Son Dakika Haberler

Hangisi soykırım…Hocalı mı, Halepçe mi. Naci Sapan

Hangisi soykırım…Hocalı mı, Halepçe mi. Naci Sapan
Okunma : 72 views Yorum Yap

İnsanların katledilmelerine karşı duruş sergilemeyen, sergilemek istemeyen, katliamı onaylayan biri var ise, mutlaka aklı ile problemi vardır. Bir kişinin katledilmesi ile binlerce kişinin katledilmesi arasında sadece sayı farkı vardır. Ancak, olayın adı, katliamdır. Bunu yapanların canlı olarak yeryüzünde yaşamış olmalarının maddi, manevi hiçbir anlamı da yoktur.

Meseleye net bir bakış açısı ile baktıktan sonra, ülkemizde bu durumla ilgili bakış açılarının neden bu kadar ahmakça, insani duygulardan uzak bir refleksin var olduğunu kendi içimde tartışmaya başlıyorum. Bu ülkenin yetiştirdiği çok değerli insanların tek, tek katledilmelerini bıyık altından gülerek onaylayan bir güruhun olduğunu biliyoruz. Bu güruh hiç bitmedi. Cumhuriyetle yaşıt bu güruh silsile yoluyla günümüze kadar yaşamını sürdürdü, devam ediyorlar.

Ülke içindeki katliamlara seyirci kalan, bıyık altından onaylayan bu güruh, ülke dışındaki katliamlara hep duyarlı oldu, ‘insani’ duygularını bu alanlara yoğunlaştırdı. Biraz da Türklük gururu ile depreşen bu duyguların son yansıması ise, Hocalı katliamı ile ilgili oldu, ülkenin gündemine de damga vurdu.

20 yıl sonra Hocalıyı gündeme getirerek, adını soykırım koyanlar, bununla da sınırlı kalmadı. Hocalı katliamının sorumlusu Ermenilerdir gazı ile Hrant Dink’in şahsında AGOS’a cihat yapmayı denediler. Cihat sesleri, Hükümetin İçişleri Bakanının bulunduğu bir alandan yükseliyor. ‘Cihat sesi neyin nesi’ diyen soran yok. Olmaz, olamaz da, nedeni de çok basit; Hrant Dink’in perde arkasındaki gerçek katilleri de büyük ihtimalle yaratılan provokasyon ortamının içindeydi.

Ne oldu da, 20 yıl sonra Hocalı diye bir yerde yapılan bir katliamın izleri Türkiye topraklarına taşındı ve adını da soykırım olarak ilan ettik.

Fransa’ya misilleme mi?

 

Azerbaycan doğal gazı için mi?

 

Türkiye, dış politikada da, iç politikada da bir türlü sınıf geçemeyen bir öğrenci konumuna getirildi. Türkiye, bir okulda başarılı olamayan, şansını başka okulda denemeye çalışan öğrenci pozisyonuna sokuldukça, işler giderek çıkmaza giriyor.

Hocalıda Müslümanlar katledildi diye tepki göstermekten daha doğal bir şey olamaz. Elbette ki tepki gösterilecektir. Ama tepkinin yerinde zamanında, doğru yere oturması önemli. Ama günübirlik iş yapma anlayışında olanlar için bu tür zamanlamalar hiç önemli değil. Çünkü onlar kendilerine göre Türk, kendilerine göre Müslüman seçiminde son derece ustadırlar. Katliamlara tepkilerde bu ustalık çerçevesindedir.

İki katliam, iki tarih.
16 Mart 1988: Halepçe katliamı (Müslüman Kürtler)
Katledilen insan sayısı: 5 bin

26 Şubat 1992: Hocalı katliamı (Azeri Türkleri-Müslüman)

Katledilen insan sayısı: 623

Bugün o meydanlarda cihat ilanı yapan o Müslümanlar, Halepçe ile ilgili tek laf etmediler, hala da etmiyorlar. Ben soruyorum onlara; hangisi soykırım.

 

Hocalı mı, Halepçe mi?