Son Dakika Haberler

KAPTAN-I DERYALARDA BOĞDURULUR, KATLEDİLİR! -4-

KAPTAN-I DERYALARDA BOĞDURULUR, KATLEDİLİR! -4-
Okunma : 26 views Yorum Yap

   

İbrahim BALCI
İbrahim BALCI

         Tek adam yönetimlerinde, liderin istekleri koşulsuz yerine getirilir. Talimatları yanlışta ya da uygulanması çok zor bile olsa kanun hükmü yerine geçer. Başarısızlık ve beceriksizlik cezalandırılır. Zaman zaman bağışlanmalar olsa da bundan bağışlananın tekrar cezalandırılmayacağı anlamı çıkmaz.  İşte bu nedenledir ki Padişahlıkla yani tek adamla yönetilen Osmanlı Devletinde her tür başarısızlık veya başarısız kabul edilmek en ağır şekilde cezalandırılmıştır.  İşte çeşitli nedenlerle boynu vurulan, idam edilen, katledilen ya da başı kesilenlerden bir demet!
SARI KENAN PAŞA:  Her ne kadar “Sarı” lakabı ile anılıyorsa da “Topal” ve “Uzun” lakapları da vardı. Devşirilen biri olup kökeninin Çerkez, Gürcü ve Rus olduğu kaynaklarda yer alır. Mısır Beylerbeyi Ahmet Paşa’nın kölesiydi. İstanbul’a gelip saraya girdi. Çalışkanlığı ile dikkat çekti önce rikab ağası sonra musahip ve üçüncü vezir oldu. Başarılı görüldüğü için olacak Sultan İbrahim’in kızı ile evlendirilerek Sultana damat oldu. Sultan İbrahim tahttan indirilince Girit’e sürüldü. İstanbul’a döndükten sonra Çanakkale Boğaz Muhafızlığına daha sonrada Silistre Beylerbeyliğine gönderildi. Burada üç ay kaldıktan sonra Kaptan-ı Deryalığa getirildi (1656). Ancak Çanakkale Boğazı önünde Venedik donanmasından ağır yenilgi alınca azledildi ve Eğriboz Muhafızlığına gönderildi (1656). İki yıl sonra Köprülü Mehmet Paşa’nın  Erdel seferine çıkması üzerine rıkab-ı humayün kaymakamı oldu ama bir süre sonra görevden alındı. Köprülü Mehmet Paşa ile geçinememesi üzerine Bursa’ya gönderildi. Bursa’ya gönderilmesini geri hizmet olarak kabul etti ve Anadolu’da ayaklanan Abaza Hasan Paşa ile görüşerek onlara katıldı. Üzerine sefer düzenlendiğini öğrenen isyancılar Orta Anadolu içlerine çekildi. Adına Celali İsyanı denilen bu isyanı bastırmakla görevlendirilen Murtaza Paşa düzenlediği bir tuzak sonunda başta isyancılara katılan Sarı Kenan Paşa olmak üzere Abaza Hasan Paşa ve diğer isyancı liderleri yakalattı ve isyancılar birlikte idam edildiler (1659). Sarı Kenan Paşa’nın kesik başı İstanbul’a gönderildi.
