Son Dakika Haberler

Kulüplerine Hayat Verenler-IV- İlhamettin Turan (Çayırbaşı S.K.Bşk)

Kulüplerine Hayat Verenler-IV- İlhamettin Turan (Çayırbaşı S.K.Bşk)
Okunma : 96 views Yorum Yap

ibalciÇayırbaşı spor Kulübü 1954 yılında Ali Rıza Genç,  Osman Kıvanç, Mehmet Emin Alpaslan, Hüseyin Kahraman, Hamit Özkan, İbrahim Aksu ve Nuri Sülün tarafından kuruldu. Renkleri Yeşil Beyaz’dır. Futbol dalında faaliyet göstermektedir. Saptayabildiğim kadar kulüpte; Ali Rıza Genç, Osman Kıvanç, Erdoğan Oğuz, Abdülselâm Sancak, Ömer Gülüştür, Muzaffer Şengül başkanlık yaptılar… Halen görevde olan başkan İlhamettin Turan… Yönetim kurulu ise Mirza Sancak, Hasan Fidan, Şems Çakıroğlu, Yusuf Kaptanoğlu, Özkan Geçir, Zeki Bostan ve Yaşar Taşkent’ten meydana geliyor.

            Çayırbaşı spor Kulübünün resmen tescili 1979 yılında yapıldı ve aynı yıl 3. Kümeden 2’ci kümeye yükselme başarısını gösterdi, Uzun süre 2’ci kümede oynayan Çayırbaşı nihayet 1985 yılında 1’ci kümeye yükseldi. Fakat bu ligde kalıcı olamadı ve tekrar 2’ci kümeye düştü. Her zaman iyi kadrolar kuran Çayırbaşı ertesi yıl yanı 1987/55 sezonunda 2’ci kümede grup ikincisi olarak tekrar birinci kümeye yükseldi.

            Bin bir türlü yokluklar içinde gençliğe hizmet eden Çayırbaşı Spor Kulübü adeta asansör takım hüviyetine büründü ve bu özelliğini devam ettirip durdu. Çıktı-düştü, çıktı-düştü… Ama asla mücadeleyi elden bırakmadı… 1995/96 da tekrar şampiyon oldu ama yine bir dönem sonra küme düştü… Aynı zamanda alt yapı yani yaş grupları takımları lig maçlarına da katılan Çayırbaşı pek çok önemli başarılara imza atarak birincilikler elde etti.

            Çayırbaşı İlçenin en fakir semti. İşte bu semte bir avuç sporsever tarafından kulüp kuruldu. Çayırbaşı’nın ne ticari alanda ve ne de sosyal alanda fazlaca özelliği yoktu. En önemli iş merkezi Tekel Kibrit Fabrikası, Tuğla Fabrikası, Çayırbaşı Fidanlığı, çömlekçilerdi… Yerleşik halkın büyük çoğunluğunu yakın zamana kadar Romanlar oluşturuyordu. Onlar ayrı bir getto olarak semtin tam orta yerinde bir kampus oluşturmuş orada yaşıyorlar…. Onların hayatları renkli… Çalışırlar; yerler içerler ve hayatlarını yaşarlar…  Sevdiklerini ölesiye severler, iyilik için elini uzatanlar için canlarını feda ederler… Yoktan yere olay çıkaranlara, asla pabuç bırakmazlar… Onlar her zaman devlet elinin  üzerlerinde olmasını isterler.. Unutulmak istemezler… Semt göç aldıkça, büyüdükçe ve yeni site ve üst kısımlarda oluşan mahalleler kalabalıklaştıkça Çayırbaşı’nda da hayat değişti. Bu değişiklik her haliyle belli ancak yine de yeterli değil…

            Çayırbaşı’nda en büyük eksiklik eğitim eksikliği, sosyal yaşama gereği kadar adapte olamamak ve işsizlik…  Hele Kibrit Fabrikasının, Çömlekçilerin, Tuğla fabrikasının kalkması semti önemli ölçüde etkiledi.

