Son Dakika Haberler

“PİLOT NEJAT” UYGUR’U KAYBETTİK. İbrahim Balcı

“PİLOT NEJAT”  UYGUR’U KAYBETTİK. İbrahim Balcı
Okunma : 132 views Yorum Yap


pilotnejatuygur      Nejat Uygur’a, biz Sarıyerliler “PİLOT NEJAT” deriz.  Kaybettik O’nu. Uzun süreden beri bitkisel bir hayat yaşıyordu. Allah Rahmet eylesin. Rahmeti Rahmana kavuştu. Allah ailesine ve yakınlarına sabır versin…

            Pilot Nejat’ı Sarıyerlilerle Büyükdereliler paylaşamaz. Büyükdereliler Pilot Nejat Büyükderelidir der, Biz Sarıyerliler de Sarıyerlidir deriz. Rahmetliye sorulduğunda “Ben dünya vatandaşıyım” derdi gülerek.

             Nejat Uygur Kilis’te doğdu (1927). Babası subay olduğu için dolaşmadık yer kalmadı.  İlkokulu Siirt, Ezine ve İntepe’de okudu. Ortaokulu Sarıyer’de, Çanakkale ve Manisa’da tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisin Heykel Bölümüne girdi ise de mezun olamadı. Tiyatroya okul sıralarında müsamerelerde oynayarak  başladı. Sarıyer halkevi Tiyatrosunda kendisini geliştirdi. Profesyonel olarak tiyatroya 1949 da “Nejat Uygur Tiyatrosu” ile başladı. Aslında arzusu Pilot olmaktı bunu gerçekleştiremedi. 1943 de Sarıyer halkevinde Boksa başladı. Spora isteği artınca atletizm ve sutopu çalıştı ve yarışmalara katıldı. Tiyatro çalışmaları sırasında 13 yıl süre ile Anadolu turu yaptıktan sonra İstanbul’da kendi tiyatrosunu kurdu. 1998’de Kültür Bakanlığınca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Ayrıca; 1999’ da 22. Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri “Belkıs Dilligil Onur Ödülü”, 2006 da Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülü “En İyi Tiyatrocu” ve 2007 de Altın Kelebek TV Yıldızları Yarışması “Tiyatroya Destek Yılı Özel Ödülü” aldı.

                Rahmetli ile pek çok anımız oldu. Hangisini anlatsam onu gerçek anlamda tanıtamaz. Ama yine de bir kaçını nakletmeliyim:  Bir gün belediye otobüsü ile Sarıyer’in bir lig maçına gidiyorduk. Koltukta yan yana oturuyorduk. Önümüzdeki koltukta iki hanım yolcu var. Otobüs hayli tenha, Nejat bu,  rahat durur mu? Hanımlara laf attı. Hanımlar güldükçe Nejat devam etti. Öyle bir an geldi ki Nejat hanımlara arkadaşlık teklif etti. Hanımlardan biri hışımla arkaya dönüp “Biz terbiyeli aile kızlarıyız” diye bağırdı. Aynı sert ifadeyle Nejat yanıt verdi “Siz terbiyeli aile çocuğusunuz da biz orospu çocuğu muyuz?” Bir dakika sonra Nejat’ın yüzündeki sert ifade yerini gülücüklere bıraktı ve hanımlara “Kusura bakmayınız biz de sizin gibi terbiyeli aile çocuklarıyız, gülelim diye espri yaptım” diyerek gönüllerini aldı.

                1952 ya da 1953 yılıydı. Bir yaz günü Sarıyer’in Çarşamba pazarında Nejat’ı gördüm.  Karadeniz Bakkalın yanında lokanta ile Güvenal kasaparasında köylü bir vatandaş mintan sergisi açmış… Çeşit çeşit köy mintanı satıyor. Hepsi de hakim yaka dediklerinden ve işlemeli, renkli desenli mintanlar. Nejat mintanın birini alıyor, birini bırakıyor, diğerini alıyor, ötekini bırakıyor ama sağa sola da bakıyor. O sırada Terzi Tufan’ın önüyde beni gördü. “ İbrahim gel gel” diye bağırdı. Gittim mintanları gösterdi ve “Ben bunları giyip hangisini beğendiğime bakacağım, sen burada beni bekle, dur burada” dedikten sonra, adama döndü, “şimdi geliyorum” dedi ve gitti. Ben de saf saf bekliyorum. Nejat gitti gelmez gitti gelmez, adam huysuzlaştı ve “Git arkadaşını bul, benim parayı al getir” dedi. Hemen Kumsal’a gittim. Nejat orada arkadaşları ile gırgırda beni görünce “Yoksa sen hala orada mısın?” diye sordu. “Yahu dur dedin duruyorum, adam para bekliyor” dedim. “Oğlum işler kesat, para nerde, sende gitme beklesin dursun, akşam olunca gider” dedi. Tabii bende gitmedim ne oldu ise adama oldu.

                Sarıyer I. Türkiye Liginde oynuyordu. Kamptaki futbolcuları tiyatroya götüreceğiz. Eyüp Odabaşı Nejat Uygur’a bilet aldı. Tam kadro gittik. İçeri girdiğimizde odasındaki Nejat’a Sarıyer takımı futbolcularının geldiği haberini vermişler. Hemen yanımıza gelip, en ön sıradaki koltuklara oturmamızı sağladı. Hem futbolcular ve hem de diğer seyirciler şaşırdılar. Tabii ön sıralara bilet alan seyircileri de bizzat Nejat rica ile arka sıralarda yer bulup oturttu.   Oyun sonunda, yanımızda getirdiğimiz bir Sarıyer Kulübü flamasını sahneye çıkarak kendisine takdim ettim. Çok mutlu oldu, gözleri yaşardı ve kulisteki odasına aldı beni. Bu kez sürprizi o yaptı. Piyasadan temin ettiği  “Sarıyer’de Spor ve Sarıyer Spor kulübü Tarihi”  adlı kitabım için benden imza istedi. Tabii Nejat mutlu, ben mutlu olduk.

                İşte gönül adamı, halkın adamı, halkın kendisi olan Nejat buydu. İstediği gibi demek gerekir. Çünkü yalnızlıktan hoşlanmaz, hep yanında kalabalık olmasını isterdi. Evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu ve bir tiyatro oyununu sahneleyecek kadar kalabalık aileye sahip oldu.

                Allah rahmet eylesin. Ailesi ve aile efradının, dostların, Sarıyerlilerin, Büyükderelilerin başı sağ olsun.

Yazan: İbrahim Balcı