Son Dakika Haberler

YALAN MI? İbrahim Balcı

YALAN MI? İbrahim Balcı
Okunma : 106 views Yorum Yap
ibalci
İbrahim Balcı

Maşallah ülkemizde yabancılardan nişan alanlar çoğaldı. Başbakan Sayın Erdoğan İsrail’den nişan aldıktan sonra bir nişan da Fransa’dan geldi. Tarım Bakanımız Sayın Mehdi Eker, Fransa’dan canlı hayvan alınması için verdiği büyük uğraş ve gayretler nedeni ile Şövalye nişanı almaya hak kazandı. Nişan görkemli bir törenle boynuna takıldı. Alâ!

Peki! Türk tarımına ve hayvancılığına ne oldu? Hayvancılık nerede ise yapılamaz hale geldi, tarım küllüm edildi. Saman bile dışarıdan ithal ediliyor! Anguslar falan filan da çabası! Yalan mı?

+ + +

Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç yine gözüne soğan sıkmış ağlayıp duruyor. Sulu göz olduğu biliniyordu da cebinde soğan taşıdığını bilen yoktu (!) Yine soğan sıkmış olacak ki gözüne ağlamak için aşka geldi. Ne diyor: “17 yaşında bir genç kızken Diyarbakır’da cezaevinde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki, o kadar kendini zorlamışlar ki, ben de aklıma gelse dağa çıkardım”. Neden duruyorsunuz, hemen çıkın! Sizin bir görevinizde dağa çıkıp, dağdaki vatan hainlerini düze indirmek değil mi? Gözyaşı dökmek neyin nesi? Kime hizmet! Hüsnü iken Hüsniyadis olan öldü, tekrar Hüsnü olma imkânı yok ki! 17 yaşında iken terörist olduğu için işkence gördüğü belirtilen BDT Milletvekili Sayın Gülten Kışanak’a yaranmak niye! Yapan cezasını bulacak! Ha hatırlatmak gerek bu bayan milletvekilinin kocası nerede? Dağda? Yalan mı?

+  +  +

Başbakan Sayın Erdoğan’ın hem korumasında hem de aracında böcek (dinleme cihazı) çıkmış! Her halde çıkacak! Dinlemeleri kim yapar devlet! Mit devletin bizzat kendisi değil mi? Mit Başkanı Sayın Fidan, Sayın Başbakan’ın has adamı değil mi? O halde kim dinleyecek kedisini MİT’ten başka! Haşa!!! Lütfen milyon milyon dolarlarla alınan zırhlı araçlar hizmete sokulmadan gözden geçirilsin, zira dinlemenin ustası arabaları satın aldığı ülkelerdir. Hala o ülkelerin dümen suyundan gidilmiyor mu? Yalan mı?

+  +  +

2 köprü ve 8 otoyol 29 yıllığına satıldı. Gelsin paralar!  Açıklanan paranın tamamı peşin alınsa yatırıma dönüştürülebilir… İşsizliğe çare olabilir. Ama öyle değil! Az bir kısmı peşin ödenecek, geri kalanı da köprü kazanıp ödeyecek. Ohhh gel keyfim gel… Böyle imkân kimle sağlanır? Yandaşa! Zaten Öyle oldu. Bir ortak Ülker olduğuna, diğeri de her dönemin kafa zengini olduğuna göre!… Yalan mı?