KARA İBRAHİM PAŞA:  Türk asıllı olup Bayburt’a bağlı Kelkit’in köylerinden birinde doğdu. Gençliğinde “Celali Hasan”  isimli eşkiyanın yanında bulundu. Eşkiyanın yakalanması üzerine İran’a kaçtı. Bir süre sonra yurda döndü ve Mısır Valisi Firari Ahmet Paşa’nın hizmetine girdi. Daha sonra da Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın kethüdası oldu ve büyük imrahor olarak görev yaptı. Kaptanı Deryalığa getirildi (1677). Viyana bozgunu sonunda, sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın hasımları ile bir oldu ve Padişah’ı ikna edip Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın idam edilmesini sağladılar. Sadrazamlık için ilk akla gelen Kara İbrahim Paşa idi. Sultan IV. Mehmet (Avcı Mehmet) huzura çağırdığı Kara İbrahim Paşa’ya sadaret mührünü verirken şöyle dedi: “İbadullah hizmetini sana ve seni Allah’a ısmarladım. Gözünü aç. Sonra beni selefinden beter ederim” (1683).  Ne var ki Kara İbrahim Paşa sadrazam olarak istediklerini yapamadı. Osmanlı devleti üç cephede  (Avusturya-Lehistan-Venedik )savaş yapmak zorunda kaldı. Kara İbrahim Paşa cepheye gitmemek için direnince görevden azledildi (1688). Padişah’tan hacca gitmek için izin istedi, istediği izin kendisine verildi. Kara İbrahim Paşa hac yolculuğunda koruma olarak yanına alacağı muhafızları askerlerden seçince, karşıtları hemen devreye girdi ve Padişah’a karşı eylem yapacağı ve padişahı düşüreceği şikâyetinde bulundular. Bu şikâyete inanan Padişah Kara İbrahim Paşa’nın malına mülküne el koydurdu, üç bin kese altınını müsadere edildi, paşa da Rodos’a sürüldü. Rodos adasında bulunduğu sırada boynu vurularak idam edildi. Gövdesi Rodos Adasında gömüldü kafası ise İstanbul’a gönderildi.
KİRLİ AHMET PAŞA: Kökeni ve devşirme olup olmadığı bilinmiyor. Genç yaşta saraya girip bostancı ocağında yetişti. Haseki Ağası ve Bostancıbaşı oldu (1707). Adım adım ilerledi ve vezir rütbesi alarak (1711) Kaptan-ı Derya oldu. İstanbul kaymakamlığı yaparken  Kaptan-ı Deryalıktan azledildi ama bir süre sonra ikinci kez Kaptan-ı Deryalığa getirildi (1713). Aynı yıl içinde tekrar görevden azledildi ve Musul Muhafızlığına gönderildi. Bilahare Rodos Muhafızı oldu (1714) bu görev iken idam edildi.
ABAZA SÜLEYMAN PAŞA:  Abaza kökenlidir. Genç yaşta Darüssaada Ağası Yusuf Ağa’nın kölesi oldu. Sarayda eğitilerek yetiştirildi.  Sultan III. Ahmet döneminde silahtar, sonra da nişancı oldu. Bilahare vezir yapılarak Halep valiliğine gönderildi. Daha sonraları Eğriboz Muhafızlığı, Kıbrıs Valiliğinde bulundu. Devamlı yükseliş gösteren Abaza Süleyman Paşa sadaret kaymakamı olarak da görev yaptı. Sadrazam Yusuf Paşa’nın azlinden sonra sarayda yetişen ve saray ahlakını iyi bilen birisi olarak tercihen Sadrazamlığa getirildi (1712) ama İşi de şansı da iyi gitmedi. İstanbul’da misafir bulunan İsveç Kralı XII. Şarl siyasi nedenlerle İsveç’e gitmemek için direniyordu. Sadrazam Abaza Süleyman Paşa şeyhülislam’a danıştıktan sonra Kralı ülke dışına çıkarmaya karar verdi ve kral XII. Şarl’ı huduttan çıkarıp Dimetoka’ya naklettirdi. Devletin misafirine karşı yapılan bu hareket kabul edilecek gibi değildi. Bu yüzden Sadrazam Abaza Süleyman Paşa Kırım Hanı Devlet Giray ve şeyhülislam azledildiler (1713).  Kel Hoca İbrahim Paşa Sadrazam oldu. Abaza Süleyman Paşa’ya bu kez Kaptan-ı Derya olarak görev verildi. Sadrazamlığı zamanında haslarından ve halktan zulmederek elde ettiği paralardan sefer iaşesi olarak seksen kese akçe istendi. İstenen paranın tamamını hazineye veremedi için sekiz ay sonra Kaptan Paşalıktan azledildi ve İstanköy Adasına sürüldü (1713). Bir süre sonra Girit Valiliğine tayin edilerek burada ikamete mecbur bırakıldı.  İkameti sırasında katli için ferman geldi ve başı kesilerek öldürüldü. Kesik başı İstanbul’a Sultan’a gönderildi.
