Son Dakika Haberler

SARIYER’DE YERLİNİN YERLİSİ! İbrahim BALCI

SARIYER’DE YERLİNİN YERLİSİ!  İbrahim BALCI
Okunma : 59 views Yorum Yap

Büyük olmak kolay olmuyor. Çok büyük uğraş verilmesi, başarı merdivenlerini teker teker çıkarak, bir yerlere ulaşması ve büyük deneyimler kazanması gerekir. Başarı ve deneyim kazanıldıktan sonra da o noktada uzun yıllar kalınması gerekir. Başka türlü insanın kendisini kabul ettirmesi güçtür. Böyle insanlar var mı? Elbette ki var! Sarıyer’den örnek vermek isterim. Örneğin Sarıyer’in kurulundan bugüne isimleri hiç unutulmayan Selahattin Yarar, Fikret Canlı, Celal Demir, Yusuf Kocabal, Nazım Özbay… Sonraki yıllarda Kenan Dereli, Sami Canel… Daha sonraki yıllarda Erdal Aksoy ve Eyüp Odabaşı…

Teknik cepheden bakıldığında yakın zamana inilirse görülecektir ki Ahmet Suat Özyazıcı, Candan Tarhan Sarıyer’in unutulmazlarından ikisidir. Ahmet Suat Özyazıcı’dan bahsetmek isterim. Büyük deneyimlerin sahibi Ahmet Suat Hoca, “Nasıl bir antrenör, teknik direktör almamız gerekir” diye sorulduğunda bizlere kısa bir yanıt vermişti: “Yerli antrenör, yerli teknik direktör. Hem de yerlinin yerlisi. Bunun dışındakiler gelip geçicidir” diyerek bizlere ışık tutmuştu.

Gerçekten de Sarıyer bütün başarılarını yerli antrenörlerle çalıştığı zaman kazandı (Balkan Kupası ise Ahmet Suat Özyazıcı döneminde).  Örneğin; İst. Mahalli Profesyonel I Lig Şampiyonluğu (II. Türkiye Ligine geçiş), III. Türkiye Ligi Şampiyonluğu (II. Ligi geçiş), II. Türkiye Ligi Şampiyonluğu (I. Lige yükseliş). Bu başarılar elde edilirken Sarıyer’in başında yerlinin yerlisi kişiler vardı. Kenan Dereli ve Ayhan Erman…

Son birkaç yıldır, yerli teknik direktör ve antrenörlerin görevlendirilmesi gerekirken ısrarla Sarıyer, hatta İstanbul dışından teknik direktör ve antrenörlerle çalışıldı. Altı-yedi sezon heba edildi.  Sarıyer dışından her getirilen teknik direktör ve antrenör kulübün başına dert oldu. Gelmeleri kolay gitmelerdi zor oldu. Büyük tazminat alarak gittiler ya da zorla uzaklaştırıldılar. Yerliler öyle mi? Onlar, yani yerlinin yerlisi olanlar zaten kendi evlerinde oldukları için herkesten çok sorumluluk üstlendiler ve kötü gidişin önlenmesi için hemen gereğini yaparak çekildiler.

Günümüze geldiğimizde bunu açık olarak gördük. Hangi yönetici yerlinin yerlisi teknik görevlilere bir sezon içinde 20 ya da 30 futbolcu aldırabilir? Yerlinin yerlisi teknik görevliler böyle teklifi ellerinin tersi ile iterler. Çünkü kulüpten çıkacak para onların cebinden çıkacakmış gibi düşünür, üzülürler.

Bu sezon Sarıyer’in başına gerçekten kendisini kanıtlamış ama Sarıyerli olmayan, hatta İstanbul  dışından, taaaa Trabzon’dan Sadi Tekelioğlu’nu getirdiler. Uzun yıllar futbol oynamış, deneyim kazanmış, teknik direktör antrenör olarak başarılı olmuş bir kişi! Ama son birkaç yıldır, bekleneni veremediği bilinmesine karşın ısrarla istenince gelip görev üstlendi. Gelirken de ekibi ile geldi (Nedense Sarıyer dışındaki teknik elemanlar bu yolu tercih ediyor). Sadi Tekelioğlu transferleri yaptı, getirdiği elemanları transfer etti, istediği gibi bir kadro yaptı. Takım zaten parça parca olmuş, alt yapısı darmadağın edilmişti. Alttan gelen yoktu. Böyle olunca da takımı oturtmak zor oldu. Üstelik yeni sezon çalışmaları geç başladı. Ama ne olursa olsun takım bir türlü toparlanamadı. Toparlandı rahata çıktı derken, birden çöküşe geçti ve Sadi Hoca, gereken önlemleri alamadığı için 7 maçta sadece üç beraberlikle üç puan alınarak düşme hattı içine girildi. İşte böylesi bir ortam da Sadi Hoca gönderildi ve yerine yerli çalıştırıcılardan teknik direktör olarak Erdem Acar ile antrenör Tevfik Gelgeç getirildi. Sarıyerlilerdi. Yerlinin yerlilerindendiler ve işi dört elle sarıldılar. Takımı tanıyorlardı. Sarıyer’i, Sarıyerlilerin havasını – suyunu biliyorlardı. Kulübün maddi gücünü takdir ediyorlardı. Yıllarca lacivert-beyaz renkleri sırtlarında taşımış, başarıyı, acıyı birlikte yaşamışlardı. O nedenle kendilerine görev verildiğinde bila şartsız kabul ettiler.  Çalışmaya başladılar!

İşte sonuç ortada! Beklenen kan değişikliği dopinge dönüştü ve Sarıyer oynadığı son üç maçta iki galibiyet ve bir beraberlikle 7 puan alarak ligin orta sıralarına doğru tırmanışa geçti ve düşme hattından bütünü ile uzaklaştı.

Tabii ki bu başarıda futbolcuların büyük özveri ve katkıları unutulamaz. Onları yereriz ama severiz de! Onlardan vazgeçemeyiz kolay kolay! Onlar sporcu olarak, centilmenliği elden bırakmadan, sahaya çıkıp mertçe ve aslan gibi mücadele ederek kulübün onurunu, kendi onurları kabul ederek başarıya ulaşma savaşı veriyor ve bunu devam ettiriyorlar.

VE Ahmet Suat Özyazıcı haklı çıktı. Yerlinin yerlisi teknik görevliler başa gelerek takımı sırtladılar ve başarıya götürmeye başladılar. Aynı hızla lig maçlarını sonuçlandırmaları dileğiyle!

İbrahim BALCI