Son Dakika Haberler

SARIYER’İN ÜZERİNE REHAVET ÇÖKTÜ! İbrahim Balcı

SARIYER’İN ÜZERİNE  REHAVET ÇÖKTÜ! İbrahim Balcı
Okunma : 65 views Yorum Yap

                Sarıyer’in üzerine rehavet çöktü. İkinci yarı maçlarına müthiş bir başlangıç yapan Sarıyer arka arkaya aldığı üç galibiyetle ligin alt sıralarından orta sıralarına tırmanırken düşme hattından da uzaklaşmış oldu. Artık korkusu yoktu ve ligi rahatça devam ettirebilirdi. Hatta, şansları biraz yaver giderse play-off  da ulaşabilirlerdi… Ama ne var ki?

Evet! Ama ne var ki, rehavete kapılmamak gerekiyordu. Rehavet demek gevşemek demekti. Hırstan ve inançtan sıyrılmak, adamsendeci olmak demekti!  Öyle oldu. En azından Sarıyer – 1461 Trabzonspor maçında bunu gördüm. Aslında rehavet Sarıyer’li futbolcuların üzerine Kızılcahamam maçından sonra çöktü. Sanki Sarıyerlilerin hiçbir sorunu kalmamış, her şey bitmişti. Nitekim Ünye maçı bunu kanıtladı. Ünye maçı kaybedilirken onlarca gol pozisyonu heba edildi, keza arkadan gelen Kırklareli ve Alanya beraberlikleri! Bu maçlarda kullanılamayan gol pozisyonların sayısına çetele tutulsa dudak uçuklatır. Eeee, böyle olduktan sonra elbette ki beklenti daha iyi olamazdı, olmadı da!

 

Sarıyer – 1461 Trabzonspor maçı soğuk bir havada oynandı. Maçın galibi (0-1) daha çok koşan ve daha bilinçli mücadele eden 1461 Trabzon oldu. Sarıyer sanki ligi bırakmış gibiydi. Maçın başından sonuna kadar rahat bir tempoda, mücadele etmeden maçı bitirme havasındaydı futbolcular. Tabii ki bir ikisi hariç! Ama onlar da sonucu değiştirmiyor. Oysa Sarıyer bu maçı kazansa ilk beş takım arasına ismini yazdırabilecekti ama futbolcular her halde bunun bilinci içinde değillerdi. Böyle olunca da inançlı olan taraf maçı kazandı.

 

Sarıyer’i tanımakla güçlük çektik. Sarıyer takımı bu olamazdı, bu olmaması gerekirdi. En azından mücadele gücü yüksek olan bir Sarıyer’i bekleyip durduk. Fakat bulamadık. Cemre – Sinan ikilisini yan yana görünce hayli ümitlendik. Bu ikiliye biraz geriden Efecan ve Barış katkı verirse rakip takımı etkisiz kılar sonuca gider diye düşündüm ama olmadı. Çünkü orta alan elemanları asla başarılı olamadılar, bekleneni veremediler. Çağrı ile Efecan’ın daha çok ileriye dönük, hatta Sinan-Cemre ikilinin hizasında oynamaları, Sarıyer’i sahada terk edilmiş olan 4-2-4 dizilişine getirdi. Böyle olunca da oyunun hâkimi rakip takım oldu. Orta alandan, Cemre’ye derinlemesine top atılamadı, Sinan’ı sağa sola kaçıracak pozisyonlar yaratılamadı. Böyle olmasına karşın elde edilen fırsatları da Sarıyer’in bu iki gol adamı hovardaca harcadılar. Klas ve kaliteli adamlar takımlarına maç kazandırmalıdır. Sarıyer’de bu durumdaki eleman sayısı az ama var! Efecan, Sinan, Cemre bu tip adamlar. Bunlardan biri patlamalı ve maçı kurtarmalıydı! Cemre o golü atmalıydı; Efecan’ın direkten dönün ortavari şutu gol olmalıydı ya da çalımlarla götürdüğü o müthiş pozisyonda gol yapmalı ya da gol pası verebilmeliydi! Sinan rakip defansı dağıtmalı, rakibin Sarıyer üzerine yüklenmesini önleyebilmeliydi. Bunların hiç biri olmadı, yapamadılar.