            Çayırbaşı Spor Kulübüne gönül verenlerin önemli bir görevleri de yöre gençlerini kazanmak. Hem onları eğitmek, hem iş güç sahibi yapmak, hem de yeteneklileri Türk futboluna kazandırmak… Semtte iki kulüp vardı. Çayırbaşı Spor Kulübü ve Çayırbaşı Özkanspor… İkisinin de amacı aynı… Çayırbaşına hizmet etmek, gençlerin eğitimlerine katkı vermek… Ama tek güç olabilselerdi çok daha iyi çok daha başarılı olabilirlerdi. Konuştuklarımdan aldığım duyum ve intiba bu merkezde…

            Kulüp semtin en etkin Sivil Toplum Kuruluşu… Amaç ve hedefi gençler… Gençlere hizmet vermek, onlara iyi çalışma ortamı sağlamak, onlara her konuda katkı vermek.

            Kolay iş değil böyle ağır bir yükü taşımak. Bu yükü taşımak için yürek ister, bilek ister, mali güç ister, inat ve azim ister…  Başarısız bir dönemin ardından İlhamettin Turan kıramıyor arkadaşlarını ve kabul ediyor Kulüp başkanlığını 1990 yılında… Ama ne kabul, bir daha yakasını sıyıramıyor ve 1990 dan bugüne yani 2013 yılına kadar 23 yıl kulüp başkanı olarak görev yapıyor. Halen başkan o! İlhamettin Turan aslında yaman bir futbolcuydu.. 1967 de Çayırbaşı altyapısında yaş gruplarında futbola başladı. Genç takıma kadar yükseldi. Burada da başarılı olunca A takım kadrosuna alındı. A takımda uzun yıllar oynadıktan sonra Tarabya Spor Kulübünde de oynadı ve futbol yaşamını noktaladı.

            Başkana sordum “Para kazandın mı futboldan?”… Gönül yarasını deşmiş oldum adeta. Başladı anlatmaya “Ne para kazanması abi… Futbol oynarken iyi ve güzel sözden başka bir şey görmedik-almadık. Başkan olunca da hep cepten verdik. Cepte olmayınca eşten dosttan rica minnet yardım topluyoruz. Kırmıyor arkadaşlar, bu hizmettir anlayışı ile yardımlarını keselerine göre yapıyorlar…  Bir arada müthiş para sıkıntısı oldu. A takım kadrosunu liglerden çektik, yaş grupları maçlarına katıldık. Eeee para olmayınca işler ters dönüyor… Nihayet biraz nefes alınca 2012/2013 sezonunda tekrar A takım lig maçlarına katılmaya karar verdik. Maçlarımız devam ediyor, şampiyonluğun en büyük adaylarından biriyiz….  Ama şampiyonluk yeterli mi? Değil! Bizim, yani kulübümüzün sorunları çok var”.

            “Başkan, anlat! Hazır konuşuyoruz. Devam et ne kadar sorun varsa anlat” diye üsteledim. Derdi çok İlhamettin Turan’ın  “Abi” diyor “Bu takımdan Suphi, Soylu, Cengiz Oğuz, Tuncay, Serkan Özdemir, Nevzat, Naci Köse, Mirza Sancak,  Murat, Cem Koşanoğlu, Adnan, Mustafa Gençdoğan, Burak gibi pek çok futbolcu yetişti. Aklıma gelenler bunlar, aslında çok daha fazlası var… İsim yapmış pek çok futbolcu var Çayırbaşılı… Yani demek isterim ki burada potansiyel var. Maya atalım kesinlikle tutar… İşte Mirza Sancak… Tanırsın, Sarıyer’de oynadı. Şimdi kulübümüzün her şeyi,.. Başkan benim ama her türlü yetkiyi kullanabilir. Kendisini adamış Çayırbaşı gençlerine… Kaptanoğlu kardeşler ve bilhassa Yusuf Kaptanoğlu yalnız bırakmaz beni, yalnız bırakmaz kulübü… Dernekçiliği ile herkesin saygısını kazanan Yaşar sağ olsun Çayırbaşı için bir şans! Kulübümüzde Zeki Yazıcı. Hayati Kaptanoğlu ve Mehmet Orman gibi önemli isimler antrenörlük yaptılar. Halen bu görevi yönetim kurulumuz üyesi Mirza Sancak başarı ile yapıyor.

