Son Dakika Haberler

ULU BİR ÇINARDI O! İbrahim Balcı

ULU BİR ÇINARDI O! İbrahim Balcı
Okunma : 11 views Yorum Yap

Av. Fikret  Canlı’ yı kaybettik. Ağır yara aldı Sarıyer. Geçkin yaşına karşın beklenmeyen bir ölüm oldu. Ölümün ne zaman, nerede ve nasıl geleceği belli olmuyor. Ne bir saniye ileri ve ne bir saniye geri! O an geldiğinde ruh “Ben yokum” der gibi çıkıp gidiyor bedenden.

ULU ÇINAR FİKRET CANLI’nın aramızdan ayrılışı böyle oldu işte. Yaş günüydü, eşinin, çocuklarının hazırladığı pasta, keki yiyip, sevdikleriyle sohbet etti, yarenlik etti, özlem giderdi ve saati gelince yattı. Meğer son yatışıymış! Ne “Ah” etti ve ne de “İnledi”. Sessiz, sakin bir ölüm oldu. Eşi yanına vardığında sıcaklığı üzerindeydi. Ne yaptılarsa tepki alamadılar! Olan oldu! Artık Fikret Canlı yoktu!

Çocuk yaşta bulmuştu kendisini Sarıyer Spor kulübü içinde. Hem de liseyi bitirir bitirmez kurucu üye olarak. Çocuk yaşta bir kulüpte kurucu üye ve gençlere yol gösterici. Sonra  uzun süre gelen yöneticilik (tam tamamına 21 yıl) ve başkanlık. Yetmedi ölene kadar Divan Kurulu üyeliği ve son sekiz-on yılın divan ve kulübün onursal başkanı. 1947 yılından ölüm tarihine kadar tam tamamına 65 yıl kulübün avukatlığı. Hem de bilâ bedel! Elbette ki kulüpten para talep edemezdi. Hiç baba evlâdından para talep eder mi? Eden vardır ama Fikret Canlı için kulüpten bir talepte bulunmak asla olmazdı. Böyle bir şey vuku bulmadı. Eğer bunlar onun meziyetleri arasında olmasaydı FİKRET CANLI olabilir miydi?

Cemaati de ölümü gibi güzel oldu. Onlarca Sarıyerli insan, onlarca eski ve yeni yönetici ve  kulüpte  başkanlık yapanlar  ULU ÇINAR’ı uğurlamak için Sarıyer’e koştu.  Fikret Canlı Bey’in ismine yaraşır bir cenaze merasimi oldu. Allah herkesten razı olsun.

Sarıyer müftüsü Sayın İbrahim Gemici’nin mükemmel konuşmasını duymuştur Fikret Bey! Tam da Fikret Bey’i anlatır, tanıtır gibiydi konuşma! “Sırf gençlere hizmet vermek, onları kötü yollardan kurtarmak, iyiye, güzele ve ailelerine, ülkelerine yararlı olmalarını temin etmek, kötü yollara düşmelerini önlemek için Spor Kulübünü kuranlardan biri ve onların takipçisi oldu” diyerek insani olarak, toplumsal olarak ulvi bir görevi yerine getirmenin huzuru içinde olduğuna vurgu yaptı.

Bense en önemli yol göstericimi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadım. Bilemiyorum, onun hoşgörüsüne ne kadar yakınlaşabileceğim yahut ne kadar yakınlaşabileceğiz? Ona ulaşmak zor, hatta imkânsız bunu da biliyorum ama onun bıraktığı boşluğu doldurmanın da Sarıyerliler için bir ön koşul olduğunun bilincini taşıyorum.

Fikret Bey “Başarı bugün olmaz ise yarın olur, birkaç yıl sonra gelir. Önemli olan kulübü yaşatmaktır. Sarıyer Spor kulübü bayrağı ile ülke (Türk) bayrağını yan yana dalgalandırmaktır” derdi. Bu yolu takip etmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum. O nedenle inatçı olmak, savaşım vermek, söylenenlere, tehditlere, tenkitlere, yermelere aldırmadan hareket edilmesi gerektiğine de inanıyorum. Paranın her şey olduğu, para verenin düdük çaldığı, bilenlerin bilmeyenlerle eş tutulduğu, ustaların susturulduğu, varların yok sayıldığı bir dönemde; hazımsızlığında en üst düzeyde olduğu ortamlarda FİKRET CANLI gibi dik durabilecek miyiz? İşte sorun burada!

Kulüp çalışmalarında Fikret Bey’in yolundan gitmek bizim için kaçınılmazdır. O nedenle Muhterem Ağabey rahat uyu diyorum. Yetiştirdiğin, yetişmeleri için emek verdiğin, en bunalımlı dönemlerde moral ve destek verdiğin, güç verdiğin insanların bir kısmı hala kulüp içinde veya çevresinde. Bıraktığın yoldan devam edecekleri muhakkaktır.

Biraz da aile ilişkisi içinde hitap edeyim: Fikret Ağabey senin için iki mısra karaladım. Ben yazayım, sen hisset:

Ailede güneş, kulüpte aydı,                                                                                                                                     Bugün Sarıyer’den bir güneş kaydı.

Muhterem  Ağabey; hakkını helal  et! Nur içinde Yat!

İbrahim BALCI