Son Dakika Haberler

Gazze’nin Egemenlik Bayramında Beyaz Giydirilen Kız Çocuklar

Gazze’nin Egemenlik Bayramında Beyaz Giydirilen Kız Çocuklar
Okunma : 20 views Yorum Yap


İki yıl kadar önce Milliyet gazetesinin internet sayfalarında “Filistin’de Hamas’ın küçük gelinleri” diyerek resimli haberler yayınlandı. Elektronik ağ üzerinden dolaştı durdu bu resimler. Büyük bir yalan kampanyası açılmıştı. Birileri Türk halkının Filistin halkına olan derin kardeşlik duygularını sarsmak isterken böyle çirkin bir yol seçmişti.

Bu yalanı yayanlar sadece Hamas’ı değil, Filistin kültürünü ve bütün İslam toplumlarını hedef almış oluyordu. Cevap vermeyi hep erteledim. Bu konuyu artık bu Oruç ayında bütün tarihsel gerçeğiyle yazmalıyım. Anlamak istemeyen yine anlamayacak olsa da yazacağım. Filistin halkının günahını alanlar artık ortaya çıkıp yüksek sesle özür dilemelidir.

Öncelikle belirteyim, bu tören bir düğün değil çok kutlu bir olayı anmak için yapılan geleneksel Egemenlik Bayramıdır. Kız çocuklarını esaretten kurtarışın bayramıdır. Kız çocuklarını borçlu babanın elinden alarak kerhaneye satan Romalı tefecilere karşı direnmenin bayramıdır. Beyaz elbise giyinmek, Filistin Kraliçesi Azize (Gazze, günahsız) Zeynep gibi olmaktır! Elindeki bayrakta görülen siyah renk Azize Zeynep’e yas tutmayı ifade eder, İsrail işgalini değil.

Gazze, adını aldığı Azize Leyla Zeynep Sultan’ı anıyor bu bayramda. Gazze’nin adı Azize İştar Opa (Gazze Strip) yazılıyor, yani hala onun adını taşıyor. Gazze’yi ve Ankara’yı Romalı yağmacılardan kurtaran kadın sultan, ilk kadın halife, Uluy Aba/İlyapa (Alevi) o idi.

g_1

Beyaz gelinlik giyinmek, köle olmamayı (egemenliği) ve masum olmayı (günahsızlığı) ifade ediyor… Yani Aziz Zeyne Aba gibi olmak. Filistin kraliçesi Zeynep Sultan’ın beyazlar içindeki Azize heykeli bize bunu söyler.                      

Pülümür’de esir alındıklarında Roma’ya götürülürken oğlu Lalius Sani Toros 12 yaşında gözleri önünde öldürülüp Boğaz’ın sularına atıldı. (Leyla’nın oğlu; Lali-us!) Leyla’nın gözlerinde kanlı yaşlar vardır, Yezid’in sarayında duvarları çınlatan Aziz Zeynep O’dur! Hz.Ali’nın kızına ad olandır! “Leyla deryasına daldım göllerde, Aşkın ateşine yandım çöllerde, Yetiş imdadıma tez Leyla Leyla…” diyen erenlerin sazında söz olandır!

Resimlerinde ve heykellerinde zincire vurulmuş halde görülür. “Leyla defterine köle yazıldı / Engür şerbetini süz Leyla Leyla…” diyerek ağıtlar döktüğümüz Leyla Sultan’dır. Engür badesini süzmüş, Ankara’dan ve Gazze’den Haçlı işgalcileri kovmuş, kız çocuklarını köle satılmaktan kurtarmış, böyle bir Azize ablamızdır. Beyazlar içinde oniks mermerden heykelinin yapılması ondandır.

g_2Beyazlar içindeki heykeli öldürüldüğü o yerde, Roma müzelerindedir.

Dönelim Gazze’ye. Önce resimdeki kız çocukların ağabeylerinin yanında olduklarını bilin. Bunun anlamı, ağabeyleri (ya da amcaoğulları) diyor ki kardeşlerimiz bizim korumamız altındadır, onların namusunun bekçileriyiz, onları korumak için savaşırız… Çocuklar ellerinde “Vatan” sembolü bayraklarını taşıyorlar, belli ki bu tören tarihsel değeri olan bir şenliktir, bayramdır. Tıpkı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi!