            Tesis sorununu sordum… Adeta yandı yıkıldı! Sanki böyle bir soru bekliyordu. Hemen söze girdi: “Çayırbaşı tesis fukarası… Sadece küçük bir lokalimiz var hepsi bu. Çayırbaşı Stadı Belediyenin yeteri kadar yararlanamıyoruz…. Kulüp binamız yok. Sadece Stadın altında küçük bir odamız var Belediyenin verdiği. Orada toplanıyoruz, futbolcular orada soyunuyor, oradan idmana gidiyor. Kulübümüzün gelir getirici hiçbir tesisi yok… Belediye kulübümüze bir yeri otopark olarak gösteremez mi? Bir büfe koyacak yer gösteremez mi? Belediye Başkanımıza durumu duyurduk, mutlak bir bildiği vardır, bir şeyler yapacaktır. Sabırla bekliyoruz. Haaa şunu da belirtmeliyim. Kulübümüze ait bir adet minibüsümüz var başka da bir şey yok.. İlçemizde bazı kulüplerin gelirleri yeterli… Yeniköy var… Hem muhit iyi, hem insanları zengin, kulübün tesisleri yerinde, iyi de işletiyorlar, gelirleri müthiş… Rumelihisar kulübünün de mali sorunu yok… Reşitpaşa ile İstinye işlerini halletmiş görünüyor. Rumelikavağı da çok iyi tesisler yaptı, gelirleri kendilerine yetiyor… Burada mağdur olan Çayırbaşı var, Maden var. Yenimahalle var, Tarabya var. Kireçburnu var, Emirgan var… Amatör kulüplere yardım edilmesi gerekir. İst. Spor İl Müdürlüğü ve Belediyemizin yardımı gerekli. Bir tesis projemiz var. Bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Proje Kulüp binası inşaatıdır.  Bina içinde bilardo salonu, soyunma odaları, malzeme odası ve ders salonu gibi ihtiyaç gördüğümüz yerler var. Arsa Sosyal Yardımlaşma Derneğinin yanında bulunuyor. Bu arsa belediyenin! Stat alanı sayılır. Belediye izin vermesi halinde, bu projeyi gerçekleştirme uğraşı veririz. Başarabilirsek bütün sorunlarımız çözülür.”

            Hayli dolu İlhamettin Başkan! Konuyu dağıtmak için  “Hacca gittin mi?” Diye sordum. “Henüz kısmet olmadı. Ama niyetim var, elbet gerçekleşir, bekliyordum, inşallah bir fırsat doğar” diyerek istekli olduğunu belirtti. Bunu da normal gördüm zira anladığım kadarı ile namazı niyazında bir insan. Hem noksansız dini vecibelerini yerine getireceksin ve hem de gençliği sporun içine çekmek için yıllarını vereceksin az bir şey değil. Allah yardımcısı olsun.

            “Başkan! Başka neler söylemek istersin?” diye sordum. Yanıtı şöyle: “İbrahim Abi! Bitmeyen bir savaşın içindeyim. Altmış yıldır buradayım. Hep sporun içindeyim, içinde olmaya devam edeceğim. Bu benim için çok önemli. Gençlere hizmet ulvi bir his, bana çok büyük haz veriyor. Bütün arkadaşlar bu hazzı tadıyor ve yaşıyoruz. Amaç gençliğe hizmet için bunu yapıyoruz. Yapmak da borcumuz. Hele Mirza Sancak, tam anlamıyla bir spor militanı! Varını yoğunu koyuyor ortaya, en büyük yardımcım o, onsuz olmaz, yapamayız bu işleri… Bu işlerde bilirsin en önemli şey… Yapılacak günlük işleri kovalamaktır. Belgeleri tanzim, ibraz, yerine ulaştırma ve kayda geçmek! Mirza olmasa kim yapacak bunları… Diğer yönetici arkadaşlarımda tüm güçleri ile çalışıyorlar onlarında yardımlarını inkâr edemem bunu da belirtmeliyim.”

            “Başka bir derdin varsa anlat” dedim! Yine ilginç yanıt verdi. “Hep bildiklerin… Neler çektiğimizi bilmiyor mu ilgililer? Yaz da dertlerimizi öğrensinler belki yardım ederler” diyerek sözlerini tamamladı.

            Kemale ermiş yaşı, uzun, sık ve kırlaşmış sakalı ve gür saçı ile sağlam görünüşlü bir dervişe benzeyen İlhamettin gerçekten derviş! Derviş ama spor dervişi, futbol dervişi iyi kalpli bir insan! İnsan sevgisi ile dolu, hizmeti ahlak kabul eden bir güzel insan…

            Allah spor yolu ile toplumun güvencesi olan gençliğe hizmet edebiliyorsa bence gerçek derviş onlardır. Yolu açık, başarısı çok olsun İlhamettin Başkanın…