Son Dakika Haberler

“Öykü” Haylazlar

“Öykü” Haylazlar
Okunma : 246 views Yorum Yap

Mahalleli bıkmış, bihal olmuşlardı! Bu kadar haylaz çocuk
nasıl bir araya gelebilmişti. İstesen yapamazsın, kura çeksen yan yana
düşmezler ama hergeleler birbirlerini öyle bulmuşlar ki yanlarına
varılamıyor. Herkesle dalaşıyorlar, dalga geçiyorlar, ona buna
sataşıyorlar, milleti çileden çıkarıyorlardı. Yedi bela demişti
mahallenin en yaşlı kadını Müzeyyen Hanım… Yahu bu yaşa geldim, böyle
zamane çocuklarını ilk defa görüyorum. Bunların anneleri babaları yok
mu, yahu bunlar taştan bayırdan doğmuşlar galiba deyip duruyordu.
“Aldırış etme, bakma onlara, uyma be” dedi Fahriye Hanım. Bu
konuşmaları duymaz mı veletlerden biri, geri kalır mı hemen cevabını
verdi” İkinizde yaşlı, oturun evinizde, keyfinize bakın, bizi
bırakın”… “Sus” dedi. Fahriye Hanım “Arsızlık etmeyin”… Devam etti
yoluna…

Çocuklar her gün biraz daha çoğalıyor, iki, üç, beş derken
on kişiden fazla oluyor, sanki mahallede çete kuruyorlardı. Nerede bir
boşluk var oraya posteki seriyor, akla gelen her tülü sesli, sessiz
oyunu oynuyorlardı. Hele futbol oynamaya başladıklarında yer yerinden
oynuyor, bağırma çağırma kızılca kıyamet kopuyordu…

Soğuk ve yağmurun şiddeti bile bu haylazları yola
getiremiyordu. Sanki onlar için kış yoktu. Oysa pek çoğunun sırtında
doğru dürüst giysi yoktu. Mintan üzeri mont tiril tiril ama onlar
memnundu. Gençlik var ya ona güveniyorlar, kazak falan giymeyi yük
kabul ediyorlardı.

Gün geçtikçe çocuklar daha da haylazlaşıyordu. Dur
durakları yoktu, kimseyi dinlemiyorlardı. Mahalleli bıkmıştı
kendilerinden. Fazla yapacakları bir şeyleri de yoktu mahallelinin,
çocuklar yabancı değildi. Hepside bu mahallenin çocuklarıydı. Bir iki
diğer mahallelerden varsa da onların aileleri de tanıdıktı. O nedenle
üzerlerine fazla gidilemiyor, aile büyükleri üzülmesin deniliyordu… Ta
ki merkezdeki ortaokulun iki beden öğretmeni ortaya çıkıncaya kadar!
Çocukların büyük kısmı beden öğretmenleri Dursun Bey ile Hasan Bey’in
öğrencileriydi… Onlarla karşılaştıklarında öğrenciler bir süre
duruyor, hatta bazıları kenara çekiliyor ama öğretmenler gittikten
sonra tekrar gürültü, patırtıya devam ediyorlardı.

Artık mahalleli bizar olmuştu. Nasihat ettiler olmadı,
muhtara gittiler olmadı, babaları ile görüşmek için teşebbüse
geçtiler, birinin babası “onlar delikanlı, kanları kaynıyor varsın
oynasınlar, görmezden gelin” deyince, daha ileri gitmek istemediler
ve geri çekildiler. Demek ki bu çocukların kahrını çekeceklerdi. Oysa
sokağa çıkılmaması gerekiyor Hastalık almış başını gidiyordu…

Mahallelinin yakınması öğretmen Dursun Bey ile Hasan Beyi harekete
geçirdi. İki öğretmen kafa kafaya verdi ve bir çare buldular. Toplam
12 kişi idi çocuklar. Paraya kıydılar gittiler biri beyaz, biri siyah
iki takım (altışarlık) thişort yaptırdılar. Çocukları topladılar ve
onlara, “Öğleden sonra halı sahaya gelin çift kale maç yapacağız”
dediler. Sevinçten uçtu çocuklar. Öğretmenlerin söyledikleri saatte
halı sahaya gittiler. Öğretmenler onları bekliyordu.. “Montunu,
mintanını çıkaran gelsin” dedi öğretmenler… Çocukların hepsi de sıra
ile öğretmenlerin yanına gitti. İlk altı kişiye Dursun Bey, diğer altı
kişiye Hasan Bey thişortları verdi. Thişortları giyenler birden bir
dünyadan koptu. Zira thişortların üzerinde

“EVDE KALIN” yazıyordu. Hiç birinin sesi çıkmadı. Başlarını öne eğip,
sessizce evlerine gittiler.