Son Dakika Haberler

YEREL SEÇİMLER VE ADAYLAR HAZIR.İbrahim Balcı

YEREL SEÇİMLER VE ADAYLAR HAZIR.İbrahim Balcı
Okunma : 108 views Yorum Yap

ibalci_99Seçim sürecine girildi. Siyasi partiler yerel seçimler için gösterdikleri belediye başkan ve meclis üyesi adaylarını değişik yöntemlerle belirlediler. Hangi yöntemle belirleme olursa olsun, belirlemeler krizleri de beraberinde getirdi. Aday olanlar bir beklenti içinde olmasalardı şüphesiz aday olmazlardı. Olduklarına göre önemli beklentileri vardı. Örneğin; Belediye Başkanlığına aday olmak için başvuranlar başkanlığa kendilerine uygun görüyorlardı. Keza meclis üyeliğine başvuranlar da, meclis listelerinin üst sıralarında yer almayı kendilerine hak görüyorlardı.

            Adaylar haklıdır. Çünkü hepsi hırslı, arzulu, kazanacakları inancı içindeydiler. Hatta öylesine ki, kesin adaylıkları kabul edildiklerinde yapabilecekleri masrafları, aday adaylığı sırasında yapacak kadar cömert ve savurgan davrandılar.

            Meclis üyeliğine aday olanlardan pek azı bekledikleri yeri buldu. Belediye Başkanlığı için ondan fazla adaydan sadece biri ipi göğüsleyebildi. Diğerleri yarışta geri kaldılar. Üzüntülü ve kırgın! Belediye meclis üyeliği için ise yüzlerce aday adayı vardı. Hepsi hepsi seçilecek aday sayısı, kontenjan dâhil sadece 37 kişi. Seçimde barajı geçen partiler meclis üyeliklerini paylaşacaktı. Yani 37 kişi barajı geçen partiler arasında aldıkları oy oranına göre paylaştırılacaktı. Bu demektir ki listelere giremeyen gayri memnun aday adaylarının dışında pek çok üzgün, küskün aday olacaktı.

            Bakalım küskünler, kırgınlar, hayal kırıklığına uğrayanlar nasıl bir yöntem izleyecekler. Bu çok önemli! Kırgınlıkların,  dargınlıkların ortadan kaldırılması, yok edilmesi eskisi gibi birlik ve beraberliğin tekrar sağlanabilmesi için büyük uğraş gerek. Belediye başkan adayları çok özverili davranmak zorundadır. Adaylıkları kabul görmeyenlere sevecen, sıcak ve hoşgörülü yaklaşmak zorunda. Keza partilerin ilçe başkanları da aynı şekilde hoşgörülü, sevecen davranmak zorundalar. Hangi siyasi parti olursa olsun taraflar birlik ve beraberlik ahengi sağladıkları takdirde başarı yolunu bulabileceklerdir. Dargınlıkları, kırgınlıkları ortadan kaldıramayanlar; memleketçilik, bölgecilik ve mezhepçilik oynayanlar bu mücadelede kibir ve hislerine mağlup olacak,  bu nedenle de ülkenin birlik ve beraberliğine zarar vereceklerdir.

            Genel seçimlerde olduğu gibi yerel seçimlerde de partilerin amacı iktidar olan partiye iyi bir ders vermektir. Bu ders belediye başkanlığı kazanmakla olacaktır. Aksi halde zor! Yerel seçimlerde muhalefet başarı kazandığında iktidar yıpranır ve ağır darbe alır, bu da genel seçimlere yansır. Hatta iktidar baskıdan kurtulamazsa genel seçime gidilebilir, sonuçta genel seçimde de muhalefet başarılı olursa iktidar yıkılır gider!

            AKP iktidarının durumu ortada adeta per perişan ama inatla direnmeye devam  ediyor! Ballı kaymağı elden kaçırmamak için her yolu deniyorlar.  Harun’ken Karun olanların keyfi yönetimi sonucu patlak veren Gezi olayları her şeyi alt üst etti. Yüz binlerce kadın-erkek, genç-yaşlı, çoluk-çocuk insanın katıldığı ve Türkiye’nin en ücra köşesine kadar yayılan Gezi protestosu/Taksim direnişi keyfi yönetime “dur” demek, İstanbul’un güzelliğini korumak içindi.  Fakat bunu yanlış algılayan hükümet gemi azıya almış ve yetkililere direnişe en ağır şekilde müdahale etmesi emrini vermiş, emir yerine gelince de ip kopmuş ve uyuyan ülke insanları adeta yeniden uyanmış ve ülke genelinde direnişe geçmiştir.

            Gezi Direnişi dönüm noktası olmuştur. Direnişler hükümeti harekete geçirmiş, ne kadar antidemokratik yasa varsa çıkardılar. Yargı erki perişan edildi. Kuvvetler ayrılığı yok edildi. Yargı en alttan en üste makama kadar tek adamın emrine verildi. Gizli ve ağır gidiş aleniye dönüştü ve faşist yönetim tek adamda yani Başbakan R. Tayyip Erdoğan’da kaldı. Zirve, yani Çankaya zaten işgal altındaydı(!)… Çankaya sanki Cumhurbaşkanlığı değil Türkiye Merkez noteri. Doğru yanlış her gelen yasa, kararname ve karar ne varsa basıyor imzayı…  HSYK Yasasını “Anayasa Mahkemesi var” diyerek imzalaması her şeyi bitirdi.

