Son Dakika Haberler

ÇAYKUR’un soğuk çay reklamında denge kıran virüs var!

ÇAYKUR’un soğuk çay reklamında denge kıran virüs var!
Okunma : 75 views Yorum Yap

imageÇAYKUR’un soğuk çay reklamında denge kıran virüs var!

 

Çaykur yönetimi, “di-di” adını verdikleri soğuk çay reklamının içine Ramazan’ı soktu. Ankara sokaklarında bu afişleri gördüm. Bu kadar olmaz! Bir Rizeli olarak kınıyorum.

Dinin siyasete alet edilmesinden geçtik, artık reklamlara alet edilir oldu.

Afişteki Türkçe yanlışlar başka bir beyin tuzağı. Başta, çağrışımı çay olmayan bir kelime türettiler; di-di. Böyle, kök hecesi olmayan kelime türetmekle Türkçe algılamamızı ve hızlı düşünmemizi durduruyoruz. Türkçe anlama özürlü nesiller yetiştiriyoruz. Lise sona gelen çocuk kök heceyi bulamıyor, nedeni hep bu bu tarz Amerikan reklamları. Anlamsız hece birleşimleri, asimetrik yazımlar, dengesiz harfler, yönü belirsiz, dengesiz resimler…

Çaykur’un soğuk çay reklamında neler yok ki… Türkçe bütün kurallar atılmış, Ramazan’a ait “iftar vakti” kavramı “didi vakti” şeklinde değiştirilmiş… Bakınız:

Türkiye için didi vakti

Hayırlı ramazanlar

“di-di” soğuk çay

“di-di” Çaykur markasıdır

Buna psikolojik savaşta “itibarsızlaştırarak değerini yok etme” denir. Tarihten silme cezası verilmiş; kavramlarımıza saldırılıyor.

Bir kere, “Ramazan” büyük harfle başlar, küçük harf “ramazan” yazılmış, cümle sonuna da nokta koymamış. Türkçe dil kuralları yok edilmiş!

Küçük harfle başlatılan bir özel isim “di-di”, hem iki ayrı hecelemeyle, hem yatık, hem de biri diğerinin kıçına eklenmiş… Böyle bir Türkçe yazım şekli yoktur. Yeni neslin kafasını allak bullak ediyoruz. Ki istenen de budur, anlama özürlü bir nesil. Amerika’da gençler için anlatılan fıkralar şimdi bizde başladı.

“Çay-Kur” adını üretirken yaptığımız doğruydu. Anlamlı yeni bir kelime türettik. Böyle, kök heceden isim üretme yöntemimizi bırakıp Amerikan usulü anlamsız hecelere geçtik. Amerikan kuyruğuna takıldık, boşlukta yuvarlanıyoruz. Yeni neslin beyinleri sıfır değerinde beyaz boşluklarla doldu, zihinsel faaliyet yapamaz hale geldiler, bu gidiş iyiye alamet değildir.

Eğer, Ramazan gibi “değerlerimiz” başlığı altında bir dosyanın içine “di-di” gibi uydurulmuş soğuk çay adı koyarsanız, yarın iftardan sonra içtiğiniz sıcak çayı da bulamazsınız.

Buna psikolojik savaş deniyor; alışkanlıklarınızı ve damak lezzetinizi değiştirerek kültürünüzü yok ediyorlar. Sıcak çayın içine evde ister tarçın atarsın, ister karanfil atarsın, bal koyarsın, süt koyarsın, pekmez katarsın, limon koyarsın, kıtlama içersin… Hepsi bizim kültürümüzde var ve hepsinin ayrı şifaları var. Soğuk çay ile öncelikle yok edilen “şifa” bölümüdür, farkına bile varmadan zarara dönüşür. İçine katılan glikoz mu şeker mi bilmiyorsun.

Bunları gıda uzmanları zaten yazıyor. Ancak ben eğitimci olarak Türkçe yazım kurallarına ve Türkçe düşünmemizi sağlayan kültür kavramlarımıza aykırı cümleler kurulduğu için itiraz ediyorum. Türkçe yok ediliyor. Kavramlarımız süpürülürken birlikte tarihten süpürülüyoruz!