Ağabeylerin boynundaki Filistin atkısının da anlamı vardır, Türkiye’de Zaza dediğimiz Oğuzlular da aynı atkıyı takar. Zaza ile Aziza aynı kökten gelir. Aynı direniş ruhu onlarda da vardır, bu ruhun kökeni aynı ortak tarihe sahip olmaktan gelir. Şimdilik bu konuyu kesip resimlerdeki sembollerle devam edelim.

g_3

Diğer resimde hilal, buğday ve kızıl kurdelesiyle halifelik madalyonunu görüyoruz; İlyapa, Ulu-aba, Agusto (Oğuz-ata) olmuştur. Hatta Ankara’da Ulus Bilimevini Roma işbirlikçilerinin yıkımından kurtardığı için adı oradadır, onun için batılı tarihçiler Agusto Tapınağı derler. Sasani kraliçesidir, Akmenid Oğuzlu kültürü ile yetişmiş bilge bir kadındır.

23 Nisan 1920’de Ankara’da meclis toplayıp vatanı işgalcilerden ve işbirlikçilerinden kurtaran ulu önder Mustafa Kemal Atatürk de o günü egemenlik bayramı olarak çocuklara armağan etmiştir. Bunlar, hiç tesadüf değildir, bu toplumda bir kutlu töre’nin devam ettiğine işaret eder.

1950’lerde, yani çocukluğumda 23 Nisan törenlerine nasıl hazırlandığımızı anımsıyorum. Okulum Gülbahar İlkokulu Rize Cumhuriyet alanına 3 km kadar uzaktı. Bu yolu yürüyerek geçer, alkışlarla tören alanına girerdik. İzciler boru ve trampetleriyle en önde olurdu. Ardından beyazlar içinde gelin gibi kız çocukları. Üst sınıflardan uzun boylu bir kız öğrenci gelinlik giyinmiş olarak, elinde Türk Bayrağıyla üzeri açık bir araba içerisinde ayakta dururken, o en önde girerdi alana. En büyük alkış ona yapılırdı.

Şimdi albümden çıkardım, 1958 yılı 23 Nisan törenlerinde beyaz elbiseli, beyaz kurdeleli resimlerimiz… Tören dağıldıktan sonra Rize Atatürk Parkında çektirmişiz.

g_4Ablam Emel 5.sınıfta, ağabeyim Şafak 3.sınıfta, arkadaşım Havva Erdoğan (Kalkavan) ve ben 2.sınıftayız.

Ben hep ufak tefektim, Havva’nın izci elbisesi ona küçüldüğünde ben büyümüş olurdum, izci kıyafetini bana verirdi. İzciliğin kökeni de bizim dağlı Alp (Opalı, İlyapa) kültürümüze dayanır, kimse batıdan geldi demesin, batıya nasıl gitmiş onu merak etsin.

Dönelim beyaz gelinlik giyme töresine, düğünlere.

Adana’da kırmızı kurdele bağlama ile biter düğün, bu sırada kuşak havası çalar davul zurna, Üç Ayak denilen bir ezgidir. Gelinin erkek kardeşi ortaya gelir, kız kardeşinin beline kırmızı kurdeleyi bağlar. Artık kim ne anlam verirse buna; kız kardeşimi bugüne kadar ben korudum, onu size günahsız olarak teslim ediyorum, bundan sonra onun namusunu koruma görevi sizindir… İşte töre devam ediyor!

Hristiyan düğünlerini filmlerden görüyoruz, orda da var. Gelini babası veya erkek kardeşi papazın önüne kadar götürüp damadın karşısına bırakıyor, tören böyle başlıyor. Binlerce yılın Asya ritüeli batıya da geçmiş.

Asya’nın direniş kültürü, kız çocuklarını batılı tefecilere kaptırmamak üzerinedir, temelinde bu vardır. Çöl kavimlerinde kız çocuğunu koruma kültürü yoksul aileler kızını erken evlendirerek varsıl bir koruyucuya devretmesi şeklinde de görülmüştür. Anadolu’nun orta, güney, batı ve kuzey kesimlerinde bu hiç olmadı, çünkü buralarda yoksul aile kavramı yerine musahiplik, aileyi tümüyle kalkındırmak, dayanışma kültürü öndedir. İslamiyetle birlikte Anadolu’nun bu dayanışma-paylaşma sosyal töresi Arap kavimlerine yayılmıştır diyebiliriz.