            Ülke duman olmuş, ekonomi perişan, ihracat ithalatın yanında devede kulak kalıyor, özelleştirme adı altında Cumhuriyetin bütün kazanımları elden çıkarıldı. Pek çoğu yalaka ve yandaşlara, bir kısmı da işbirlikçi yabancılara peşkeş çekildi. Israrla özelleştirmeye devam ediliyor.  Özelleştirmeden alınan milyar dolarlar, önemli hiçbir yatırım yapılmadan  bol keseden kullanıldı. Uyanmaya başlayanların daha derin uykuya yatırılmaları için AKP, cemaat ilişkisi devreye sokularak halkın üzerine baskı kuruldu. Düzmece, sahte ve uyduruk belge, CD ve gizli tanıklarla Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk, ODA TV, Amirallere suikast, Şike, 12 Eylül, 28 Şubat, Cübbeli Ahmet Hoca davaları açıldı. Bu davalar sonucu onlarca üst rütbeli subay (Gen. Kur. Bşk, Ordu Kumandanı, PKK ile savaşta büyük başarı sağlayanlar v.s.) mahkûm edildi. Ordu budandı, bilhassa deniz kuvvetleri tarumar edildi.

            Halkı yıldırmak için her şey yapıldı. Almanya’da başlayan Deniz Feneri davasında Almanya ayağı çökertildi, mahkûm edildi. Türkiye ayağı ise iktidarın koltuğu altında geliştiğinden çeşitli atraksiyonlarla davada mahkûm olacak olanlar da kurtarıldı. Bu dava da uykuda!

            Türkiye’yi alt üst eden 17 Aralık olayı! Korkunç bir olay bu… Bakanların ve bakan çocuklarının milyar dolarlık rüşvet aldıkları, yatak odalarında para kasaları ve para sayma makineleri bulunduğu görüldü. Bir banka genel müdürünün evinde ayakkabı kutularının içinde 4.5 milyon dolar yakalandı. İster istemez insanın aklına Bankalar ne iş yapar sorusu takıldı! Bilahare İzmir’de olaylar patladı. Onlarca kişi rüşvet ve yolsuzluktan içeri alındı, arananların peşine düşüldü. Bacanak ancak işler yoluna konulduktan (!) sonra ifade vermeye gitti. Kıvılcım Başbakan’a, oğluna, dünüre ve işadamlarına sıçradı. İşadamlarından biri “Bu milletin a……. A koyacağız” diyerek Türk halkı için hangi düşüncede olduğunu gösterdi (ki bu adama AKP hükümeti Seydişehir Aleminyum Tesislerini su fiyatına vermiş, diğerlerini de adeta peynir ekmek fiyatına peşkeş çekmişti).

            Rüşvet, yolsuzluk, havada uçuşan kasetler… Başbakan yıpranmış kendini, yandaşlarını, bakanları, bakan çocuklarını kurtarma derdinde. Yapabileceği her şeyi hiç çekinmeden yapıyor ve cemaat bağlantılı olduğuna inandığı savcı, hâkim, vali, emniyet müdürü, amir, komiser ve polis olmak üzere binlerce insanı paralel devletin adamı olarak suçlayarak yerinden yurdundan edip sağa sola sürüyor, evinden barkından ediyordu. Bütün bunlara karşın Partisi içinden beş altı kişi çekip gidiyor, paralel devletin adamı olarak acımasızca eleştiriyordu.

            “Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldık…” diyen başbakan, köy, kasaba, şehir ve coğrafi isimlerin değiştirilebileceği kararını alıyor, Türk bayrağını taşımak adeta suç kabul ediliyor, milli bayramların kutlama şenlikleri en aza indiriliyor daha doğrusu unutturulmak isteniyor. Milli eğitim darmadağın edilmiş yeni düzenlemelerle büyük çoğunluğu imam hatip okullarına dönüştürülmüş; üç beş yıl öncesine kadar sıradan geliri olan pek çok yandaş Karun gibi zenginleştirilmiş. TOKİ tarafından vatandaşların evi barkı, arazileri ellerinden alınarak, devasa binalar yapılmış ve yandaşlara peşkeş çekilmiş, emekli perişan, işçi asgari ücrete talim ediyor işte ülkenin hali ve AKP iktidarı…

            Böylesi bir ortamda yerel seçimler yapılıyor. Nerede ise her parti iddialı? TBMM de temsil edilen partiler elbette ki iddialıyız diyebilirler ama ya diğerleri? Örneğin; İşçi Partisi, o kadar iddialı ki sanki iktidar olacakmış gibi şamata yapıyor. Lideri hapiste, kimse siyasi görüşü nedeni ile hapiste olmamalı, lider partisinin başında olmalıdır. Bu partinin de adayları belli. Türkiye genelinde yerel seçimlere katılıyorlar. Söylemlerine göre iddialılar. İddialı olsunlar tabii, kimse hayır demez ama bir önceki seçim sonuçlarına bakmadan konuşmak olur mu? Önce onlara bak sonra yapılacak olanları programla! Göreceğiz bu parti iddiaları sonucu kaç ilçe ve il belediye başkanlığı kazanacak… Ya da alacakları toplam oyları yüzde kaç olacak.

