Son Dakika Haberler

ŞAPKA DEVRİMİ VE KARŞI ÇIKANLAR. İbrahim Balcı

ŞAPKA DEVRİMİ VE KARŞI ÇIKANLAR. İbrahim Balcı
Okunma : 383 views Yorum Yap


       sapkadevrimi_1     Osmanlı İmparatorluğu’nun sadece adı kalmıştı. “Hasta Adam” olarak nitelendirilmiş ve paylaşılması kararlaştırılmıştı. Osmanlı Devletinin hasta adamlığı Batılı devletlerin iştahını kabartıyor ve son darbeyi vurmak için, irili ufaklı balkan azınlıkları isyana teşvik ediliyor ve arka arkaya devletler kurularak Osmanlı Devletinden ayrılarak bağımsızlıklarına kavuşuyorlardı. Bununla da kalınmıyor Balkan Savaşlarını takiben I. Dünya Savaşı başlatılıyor ve Çanakkale Savaşları kazanılmasına rağmen Osmanlı işgal altına giriyordu.

            Bağımsızlığa alışmış ve 600 yıldan fazla hüküm sürmüş Osmanlı Devletinin sağlıklı güçleri ve aklıselim yönetici ve kumandanları boş durmayacaktı. Çalıştılar çabaladılar ve Milli Mücadeleyi başlattılar. İngiliz, Fransız ve İtalyanların işgal ettikleri bölgeler kurtarılmış, Yunan ordusu ağır bir yenilgiyi uğratılarak denize dökülerek Milli Mücadele zaferle taçlandırılmıştı. Bu müthiş zaferden sonra İstanbul’un da işgali kaldırılmış ve Başkent Ankara olmak üzere Cumhuriyet kurularak Yeni Türk devleti kurulmuştur. Lozan Antlaşması ile de Türkiye Cumhuriyeti tarihteki yerini almıştır.

            Cumhuriyeti kuranlar elbette ki yenilikler yaparak kendisini kanıtlayacaktı. Başta Mustafa Kemal olmak üzere bir bütün olarak devrimlere hazırdı Türkiye. Bu devrimlerden biri de ŞAPKA devrimi idi. Asırlarca, değişik baş giysisi kullanan Osmanlılar bilahare fes giymeye başlamıştı. Sarık, kavuk, takke gibi kafa giysileri terk edilirken, kaldırılmaması için direnenler olmuş, direnenlerin birçoğu cezalandırılmış ve neticede bir Yunan başlığı olan Fes giyilmeye başlanmıştı. Bu kez Fes değiştirilecek ve Şapka giyilecektir.  Mustafa Kemal bu konuda kararını vermiş ve çıktığı bir yurt gezisi sırasında bu isteğini Kastamonu da gerçekleştirmiştir.

            Mustafa Kemal 24 Kasım 1925 de çıktığı yurt gezisinde Kastamonu’ya uğramış ve burada kalmış, halka konuşmuştur. Mustafa Kemal ilk defa şapkayı burada giymiş ve halka göstermiştir. Buradan İnebolu’ya geçmiş ve 27.11.1925 günü Türk Ocağı’nda yapılan toplantıda şöyle demiştir: “Bu serpuş’un adına şapka derler” diyerek “Medeni serpuş” ve 2Şemsiyeli serpuş” gibi ifadelerin kaldırılmasını işaret etmiştir.

            Türk Ocağı’ndaki konuşmasında “Redingot gibi, bonjur, smokin gibi, işte şapkamız. Buna caiz değil diyenler vardır. Onlara diyeyim ki çok gafilsiniz ve çok cahilsiniz ve onlara sormak isterim Yunan serpuşu olan fesi giymek caiz olurda şapkayı giymek neden olmaz? Onlara yine hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının kisve-i mahsusatI olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler” diyerek şapkanın giyilmesi gerektiğini bildirdi.

