, tuğra çekme, derya kalemine bağlı zeamet ve tımarların dağıtımını da yapardı. En önemlisi de Kaptan-ı Derya olarak Divan-ı Hümayun’a katılırdı.
Osmanlı İmparatorluğunun ilk Derya Beyi Saruca Paşa’dır. Onu Çavlı Bey takip etmektedir. Baltaoğlu Süleyman Paşa ise ilk önemli başarıya imza atan Derya Kaptanı’dır. İstanbul’un Fethi’nin gerçekleşmesinde, gemilerin karadan Haliç’e indirilmesinde önemli katkı verenlerden biridir. Sonraları Hamza Bey, Yunus Bey, Kaptan-ı Derya Kasım Bey ve Kadim İsmail gelmektedir…
16. Yüz yılda Kaptan-ı Deryalık görevi Sadrazamlara verilmeye başlanınca, denizden gelmiş olsun veya olmasın pek çok sadrazama Kaptan-ı Deryalık görevi verildi.  Yani denizle ilgisi olmayan paşa ve sadrazamlar da bu unvanı olarak donanmaya komuta ettiler. Demek ki Sadrazam olanların da deniz adamları kadar başarılı olabileceği düşünülerek kendilerine Kaptan-ı Deryalık verildi.
Osmanlı İmparatorluğunda başarısızlığın ve itaatsizliğin karşılığıdır idamdır, katledilmektir. Bu yüzdendir ki pek çok devlet adamı, sadrazam, paşa, beylerbeyi ve kaptan-ı derya katledilerek ortadan kaldırılmıştır.
Kaptan-ı Deryalık netameli görevlerden biridir. Zira çok önemli bir orduya komuta eden adamdır Kaptan-ı Derya. Böyle olunca da her zaman dikkatleri üzerindedir. Dikkatsizlik, başarısızlık ya da devlet adamları ile iyi geçinememek; beylerbeyleri, kazaskerler, vezirler, sadrazam ve şeyhülislam arasındaki münasebetleri tavsatmak, onlara karşı ilgisiz kalmak, ya da onları karşısına almak Kaptan-ı Deryalar için kaçınılmaz sonun gelmiş olması demektir.
Osmanlı Devletinde, Padişah tespit ettiği yolsuzluk, başarısızlık ve itaatsizliği en ağır şektilde cezalandırır. Cezalandırmanın en hafif sürgündür… Sürgün’ün peşi malına mülküne el koymak, daha ağırı da idam edilmektir. Padişah bu kararları doğrudan verebilir. Kararı vermeden şeyhülislamdan fetva alabilir, kararı verdikten sonra da aynı yolu izleyebilir. Bu demektir ki her paşa, her sadrazam ve diğer devlet adamları gibi daima idam ve diğer ağır cezalarla karşı karşıyadır. Bu nedenle temkinli olmalı ve hata yapmamalıdır.
Kaptan-ı Deryalara cezalar daha ziyade başarısızlıkları nedeni ile verilir. Hata yapar savaş kaybeder ya da Padişahın buyruğunu dinlemez veya ganimeti teslim etmez, haksız gelir sağlar o zaman en ağır şekilde cezalandırılır. Ama bir de devlet adamlarının kaprisleri var ki bu korkunç boyuttadır Osmanlı devletinde… Rüşvet boldur! Rüşvet almaya alışık olanların payı verilmezse, kendisini göreve getirene rüşvet vermez ise felaket peşi sıra gelir. Olayı Padişah duyana ve doğrusunu öğrenene kadar her şey olur biter sadece Padişah’tan iki çift söz duyulur “Yazık ettik”!.. Ama idam edilen çok güçlü bir kaptan-ı Derya da olsa giden gitmiştir.
Osmanlı İmparatorluğunda Kaptan-ı Derya olarak,bu görevin değiştirildiği 1867 tarihine kadar 186 kişi Kaptan-ı derya olarak görev yaptı. Ancak bazı Kaptanı Deryalar görevlerinden azledildikten bir süre sonra tekrar göreve getirildiği oldu. Böyle olunca  186 kişiden 25 kişi birden çok görev yaptılar. Örneğin ; Damat  Mehmet Ali Paşa 5 kez, Damat Halil Paşa 4 kez, Gürce Halil Rıfat Paşa 4 kez, Mehmet Ali Paşa ve Canım Hoca Mehmet Paşa 3 er,  diğer 20 kişi de 2’şer kez Kaptan-ı Deryalık görevine getirildiler.
Uzun süreli Kaptan-ı Derya olarak görev yapanları şöyle sıralanıyor: Cezayirli Gazi Hasan Paşa 19, Uluç (Kılıç) Ali Paşa 16, Piyale Paşa 16, Damat Mehmet Ali Paşa 15,Barbaros Hayrettin Paşa 13,  Damat Halil Paşa 13,  Küçük Hüseyin Paşa 12, Mesih Paşa 11, Kara Nişancı Davut Paşa 11, Koca Mehmet Hüsrev Paşa 10,Cığalızade Yusuf Sinan Paşa 9, Kaymak Mustafa Paşa 9, Mezamorto Hüseyin Paşa 7, Süleyman Paşa 7, Şehsüvarzade Mustafa Paşa 6,  Cengeloğlu Tahir Mehmet Paşa 6, Gürcü Halil Rıfat Paşa 6, Kaplan Mustafa Paşa 6, Karabaği Süleyman Paşa 6, Halil Paşa 5, Deli Hüseyin Paşa 5, Ali Paşa 5, Canım Hoca Mehmet Paşa 5, Hasan Paşa 5 ve Melek Paşa 4 yıl. Bu isimler dışında kalan Kaptan-ı Deryalar daha az süreli görev yaptılar.
 
Devam edecek…