Son Dakika Haberler

Yönetim İstifa ..İbrahim BALCI

Yönetim İstifa ..İbrahim BALCI
Okunma : 84 views Yorum Yap

Sarıyer, kendi saha ve seyircisi önünde ilk yenilgisini aldı. Hem de çok kötü futbol oynayarak. Seyirci 75. dakikaya kadar takımına yürekten destek verdi. Destek verdi çünkü o dakikaya kadar maça asılıyor her an beraberliği kurtarır umudunu taşıyordu. Rakip daha derli toplu olsa da Sarıyer’de zaman zaman topla oynayarak sahaya yayılabiliyordu. Ne zaman takımda oyuncu değişikliğine gidildi, Sarıyer’de de oyundan koptu. Çünkü Sarıyer yedekleri arasında oyuna girdiğinde maçın akışını değiştirecek adam yok! Bunu Sadi Hoca’nın bilmesi gerekirdi. Durum ortada kötü oynayanlardan biri olan göbekteki Gökhan Çakır’ı oyundan aldıktan sonra Sarıyer havlu attı ve tek akın yapamadı, rakip kaleye bir defa gidemedi. İşte ne oldu ise o zaman oldu, seyirci çileden çıktı, suçlu aramaya başladı:
Seyirci deyip geçmemek lâzım, onlara kulak vermek gerekir. Seyirciler önce kötü oynayan takımı yuhaladılar, sonra Yönetim istifa dediler ve sonunda Lemi Çelik’e yüklendiler; İSTİFA!
Haklılar; yöneticiler transferleri biz yapmadık ki, takımı elimizde bulduk dediklerine göre, birileri transferleri yapacaktı. İki aylık boşlukta Lemi’ye futbolcularla görüş yetkisi verilmiş olacak ki Lemi’de futbolcularla görüştü ve takım oluşturuldu. Böyle olunca sorumluluk Lemi’nin üzerine yıkıldı. Şimdi topun ağzında o! Yanlış transferler yaptı, hatalı yol izledi, ortaya konan takım bu! Ancak bu kadarını veriyor.
Benim anladığım şu: Lemi Hoca bir yıldan beri takımın içinde ama Sarıyer takımını yeteri kadar tanımamış! Transfer ayında yanlışlara devam etti. Lemi’den sonra Sadi Hoca sorumluluk üstlendi ama transferlerde isabet kaydedemedi. Zira Trabzon altyapısından ve çevre kulüplerden alınan futbolcuların Sarıyer takımında forma giyme şansları yok! Ama oynuyorlar. Oynatılırsa oynarlar tabi! Demek istediğim Sarıyer’i taşıyamazlar, İyi niyetli mücadeleleri yetmiyor!
Sarıyer deprem görmüş bir takım gibiydi, adeta enkaz!!! Ethem çaresizdi ama ikinci golde topa çıkmalı ve yumruklamalıydı. Sarıyer geri dörtlüsü maalesef yolgeçen hanı! Her rakip akınında aciz kaldı. Hele eski Sarıyer futbolcusu Gökhan Ünver Sarıyer’in sağ koridorunu hallaç pamuğu gibi attı, iki serbest vuruş kullandı, ikisinde de topu adamı ile buluşturdu ve takımına iki gol kazandırdı. Sonraki dakikalarda takımını istediği gibi yönlendirdi, oynattı. Sarıyer orta sahasında zaten sorun vardı, bu maçta “beni yeniden dizayn edin” diye bağırıp durdu. İleri ikiliden biri olan Sinan 75 dakikada sahada adım atmadık yer bırakmadı ama o da pes dedi. Cemre Atmaca boş kale yerine topu kaleciye nişanlayacaksa elbette ki taraftar “Yönetim istifa diye bağıracak”. Arkadaş o golü atmayacaksan neyi atacaksın? Sonradan oyuna girenler de takıma hiçbir şey vermediler.
Rakip takım sahanın her yerinde Sarıyer’den iyi idi. Neyse olanlar oldu. Kötü futbol ve yenilgi! Çok önemli üç puan kaybedildi . Aslında kaybedilen yöneticilerin iyi niyetli çalışmaları oldu! Neden mi? Nedeni şu:
“Yönetim İstifa, yönetim istifa!” Ne demek bu! Bu yönetim kurulu bulunana kadar akla kara seçildi. Koşarak mı gelip yönetim kuruluna girdiler? Adamlara görev kabul ettirebilmek için yalvar yakar olundu. Yönetim kuruluna girebilmek için sıraya giren yüzlerce yönetici vardı da bunlar torpille mi seçildi! Yahu adamlar çoluk çocuğunun nafakasını verecekler, vakitlerini verecekler, işlerinden güçlerinden fedakârlık yapacaklar sonra da yerilecekler, yuhalanacaklar, istifaya zorlanacaklar. Varsayalım istifa ettiler ya da seçim genel kurul kararı aldılar. Ne olacak? Bağıran seyirciler, bağıran fanatikler veya onları organize eden tribün liderleri siz mi ortaya para koyup yönetime talip olacaksınız? Ya da yönetim kuruluna maddi katkıda bulunacak, maddi sorunları taşıyacak adam mı bulacaksınız? Bunları yapamayacağınıza göre bağırmanızın ne anlamı var. Bir defa, iki defa bağırdınız neden maç sonuna kadar devam ettiriyorsunuz? Kulübünüze kötülük yaptığınızın farkında mısınız?
Maça fazla dalmadan takımın bu duruma gelmesine neden olan bir olaya değineceğim: Divan Başkanı Sami Canel, Eski Denetleme Kurulu Başkanı (Ben) ve Eski Genel Sekreter Adnan Özcan, yönetim kurulunun verdiği sözlü görevle eski Kulüp Başkanı Mehmet Akdağ’a gittik. Geçen sezon kadroda bulunan futbolcularla yapılan özel sözleşmelerin ve karşılığı olan 1.5 trilyon Tl. nin akıbetini sorduk. Aynen söyledikleri şöyle:
“Evet! futbolcularla özel sözleşme yaptık. Maddi gücümüz yeterli olmadığı için ödeme yapamadık. Ama sözleşmeleri kendilerine vermedim, beklettim. Maçlar bittikten sonra kendileri ile görüştüm bu paraları ödeyemeyeceğiz. Ama kulüp size yardımcı olacak, sizler alacağınız görünen paranın bir kısmından fedakârlık edin (yani yarısını talep edin) ve kulübünüzle yeniden anlaşın. Hepsi kabul etti. Kendilerini kulübe yönlendirdim. Kulüple gidip görüştüler ama ne çare ki yetkililer futbolculara yüz vermediler, hatta onlara siz gidin muamelesi yaptılar. Böyle olunca benim de yapabileceğim fazla bir şey yoktu. Belgelerini kendilerine verdim.”
O futbolcular ki, yani yüzlerine bakılmayan, pazarlık dahi yapılmayan, geri gönderilenler bugün Fethiye karşısında dökülen futbolcuların hepsinden de çok daha deneyimli, yetenekli ve başarılı isimlerdi. Bu futbolcuların yarısı kadroda tutulsaydı takım şimdi ilk sıralarda yerini rahatlıkla alırdı.
NETİCE: Çırçır boğazı karardı. Çırçır boğazı karardığında Sarıyer’e kar gelir. Takımın durumu da bunu gösteriyor. Yapılacak şey, takımın takviyesi yoluna gitmek olmalıdır. Bunu da ancak ilk devre maçları sone erdikten sonra olacağına göre iş Sadi Hoca’ya düşüyor. Sadi Hoca, Ahmet Suat Özyazıcı’yı tanır! Ahmet Suat şöyle der “Önce gol yeme, savunmanı sağlam tut, nasıl olsa bir iki fırsat yakalar, birini gol yapar maçı kazanırsın. Gol atamazsan da bir puanı alırsın”.
Sadi Hoca, rakip defansa yüklendikçe gol yiyoruz, duran toplardan/yan toplardan gol yiyoruz. Lütfen bir çare! A.S. Özyazıcı’nın söylediklerini de unutmayalım!