Böyle afişlerle Türkçe kavramlar yerinden oynatılırken sonuçlarını çocuklarda “aptallaşma” olarak görürüz. Burada zihinsel saldırı vardır, “Zihin Terörü” suçuna girer. Yüzlerce panoda saklı reklam teröristi oradan gençlere ateş ediyor…

B.Şehir belediyesine bu afişleri şikâyet etme hakkınız var, ama orda kalıyor, reklam süresi bittikten sonra neye yarar ki. Afişi baştan oraya koymayacaksın.

Reklamcılar, “denge kırmak” üzerine çalışıyor, bundan ekmek yiyor. Ders kitapları da öyle, denge yok artık kitaplarda. Dünyanın küresel efendileri başka türlü ekmek yedirmiyor insanlara. Yani hepimiz çocuklarımızın beynini yiyerek yaşıyoruz, gerçek bu.

Dünyanın dengesi ne demekse insanın dengesi de odur. Hatta namaz kılmak bile insanın dengesini bulmasına yönelik sağlıklı bir edimdir diyebiliriz. İnsanı dengesiz resimlere baktırmak baş dönmesi bile yapar. Dengesini kırmakla insanı salaklaştırmak, yani zihin kontrolünü yapmak mümkündür, birileri bunu keşfettiler.

Dünyanın dengesi oynar mı demeyin, bence oynatıldı. Bir kaç yıl önce Japon denizinde su altında patlamayla oluşan tsunami sırasında Dünyanın ekseni 2 derece oynadı, sonuçlarını Türkiye’de tropik iklime geçiş ve hortumlar olarak görmeye başladık bile.

Reklamları anlamlı cümleyle yapmıyorlar artık, onunla birçok kavramı daha çarpıtıyorlar. Reklam demek “Denge kıran” demek oldu. İletişim de “insanları manipüle etmek sanatı” oldu. İnsanları “dengesizleştirme” sanatı, İletişim Fakültelerinin ana konusudur bugün.

Söz konusu reklamda üç tane soğuk çay kutusu var ve hiç biri doksan derece dik durmuyor. Bakın, “dik” kavramını kırdılar, Yer Çekimi Kanunu yok edildi. Bakın ders kitaplarına, dik-düz-doğru olan hiçbir resim yok, yüzlerce resimden dengesizlik bombardıman ediliyor çocuklarımıza! Beyin dağıtma silahı sıkılıyor.

Az bilinir, Dünyanın manyetik denge merkezi Kâbe’dedir. Kutsal Mekân (Bilimevi) diye geçen, Kuruş soyundan gelenlerin “yıktırmayız” diye onca yıl orayı bekledikleri Kâbe orasıdır. Biz bu kutlu denge merkezine Kıble diyoruz. Birçok ayet “doğanın dengesini bozmayın, kutsal döngüye aykırı işler yapmayın” üzerinedir, buna dikkatinizi çekerim.

Şimdi, Kıblesini paraya çevirmiş gibi, birileri Ramazan’da iftar deyince aklına soğuk çay düşürme reklamı veriyor. Hz.Muhammed’in Hayatı ders kitabındaki bozuk Kâbe resimlerinden ve karikatürlerden sonra değersizleştirme operasyonuna Çay-Kur katılmış görünüyor.

Ben ki Çaykur’dan başka çay içmeyi ar saydım, kaçak çay içmeyi vatan hainliği gördüm; “Damak lezzetimizi önce bozacaklar sonra Rize çayını yok edecekler” diye yazılar yazdım. Şimdi sesleniyorum.

Ey benim ÇAYKUR yöneticisi aymaz hemşerilerim!

Daha fazla kâr hırsından çayı yok edeceksiniz. Belki farkında değilsiniz, şimdi öğrendiniz, reklamınızda çocuklarımıza denge kıran silahı sıkıyorsunuz.

Lütfen di-di reklamlarını kaldırın!

Mahiye Morgül