            Ülke yangın yerine dönmüşken, antidemokratik yasalarla cehennem hayatı içine girmişken, rüşvet, yolsuzluk, talan ve ihale dağıtmanın perişanlığı içinde hala AKP iktidarının değişmesi yolunda muhalefet partileri adım atmıyor, güçlü oldukları yerlerde birbirlerini destekleme kararları alamıyorlarsa yazık ediyorlar. Küçük bir örnek İstanbul’da B.Ş.Bel. Başkanlığına İşçi Partisinden Levent Kırca Adaş, bir diğer Halkların Demokratik Partisi İstanbul B. Ş. Belediye Başkanı adayı Sırrı Süreyya Önder… İkisi de iddialı… Kaç oy alacaklar, yüzde kaça kadar çıkabilecekler… Amaç iktidarı kazandırmak değil, kaybettirmek olmadıktan sonra akla çok değişik düşünceler gelir… Yani nemalanma? Yapılacak şey en güçlü aday etrafına birleşmek… İstanbul’da iktidar partisi seçimi kaybettiği anda ülke krize girmez, krizde bulunan hükümetin aklı başına gelir ve erken seçim kararı almak zorunda kalır. Siyasilein en azından bunun bilinci içinde olmaları gerekir.

            Sarıyer’de kıyasiye bir yerel seçim yarışı olacak! İbre CHP den yana… Geçen dönem görev yapan Şükrü Genç yine aday! Şansı büyük! Kırgınlıkların ortadan kaldırılması için İlçe Başkanı Mehmet Deniz, diğer belediye başkan aday adayları Erol Aydın, Dr. Cengiz Alp, Av. Necati Yıldırım ve diğerleri kısa sürede kırgınlıkları ortadan kaldırarak iyi bir sınav verdiler, öyle görünüyor. Bu hali ile de Şükrü Genç şanslı görünüyor, zira semt semt çalışmaları da bunu doğruluyor.

            AKP Sarıyer Belediye Başkanlığını tekrar kazanmak için büyük uğraş veriyor.  Geçen yılların tahribatı bir türlü yok edilemediğinden ağır fatura karşılarına çıkıyor. Sarıyer için iyi bir isim olan Sedat Özsoy’a sarıldılar. Hayli oyu vardır Sedat Özsoy’un onları alır kazanırız düşüncesinden yola çıktılar. Seçmen enayi mi? Onu hiç düşünmediler… Sedat, Sedat da nereye kadar!  Ona oy veren seçmen, Sedat Özsoy hangi partiye transfer olursa yine ona oy vereceğini mi zannediyor. Seçmen enayi değil ki… Enayi olmadığını da anladı seçmen, buruk ve bıyık altı gülüyor.  AKP içindeki idealist seçmenler de tedirgin. Son iki seçimde üç ayrı partide ismi geçen Sedat’a bir tülü yeteri kadar sahip çıkamıyor. Beraberlikler, güzel sözler ve gülen yüzler geride kaldı. Adeta Sedat Özsoy yalnız gibi…. İlçe Başkanı İsmail Özdemir ve Abdullah Günaylı ve bir de eski dava arkadaşı Halil Akıncı da olmasa tek başına kalacak gibi… Onların da Sedat Özsyoy’u sahiplenmesi de yetmiyor. Sedat Özsoy’a olan kırgınlığın, küsün bir nedeni de meclis üye lisesini idealist AKP li seçmene kabul ettirememesi! Sedat Özsoy’un Seçimi kazanması sürpriz olmaz. Geçen seçimde aldığı oyları tekrar alabilirse, sorunu aşmış olur. Ama zor görünüyor. Çünkü MHP tabanı kızgın, eski ANAP lılar çok tedirgin ve karşı tavır içindeler!

            MHP, Belediye Başkan Adayı olarak Ahmet Özyürek ile gövde gösterisi yapacak. Geçen dönem aldıkları oy almaları zor.  Geçen dönemde aldıkları oyu üç beş bin eksiği ile alsalar AKP Sarıyer’de seçimi kaybetmiş demektir. Ayazağa’nın Sarıyer’e bağlanması AKP için büyük avantaj ama köylerin de Belediye Başkanlıkları için oy kullanması CHP için büyük kazanç.  Her şeye rağmen büyük şans ibresi yine Şükrü Genç’ten yanma… Şöyle veya böyle Belediye Başkanı olmasının da avantajı ile Şükrü Genç rakiplerinden bir iki adım önde.

            Her ne olursa olsun centilmence bir seçim yarışı olsun, iyi olan kazansın…