            TBMM Şapka Kanununu 25.11.1925 de kabul etti. Kanunun kabulü ile birlikte ülkenin dört bir yanında hareketlenme, ayaklanma oldu. Genç Cumhuriyet’in devamı ve yara olmaması için hükümet her türlü önlemi almakta gecikmedi.  Devrimler yapılacak ve muasır medeniyet seviyesine ulaşmak içir ileri gitmeye devam edilecekti.

            Başlayan ve arka arkaya gelişen olaylar üzerine azimli ve inançlı bir şekilde gidildi. Kanunun kabul edildiği gün Erzurum’da gösteriler oldu. Devam edeceği anlaşılınca sıkıyönetim ilan edildi ve pek çok kişi tutuklandı. Yargılananların çok büyük kısmı beraat etti ise de 13 kişi idam edildi. Başkaldırılar durmuyordu 24 ve 25 Kasım 1925 tarihlerinde Kayseri’de Şeyh Ahmet Efendi’nin yönlendirmesi sonucu büyük bir protesto yürüyüşü yapıldı. Çok ileri boyutlara varacağı anlaşılan yürüyüşe müdahale edildi ve 300 kişi tutuklandı. Yapılan mahkeme sonucunda yönlendirici Şeyh Ahmet Efendi ile 4 arkadaşı idam edilerek cezalandırıldı. Sıvas’da da şapka karşılı eylemciler durmuyordu. Yürüyüşler ve duvarlara yapıştırılan şapka karşıtı ilanlarla halk kışkırtılıyordu. Sivas’taki olaylarda muhtarlar başı çektiğinden bunlar tutuklandı. Tutuklananların hemen hemen tamamı beraat ettiyse de kışkırtıcı ve yönlendirici olması nedeni ile ulemadan İmamzade Abdurrahman Efendi idam edilerek cezalandırıldı. Maraş’da Cami Kebir etrafına toplanan ve “Şapka istemeyiz” diye bağıranlardan pek çoğu tutuklandı. Yapılan yargılamalar sonucunda 5 kişi idam edildi.

            Karadeniz bölgesinde de Şapkaya isyan ileri boyutlara ulaştı. Giresun’da isyancılara beraat edenler dışında, çeşitli hapis cezaları verildi. Rize’de isyan çok ileri boyutta oldu. Rize’de Potomya (Güneysu) bölgesinde İmam Şaban Efendi ile Muhtar Yakup ve arkadaşları çevre köylüler de olmak üzere Ulu Cami önünde toplanmış, dağlardaki eşkiyayı da yanlarına çağırarak kabalık bir grup oluşturdular. Halk da toplandı. Halk, şapka bahane edilerek kışkırtıldı. Halkı ayaklandırmaya kışkırtanlar silahlı eşkiyaların yardımı ile Botanmiye Jandarma karakolunu basarak altı askeri esir aldılar. İmam Şaban şeriatın önlenmesi için hapishanelerin boşaltılması, hükümet konağının ele geçirilmesini şehrin yağmalanmasını teklif etti. Peçeli Mehmet daha da ileri giderek “Ey ahali! Ankara ihtilal içindedir. Mustafa Kemal üç yerinden yaralı ve doktorların elindedir. İsmet Paşa öldürülmüştür. Dindar paşalarımız hükümeti ellerine aldılar, şeriatı kurtarıyorlar. Korkacak bir şey yoktur. Erzurum yapacağını yaptı. Biz de iştirak edelim” diyerek halkı kışkırtmış, şapka bahane edilerek halk galeyana getirilmiştir. Silahlı 150-200 kişilik grup Rize’yi yağmalamak için harekete geçmişse de İslâhiye köylüleri durumun vahametini kavrayarak onlardan ayrılmış ve jandarmaların silahlarını iade ederek köylerine dönmüşlerdir. Rize de sert tedbirlerin alındığını duyanlardan pek çoğu geri dönmüş, elebaşları ise yakalanmıştır. İstiklal Mahkemesi derhal çalışmaya başlamış ve 10 Aralıkta başlayan mahkeme 14 Aralıkta sona ermiştir. Yakalanan 143 kişiden olayın yönlendiricisi Ulu Cami İmamı Hafız Şaban, Muhtar Yakup Çavuş, İslâhiye Köyü Camii İmamı Hacı Hasan Efendi, Jandarma karakolunu basan Belediye Bekçisi Kadir, Peçe Muhammet, Kamburoğlu Hafız Mehmet, Nakşi Şeyhi Numan Sabit Efendi ve Külünkoğlu Hasan olmak üzere 8 kişi idam; 14 kişi 15 yıl, 22 kişi 10 yıl, 19 kişi 5 ‘şer yıl hapis cezası aldılar. 80 Kişi beraat etti.  Hapis cezası alanlar Cumhuriyetin 10’cu kurulmuş yılı nedeni ile 1933 yılında çıkarılan aftan yararlanarak hapisten kurtuldular.