KEL HOCA İBRAHİM PAŞA:  İşte boğdurularak ortadan kaldırılan bir Paşa daha! Aslen Serez’lidir. Kel Hoca İbrahim Paşa önce bostancı ocağına girdi fakat karıştığı bir olay nedeni ile Mısır’a kaçtı. Bir süre oralarda kaldı ve denizci olarak çalıştıktan sonra tekrar İstanbul’a geldi. Balıkçılık ve kayıkçılık yapmaya başladı. Sultan III. Ahmet bir gün tebdili kıyafetle her nasılsa onun kayığına bindi, sohbetinden hoşlandığından sık sık onun kayığı ile gezinti yapmayı alışkanlık haline getirdi. Son defa kayığına bindiğinde Sultan III. Ahmet ona gizlice Girit’e gitmesini ve Vali Kalaylıkoz Hacı Ahmet Paşa’yı sadarete davet etme görevini verdi. Kereste yüklü teknesi ile Girit’e gitti ve Sultanın sadarete davet hattı humayünunu verdi. Kalaylıkoz Ahmet paşa bu davet üzerine Kel Hoca İbrahim’in kayığı ile İstanbul’a geldi ve sadrazam oldu. Kel Hoca İbrahim’inde böylece şansı açıldı ve tersane hizmetine girdi, kalyon kaptanı oldu. Kaptan olunca “Kel Hoca” lakabını aldı.  Görevinde başarılı olunca Padişah’ın teveccühü ile riyale ve patrona rütbelerini aldı.  Çok çalışanın çok düşmanı olduğu için olacak pek çok kişi aleyhine oldu, hakkında şikâyetler başladı. Buna rağmen vezirlik rütbesi aldı ve Kaptan-ı Deryalığa getirildi (1713). Sadrazam Silahtar Süleyman Paşa’nın başarısızlığı dedikodusunun artması üzerine sadrazam azledildi ve sadrazamlığa Kel Hoca İbrahim Paşa getirildi (1713).  Kel Hoca İbrahim Paşa’nın sadrazam olması iyi karşılanmadı. Dedikodu ve şikâyetler aldı yürüdü. Kendisinin sadrazam olması için uğraşan ve başarılı olan Damat Ali Paşa’nın baskısı altına kalan ve bu nedenle de istediklerini yapamayan Kel Hoca İbrahim Paşa başarısız görünüyordu. Bu duruma bir son vermek istedi ve Damat Ali Paşa’yı ortadan kaldırmak için kayıkçı arkadaşlarından birini görevlendirdi. Bu tertibi öğrenen Damat Ali Paşa,   Padişaha Kel Hoca İbrahim Paşa’nın kendisine suikast yapacağını bildirdi. Bunun üzerine Padişah Sadrazam Kel Hoca İbrahim Paşa’ya “Düşman ahvali nedir?” diye sorunca Sadrazam “Yeniçeri ocağını kendime uydurdum. Yeniçeri Ağası ile yekdil ve yekcihet oldum” şeklinde cevap verince, Padişah III. Ahmet “Yeniçeri ocağına kendime uydurdum” sözlerinden suikaste kurban gideceği vehmine kapılarak, bu konuşmadan hemen sonra sadrazamın idamını ferman etti. Aynı gün Cellat Haseki Kara Mustafa tarafından boğularak ortadan kaldırıldı (1713).
