Son Dakika Haberler

Hakan Şükür yasayı çiğniyor.Harun Gürlek

Hakan Şükür yasayı çiğniyor.Harun Gürlek
Okunma : 8 views Yorum Yap

AKP İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’ün futbol yorumculuğu yapması epey süredir tartışılıyor. Milletvekilliği gibi kutsal bir işi ve halkın kendisine verdiği 12 bin lira büyük bir parayı görmezden gelip yorumculuk yapmasına ciddi bir tepki var: Hem kamuoyundan hem de Meclis’ten eleştiri geliyor.

Hakan Şükür, eleştirilere arada bir kendince yanıtlar verip bildiğini okumayı sürdürüyor.

Eleştriler karşısında, Başbakan’ın “Kanun bir engel yoksa, yap” dediğini; yani Başbakan’dan izin aldığını ve yorumculuk yaptığını söylüyor. Yasalarda bir engel olmadığını iddia ediyor.

Yorumculuk yapmasının etik olmadığını söyleyenlere ise “Herkesin etik anlayışı farklı” diye karşılık verip, yaptığının ahlaki olduğunu savunuyor.

Şimdi Hakan Şükür’ün yaptığının yasal olup olmadığına bir bakalım:

Birincisi; milletvekillerinin yapamayacağı işleri düzenleyen “Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun” diye bir yasa var. Bu yasayı yürütmekle yetkili kurum da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı.

Bir milletvekili, asli görevi dışında bir iş yapacağı zaman Meclis Başkanlığı’ndan izin almak zorunda ama Hakan Şükür, gidip Başbakan’dan izin almış. Başbakan’ın böyle bir izin yetkisi yok. Kaldı ki; o da yazılı bir izin değil. Asıl izin alması gerektiği makamdan izin almamış. Bir kere bu durum, yasaya aykırı.

İkincisi; milletvekillerinin yapamayacağı işlere ilişkin yasanın 3. maddesi “Milletvekilleri ….. serbest mesleklerini icrada, ferdi işletmelerini idarede milletvekilliğii unvanlarını kullanamazlar” diyor.

Hakan Şükür, Lig TV’de yorumculuk yaparken, görünüşte milletvekilliğini kullanmıyor ama gerçekte öyle mi?

Hakan Şükür’ün, yorumculuk yaptığı programda kendini milletvekili olarak tanıtmasına ya kendisinin milletvekili diye tanıtılmasına gerek yok ki… O programı izleyen herkes onun milletvekili olduğunu biliyor. Bu bir.

Şükür önceden de ünlü biriydi ama milletvekili olmasıyla birlikte ünü ve saygınlığı daha da arttı. Halkın daha fazla kulak vermeye başladığı bir kişiye dönüştü… Spor kamuoyunda söyleyecekleri daha çok merak edilen biri haline geldi. Dolayısıyla daha fazla göz kendisine dönmüş durumda. Bu yüzden, eskiden Lig TV’deki o programı izlemeyen birçok kişi bile şimdi “Acaba Hakan Şükür Ne diyor” diye merak ettiği için o programı izliyor. Bu iki.

Üçüncüsü; o programları izleyenlerin artmadığını varsayalım. O programı hazırlayanlar “Hakan Şükür milletvekili olduğu için daha fazla seyirci çeker” diye inanmasaydılar onu, o programa öyle ısrarla yorumcu yaparlar mıydı? Yapmazlardı. Yani Şükür’ün sunucu yapanların beklentisi milletvekilliğinden yararlanıp daha fazla seyirci çekmektir; başka türlü olamaz.

Dolayısıyla Hakan Şükür, Lig TV’de sunuculuk yaparak, istemese bile milletvekilliğini kullanıyor veya kullandırtıyor. Bu da sözünü ettiğimiz yasaya aykırı ve Şükür’ün milletvekilliğinin düşürülmesini gerektiriyor.

Şimde gelelim yaptığı işin etik olup olmadığına…

Hakan Şükür bu noktada ya pişkinliğe vurarak aylık 150 bin dolar gibi muazzam kazancı bırakmak istemiyor ya da gerçekten etik nedir bilmiyor. Büyük bir olasılıkla da etikten bihaber.

Okuduğunu söylüyor ama hiç sanmıyorum. Okuyorsa bir tek gazetelerin spor sayfalarını okuyordur. Diğer sayfaları okuyor olsaydı, Meclis kürsüsüne çıkar önemli bir konuda birkaç laf ederdi. Veya en azından muhabirlerin soruları karşısında “Büyüklerimiz bilir” deyip kaçmazdı; kendi görüşlerini söylerdi.

Milletvekilliği kutsal bir görev. Bir kişinin yaşamında gelebileceği en önemli mevkilerden biri. Her insana nasip olmayan kutsal bir görev. Binlerce kişi, “sorunlarına çözüm bulur” diye kendisine güvenip oy verdi.

Şükür ne yapıyor? Bugüne kadar soru önergesi vererek, araştırma isteyerek, Meclis kürsüsünden konuşarak kendisini seçen insanların hiçbir sorununu gündeme getirmedi… Sorunların çözümü için hiçbir yasa önerisi vermedi… Komisyon toplantılarına, genel kurul oylamalarına çoğunlukla katılmadı… Yani milletvekilliğine soyunarak halka verdiği sözleri tutmadı.

Kendisi spor dünyasından geliyor. Sporda çözülmesi gereken büyük sorunlar var. Peki o sorunların çözümü için Hakan Şükür’den bugüne kadar bir çözüm önerisi geldi mi?… Meclis’te çözüm için herhangi bir girişimde bulundu mu?… Bunların yerine paraya tamah edip koşa koşa televizyona çıktı… Bu mu etik? Ahlak bu mu?

İkincisi; her televizyon kanalında, en az bir yorum programı var. Bu programların hepsi birbiriyle kıyasıya bir yarış içinde. Her program daha fazla seyirci çekmek, dolayısıyla daha fazla reklam almak, böylece daha fazla para kazanmak için uğraşıyor.

Hakan Şükür Lig TV’de yorumculuk yaparak, onlarca programı arasında haksız rekabete yol açıyor, bilinçli ya da bilinçsiz Lig TV’nin yarışta öne çıkmasına ve daha fazla kazanmasına neden oluyor… Bu haksız kazançtan kendisi de pay alıyor. Bu mu etik? Hangi ahlak anlayışında birilerine haksız kazanç sağlamak var acaba?

Bırakın Hakan Şükür’ün yorumculuk yaparak haksız rekabete neden olmasını, yorumculuğa girerek neden olduğu tartışmalar bile Lig TV’ye yarıyor.

İşin bir başka boyutu da şu: Hakan Şükür, futboldan gelen bir milletvekili olarak spor dünyasının da Meclis’teki temsilcisi durumunda. O programlarda yorum yapanların çoğu da Şükür’ün meslektaşları. Bir milletvekili temsil ettiği insanlara rakip olabilir mi? Olmaması gerekir ama Hakan Şükür oluyor. Arkadaşlarına ait pastaya milletvekili olarak tepeden el atmakta da bir sakınca görmüyor. Bunu da etik sayıyor. Ne diyelim!