Sarıyer’de Ethem iyi oyununu devam ettiriyor. Hakkını vermek gerekir. Sarıyer defansında zafiyet var. Hüseyin ısrarla oynatılmasına karşın verimli olamıyor, Turgay’ın yokluğu anormal şekilde hissediliyor.  Egemen canla başla mücadele etmesine rağmen, topla samimi olma yetisi yeteri kadar olmadığı için takımına katkısı olmuyor. Emre Bayraktarbaşı yerine alıştı, iyi gidiyor. Defansın en iyisi, her geçen gün üzerine koyan, oyun disiplininden kopmayan, sorumluluk ve risk alarak mükemmel şekilde kademeye giren Emre Karaman’dı.  Sarıyer’in orta alanı ortalarda görülmüyor. Nedense ön libero oynayabilecek iki adamdan Mehmet Akif ile Hasan ikisi de yedekte tutuluyor. Semih çok genç, iyi mücadele ediyor ama yeterli olmuyor. Üstüne koyması gerekirken maalesef hala aynı yerde, belki de verilen görev ağır geldi. Barış çok çalışıyor ama nedense her maçta aynı dakikalarda oyundan alınıyor! İki kenar adamdan Efecan devamlı hücuma dönük oynuyor, orta alan elemanı olarak katkı vermiyor. Çağrı ise yetenekli ama çok nazik! İkili mücadelelerde kayıp! Müsait pozisyonlarda bile şut atmıyor, pas vermek için adam arıyor… Sinan ikinci yarı maçlarına iyi başlangıç yapamadı. Oysa ilk devre maçlarındaki performansını devam ettirmesi gerekir.  Keza Cemre’de ligin ilk haftalarında iyi idi sonraları bozuldu. Kanımca Sarıyer’in başarısı bu ikilinin performansına bağlıdır. Gerek Sinan ve gerekse Cemre formda olurlarsa. Sarıyer’i lig sıralamasının üst kısımlarına taşıyabilirler.

 

Sadi Tekelioğlu rakip takımı çok iyi tanımasına rağmen, beklenen müdahaleleri yapamadı. Rakip on kişi kaldı bunu en iyi şekilde değerlendirmesi gerekirdi, olmadı! Sarıyer presle on kişilik rakibini bitirecek yerde, rakibin presine yenik düştü.  Sadi Hoca nedense hep aynı dakikalarda aynı kişileri değiştirme yoluna gidiyor. Yine Barış, yine Çağrı ve yine Cemre! Oysa, yenik durumda iken oyuna alınacak adam forvet elemanı olmalıydı. Ön libero olarak Hasan baştan oynatılmalıydı ya da Mehmet Akif Tatlı ! Barış’ın yerine alınan Muhammet Akif Sevinç’i böyle maçta sahaya sürmek, onu yiyip bitirmek gibi bir şeydi, öyle oldu. Oyuna girdiği dakikadan bitiş düdüğüne kadar topla maalesef bir kez olsun buluşamadı ve rakip defansın içinde eriyip gitti.

 

Maçların bitmesine 9 hafta var. Hemen hemen düşecek üç takımdan ikisi belli. Üçüncü takım kim olur? Bunun hesabı yapılıyor. Hiç ihmale gelmez, Sarıyer’in maç kazanması bilhassa kendi sahasında maç kazanması veya kaybetmemesi gerekir. Aksi halde, barajın içinde bulabilir kendini. Üç hafta evvel, her şey olabilir, play-of neden olmasın demiştik. Şimdi korku var diyoruz. Futbol böyle bir şey işte!