+  +  +

Muhteşem Süleyman dizisi belki de yayından kaldırılacak! Kaldırılır, olasıdır. Çünkü hareme girdi! Bu harem Osmanlı haremi! Günümüz siyasilerinin harem-i ismeti” değil ki! Oysa AKP’nin devam eden devri iktidarında siyasetçilerin harem-i ismetine öylesine girildi ki sayısı belli değil! Deniz Baykal siyaset sahnesinden silinmek istendi. MHP milletvekili adaylarından seçilmeleri kesin olan Deniz Bölükbaşı ve diğerleri küllüm edildi! Hala dinlemeyi yapanlar bulunamadı. Gel gör ki bir film olan Muhteşem Süleyman’da harem hayatı gösteriliyor diye ver yansın ediliyor. Sayın Başbakan Erdoğan “Ecdadımız böyle değildir” diye bağırıp duruyor. Varsın bağırsınlar, gerçekler inkâr edilebilir mi?  Eğer Osmanlı benim ecdadım derseniz, o zaman Osman Beyin (Kara Osman) Amcası Dündar Beyi öldürttüğünü de kabulleneceksiniz, Fatih Sultan Mehmet’in kundaktaki kardeşi şehzade Ahmet’i boğdurduğunu da kabulleneceksiniz. Eğer ben Osmanlının devamıyım diyorsanız, Osmanlı padişahlarının ikisi hariç hepsinin yabancılar ve Müslüman olmayan kadınlarla evlendiklerini, bu kadınlardan çocuk sahibi olduklarını da kabul edeceksiniz. Eğer Osmanlı benim ecdadım derseniz Yavuz Sultan Selim’in ağabeyi Korkut’u boğdurttuğunu, merhum ağabeyi Mahmut’un çocukları Musa, Mehmet, Osman, Emin ve Orhan’ı boğdurduğunu da kabul edeceksiniz.  Osmanlının devamıyım diyorsanız Kanuni’nin kendisine karşı geldiği için İran’a kaçan oğlu Şehzade Beyazıt’ı İran’da öldürtmesinden başka Beyazıt’ın en büyüğü 16 yaşında olan 5 oğlunu, yani torunlarını da öldürttüğünü kabulleneceksiniz.  Eğer Osmanlı benim ecdadım diyorsanız Kanuni’nin oğlu Mustafa’yı, Mustafa’nın kundaktaki çocuğunu da boğdurttuğunu kabulleneceksiniz. Eğer Osmanlının devamıyım diyorsanız Cem Sultan’ın oğlu Murat’ı ve onun oğlu Cem’i de öldürttüğünü kabul edeceksiniz! Tabii ki Piri Reis’i de unutmamak gerekir. Onu da ortadan kaldırdığını kabulleneceksiniz! Bütün bunlar yalan mı?

Osmanlı denince akla çok şeyler gelebilir. Bunu tartışmaya hiç gerek yok. Tarihçiler yazdı, yazmaya devam ediyorlar. Osmanlı Arşivi ortada! İnsanlar konuşmada da arşivlerin dili vardır konuşur!

Yüzleşmekse, Osmanlı arşivleriyle yüzleşmek gerekir. Atatürk dönemi ile değil. Şeyh Sait isyanıymış, Dersim İsyanıymış, yok Muğlalı olayıymış bunlarla yüzleşmek istemeniz niye? Cumhuriyeti kötülemek niye? Osmanlıyı temize çıkarmak için mi?  Unutmamak gerekir  bu günün bir de yarını vardır ve o gün geldiğinde bu defa sizin yaptıklarınızla yüzleşmek durumu olur! Yalan mı?

Müjdeli haber: TÜBİTAK ile TUSAŞ iş ortaklığı sonunda yapılan Yerli Keşif Uygusu Göktürk- 2 uzaya başarı ile fırlatıldı. Mükemmel ve kusursuz bir yapım, başarılı bir fırlatma! Yani TÜBİTAK ve TUSAŞ’ı alkışlamak gerekir. Hele TÜBİTAK’i… O kadar olumlu çalışmalar yapıyorlar ki iftihar etmemek elde değil. Bir türlü bu güzel kurumu bozamadılar, kurum diri kaldı. TÜBİTAK’a güveniyoruz ama ne kadar! Uyduğu uzaya gönderdiği kadar mı? Oysa TÜBİTAK Silivri’de görülen Ergenekon ve Balyoz gibi davalar için de CD kayıtları ve imzalar için raporlar hazırladı. Fakat özel yetkili savcılar, çok çok yetkili hâkimler bu raporlara güvenmedi ve dikkate almadı! Bu raporları dikkate alın diyen de olmadı. Yalan mı?

O kadar yazılacak şey var ki, yazsan bir türlü yazmasan bir türlü… Hadi küçük bir not daha yazalım: Irak Cumhurbaşkanı eski Terörist Talabani beyin kanaması geçirmiş, koma halinde.  Acınacak durum! Yaptıklarından pişman olmuşsa ala! Başbakan Sayın Erdoğan hemen çağrı yapmış “Uçak ambulans gönderebiliriz”…  Gönderin, gönderin… Talabani’den çok iyilikler gördük… Talabani’ye ambulans uçak gönderin, Silivri’ye de yeni generaller!!!

Uyar mı? Uyar!