            Rize’nin şapka isyanı olayı sırasında enteresan bir olay yaşandı. İsyan sırasında Hükümet tarafından Rize’ye Hamidiye krovazörü gönderildi. Hamidiye isyancıları korkutmak üzere kuru sıkı birkaç top attı. Hamidiye krovazörünün top atışları halkta korku salar.  Bu olay fıkralara konu olur ve “Atma Hamidiye atma, vergide vereceğiz, şapka da giyeceğiz” tekerlemesi günümüze kadar gelir.

            Şapka Kanununa karşı isyan başlatılmasına neden olanlardan biri de İskilipli Atıf Hoca gösterilir. İskilipli Atıf Hoca, yenilik karşıtı olarak bilinir.   31 Mart gerici ayaklanmasında da etkisi görülmüş ve kışkırtıcı olarak tanınmıştır 31 Mart Olayını bastıran Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesinde suçlu bulunduğundan Sinop’a sürgün edilmiş, cezası bittikten sonra İstanbul’a dönmüştür. Şapka devrimine de karşı çıkmış ve yazdığı “Frenk Mukallitliği Risalesi” (Broşürü) nin isyana büyük etkisi olduğu görülmüştür. Milli Mücadele karşı tavır almış ve kurduğu Teali İslam Cemiyeti ile milli mücadele karşıtlığını faal şekilde devam ettirmiştir. Milli mücadele bütün hızı ile devam ederken Batı Anadolu’yu işgal eden Yunan ordusuna karşı direnilmemesi için başında bulunduğu Cemiyet adına bildirilir hazırlamış ve dağıttırmıştır. Sonradan inkâr etmesine rağmen, Türk köylerine attırdığı, Cumhuriyete kast eden son olaylarda maddeten ve manen ilgisi bulunduğu eldeki delillerle de doğrulandığından idamına karar verilmiştir.

            Devrimlere karşı gelmek basit bir olay değildir. Zira devrimlere karşı gelinmesinde başarılı olunsaydı, daha Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni Türkiye Cumhuriyeti hayatiyetini kaybedecekti. Olay zor kullanılarak bastırıldığı içindir ki şapka devriminden sonra gelen bir dizi devrimi Türk halkı çok kolay ve memnuniyetle kabul etti.

            Şapka devrimi nedeni ile bilerce kişi asılmadı. Hatta binlerce kişi yargılanmadı bile. Olay çıkan şehirlerde olayın elebaşları diğer katılanlarla beraber tutuklanmış, yargılanmış, suçları sabit olalar idam ve bir kısmı hapis cezaları almış ama çok büyük kısmı da beraat etmişlerdir. Yani olay, cumhuriyeti kuranları karalamak için uydurulduğu gibi değildir. Ama demokrasiye geçişle birlikte başlayan sapmalar son on on beş yıldan beri işin çılgını çıkartmış, müthiş bir hızla eskiye dönüş başlamış, cübbeler, takkeler, sarıklar şapkanın yerini almıştır. Düşünülecek olan işte budur: Nereye gidiyoruz? Devrimlere ne oluyor?

Yazan : İbrahim Balcı