 “Faiz haramdır” tebliğinin altındaki nedeni araştırırken, kız çocuklarının borçlu babanın elinden borcuna karşılık alınıp köle satılmasına “dur” demek olduğunu bilmek gerek. Kız çocuklarının esarete düşmemesi için verilmiş büyük mücadeleleri bilmek gerek. Her gelinlik giymiş çocuğu bakıp da “bak evlendiriyorlar”  deme yanlışına düşmemek için tarih bilmek çok önemlidir.

Örneğin, tarih kaynaklarında Akmenidlerin devamı olan Sasani Uygarlığı dönemi Pre İslam (Ön-İslam) toplumu olarak geçiyor. Başkenti Palmira olan Filistin, aynı zamanda Sasani Eyaleti idi. Bir dönemki adı Türkmeneli’dir, Mısır’dan başlar Kerkük ve Şiraz’ı içine alırdı.

Borç almayı ve faizi MÖ.550’de ilk yasaklayan Akmenid Oğuzlu beyi Kuruş’un parasında buğday vardı, bugün artık yok!!! Zeynep Sultan’ın parasında da buğday var ve buğday “yeşil”dir, İslam sancağı da onun için yeşildir, Türk askeri vatan savunmasına giderken yeşil sancak altında şehit olmaya gider! Kız kardeşinin beyaz gelinliğini korumak için cepheye gider!

“Borç almayacaksın, yoksa kız çocuğunu elinden alır kârhaneye satarlar, faiz haramdır” şeklinde yasak getiren Kuruş’u ve onun soyundan gelenleri batılı faiz lobileri hiç sevmezler. “Faiz haramdır, topraklarım üzerinde kendi paramızı kullanacağız, köle alıp satmak yasaktır” şeklinde emirleri altın silindir üzerine yazdı. O altın silindir bugün Londra müzesindedir. Haramilerin merkezi Londra görünüyor.

…..

Filistin halkını aşağılamak pahasına…

Filistin halkını aşağılamak pahasına bu törenleri Hamas aleyhinde dezenformasyon malzemesi yapanlar, bu mübarek Ramazan ayında kendileriyle yüzleşmeli, ya vicdan azabıyla yaşamalı, ya da yüksek sesle Filistin halkından özür dilemelidirler. İnternette bu resimleri “küçük gelinler” diye dolaştıranlar bu aymazlıklarıyla kime hizmet etiklerini anlasın. Benim okurum da uyansın, internette atılan her başlığa atlamasın, her şeyi her adrese postalamasın.

Şimdi;  

Filistin’e Mısır’dan girişi sağlayan ilkyardım tünelleri kapalıdır. Köleleştiremedikleri Filistin halkını aç bırakarak cezalandırdılar. Mursi’yi iktidar yapan, Müslüman kardeş diye ortaya çıkıp Müslüman Filistin halkına kapıları kapatanları görelim. Tünelleri kapatan Mursi yönetimi bugün devrildi, dilerim yeni yönetim bir an önce açar. Mursi’ye destek veren Erdoğan hükümeti ülkemizde iktidardadır. Bu ne yaman çelişkidir. Yeni yönetim darbeyle mi gelmiş devrimle mi gelmiş onu bilemem, ben Filistin’e Musri’nin koyduğu ambargoyu kaldıracak mı, ona bakarım, nasıl geldiğine değil.

Filistin halkı öyle bir direniş töresinden geliyor ki, onu yok edebilmeleri mümkün değil, bunu bildikleri için, böyle abuk sabuk yolları kullanıyor batılı haramcılar.

……

Sevgili okurlarıma Ramazan pidesi tadında bir yazı ikram etmeye çalıştım, umarım “Allah razı olsun” diyeni çok olur.

Bir de dilerim bir yetkili çıkar, 10 yıllık Erdoğan yönetimi süresinde kaç genç kızımız kerhaneye düştü, vesika aldı, açıklar. Kızlarımızı oraya düşmekten kurtarmanın yolu insanımızı borçlu hale getirmemekle başlar. Yöneticinin görevi halkını borçlandırmadan yaşatmak olmalıyken, borç almayı kolaylaştırıyorlar, hem de yabancı bankalardan düşük faizleymiş… Babadan kalma ne varsa satmanın adı yöneticilik değildir, İslam hiç değildir.

Yine geldik başa, bir arpa boyu yol almamışız. İslamcı geçinen kapitalist bir elit doğdu, maalesef. Oysa İslam bu sınıfla mücadele ederek doğmuştu!

Ramazan ayı, kendinle hesaplaşma ayıdır diyorsak, haydi gereğini yapalım.

11.7.2013

Mahiye Morgül /Ankara