KAYMAK MUSTAFA PAŞA: Gelibolu doğumlu olan Kaymak Mustafa Paşa, Boşnak asıllı vezir Kara İbrahim Paşa’nın oğludur. Anası Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın kızı Fatma Hanım’dı. Kayın pederi ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa… Kaymak Mustafa Paşa iyi eğitim gördü ve başarı basamaklarını teker teker çıktı. İstanbul kaymakamlığından (1718) sonra Kaptan-ı Deryalık görevine getirildi. Bu görevi 9 yıl süre ile başarı ile yaptı (1721-1730). Patrona Halil isyanı sırasında kayın pederi Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından görevden alındı ve Padişah Fermanı ile idam edildi (1730). İşin enteresan tarafı kendisi gibi babası Kara İbrahim Paşa, anasının babası yani dedesi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, kayın pederi Nevşehirli Damat İbrahim Paşa da boğdurularak öldürüldüler. Yani maaile katliam!
ABDULLAH RAMİZ PAŞA: Kırımlıdır. Babası ile İstanbul’a gelip medrese ve mühendislik eğitimi aldı. Ordu kadısı olarak Mısır’a gönderildi. Mülkiyeyi kendisine meslek olarak seçti. Ruznameci ve baş muhasebeci oldu. Başarılı görevleri sonunda Humbarehane ve Mühendishane Nazırlıklarında bulundu. Kabakçı Mustafa Paşa ayaklanmasında III. Selim’in tahttan indirildiğini, kendisinin de cezalandırılacağını öğrenince Rusçuk’a kaçtı. Alemdar Mustafa Paşa’nın Sultan IV. Mustafa’yı tahttan indirmesi ve II. Mahmut’un tahta çıkarılması üzerine Silistre bilahare de Rumeli Valiliğine atandı. Sened-i İttifak-ı imzaladı. Kaptan-ı Deryalığa getirildi (1808). Alemdar Vakası olarak bilinen Yeniçeri ayaklanması Kadı Abdurrahman Paşa ile birlikte Sarayın savunması için görevlendirildi. Ayaklanma bastırılamayınca Rusçuk’a kaçtı. Bir süre Rusya’da yaşadı. Affedildiği kendisine bildirilince İstanbul’a gelmek için yola çıktı ama Yerköy’de pusuya düşürülerek öldürüldü.               
KAYNAKÇA:
Osmanlıda İkinci Adam Saltanatı Sadrazamlar, Nazım Tektaş.
Padişah Anaları!  Ali Kemal Meram.
Bilinmeyen Osmanlı, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Doç. Dr. Said Öztürk
Ünlü Türk Hainleri, Erdoğan Tokmakçıoğlu.
Osmanlı Tarihi, Lord Kinros.
Sorularla Osmanlı İmparatorluğu, C. I-II, Erhan Afyoncu.
Siyaset Kavgalarında Kan ve Şehit Edebiyatı. Çetin Altan.
Büyük Osmanlı Tarihi,  C, I-VI, Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı.
Büyük Osmanlı Tarihi, C.  I-V, Ord. Prof. Enver Ziya Karal.
Bu Mülkün Sultaları, Necdet Sakaoğlu.
Padişah Katil mi?, Mehmet Kemal.
Paşalar Şehri İstanbul, Mithat Sertoğlu.
Babiali Sadrazamları, Nazır Şentürk.
Atatürk İhtilâli, Prof.Dr. Esat Mahmut Bozkurt.
Siyasette Kadın Parmağı, İlker Sarıer.
Kabakçı Mustafa, Ahmet Refik Altınay
Osmanlıda Karşı düşünce ve İdam Edilenler, Rıza Zelyut.
Osman Gazi’den Mustafa Kemal’e, Mehmet Tansu Akerman.
Hırsız Sadrazamı Önce İşkence ile Konuşturur, Sonra Cellâta veriyorduk. Murat Bardakçı.
Aşık Paşazade Tarihi.
İslam Ansiklopedisi.
Meydan Larousse.