Son Dakika Haberler

Hikaye devam ediyor:Başbakan’ın ameliyatı – 2 Ufuk KOÇ

Hikaye devam ediyor:Başbakan’ın ameliyatı – 2 Ufuk KOÇ
Okunma : 175 views Yorum Yap

Bu dünyada üç yılı birkaç ay önce aşmış bir oğlum var. Bazı lafları beni benden alıyor. En yakın arkadaşı Aslan’ın üçüncü yaş doğum gününe giderken “Aslan’ın Doğum Günü-3” lafını edince gülmekten öldürdü beni.

Çocuk da haklı; her şeyin bir versiyonu var. Bizim dünyamızda iphone 4, Office 10, Testere7, Rocky 95 derken, onun dünyasında Oyuncak Hikayesi 3, Arabalar 2, Mutlu Ayaklar 2 gibi versiyonlar var. Kahramanlar aynı ve hikaye devam ediyor demek oluyor bu versiyonlar.

Bu yazının girişinden çocuğumdan ve hayatlarımızda değişenlerden bahsedeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü bu yazı çok yakında yeniden gündeme alınmış bir şeylerle ilgili: Başbakan’ın sağlık durumu gerçekten iyi mi?

Fitne ve fesat mıyım ben

Bu kelamı bana ve benim gibilere edenin kim olduğunu birazdan göreceksiniz. Ama konunun özüne dönelim önce: 13 Aralık 2011 tarihinde yazdığım ‘Sağlık Bakanı doğru mu söyledi, yalan mı…Gözlere ve göz kapaklarına dikkat’ yazım aslında bir başka deyişle: ERDOĞAN’IN SAĞLIK DURUMU-1 niteliğindeydi. Şimdi bu konuyu köpürtmeye devam ediyor: ERDOĞAN’IN SAĞLIK DURUMU-2 yazımı yazıyorum.

Başbakan bir tamamlayıcı operasyon geçirdi. Ancak bu ‘tamamlayıcı operasyon’ konusunda pek çok kişi bir şeyler söyledi. İşte bu açıklamalar enflasyonu içinde benim de kafam çok karıştı.

Övünmek gibi olmasın ancak nörolojik bir tarayıcım var benim. Bu ne demek mi? Bir uyumsuzluk durumunu kolaylıkla fark edebiliyorum. Bu doğuştan gelen bir yeti değil. Öğrencim, bu konuda çok araştırdım ve inceledim.

Bir şeyi çok iyi biliyorum ki; beden diliniz, göz hareketleriniz, kirpikleriniz, cilt renginiz, burun delikleriniz, nefes alış verirşiniz, dudaklarınız rahat durmaz. Bunlara hakim olabilseniz bile sesinizin titreşimi, konu içeriğinde verdiğiniz gereksiz detaylar bir iç uyumsuzluğun işaretidir genelde.

İşte böyle durumlarda ben çok kıllanırım! Sıra sizleri de kıllandırmaya geldi.

Şimdi konu ile ilgili açıklamalara bir daha bakalım:

Diliniz niyetinizi ele verir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi “Operasyon çok sağlıklı bir şekilde gerçekleştirildi. İnşallah önümüzdeki hafta programlarına devam edecek, bir engeli yok’’ açıklaması yapıyor.

 

Satır aralarına bakalım mı? Operasyon sağlıklı, bunu anladık; Peki ya Başbakan sağlıklı mı? Ve devam ediyor ‘İnşallah’. Kesinlik Tanrıya havale edilmiş durumda. Bu size çok basit geldi, öyle değil mi? Durun bakalım biraz derinleşmemiz gerekecek.

 

Sağlık Bakanımızdan bilimsel bir çarpıtma

Açıklamalara devam.

 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ: “Bir önceki ameliyatıyla ilgili küçük bir işlem vardı, o yapıldı, tamamlandı bitti. Başbakanımızın sıhhati Allah’a şükür son derece iyi. Bu ameliyatların ülkeye bir yararı oldu. Bize de bir sıkıntısı oldu, Başbakanla çalışan kişiler olarak. Başbakanımız bu ilk ameliyatından sonra kilo verdi. Biraz daha zinde hale geldi. Bizi birazcık daha çok çalıştırmaya, gece yarılarına kadar takip etmeye başladı. Allah’a şükür bunun dışında bir problemimiz yok”.

 

Satır aralarına ve seçilen kelimelere bir bakalım:

“Başbakanımızın sıhhati Allah’a şükür son derece iyi” sözcüğü elbette bir Sağlık Bakan’ından beklenmeyecek derecede bilimsellik dışı olsa da ‘Allah’a Şükür’ ifadesi “vallahi, billahi, iki gözüm önüme aksın” tarzı bir anlam güçlendirme tekniği içermesiyle çok ikna edici(!). Dikkat edin açıklamada sadece durumu iyi deniliyor. Bu, “benim bilgim yok. Şu anda sallamaktayım bilginize” demekten başka bir şey değil.

Bu arada Başbakan’ın onları fazla mesaiye zorlaması cümlesi de duygusal bir anlam içermesiyle dikkatleri dağıtmaya namzet cümlelerden. “Ne gereği var bu cümlenin” diye düşünmeden edemiyor insan. Biraz daha ilerleyelim.

Zihinlerimizi yeniden yapılandıran aydınlatıcı açıklama

Egemen Bağış ise zihin okuma tekniği kullanıyor.

En çok satışçılar kullanır bu tekniği: “biliyorum fiyatını merak ediyorsunuz”, “ Eminim aklınızdan şu soru geçiyordur” ve benzeri tekniklerin insanların zihinlerini yönlendirdiği bilinir. Böylece kişi dinleyici kıvama gelir, konuya dikkat kesilir:

“Hepinizin Başbakanımızı merak ettiğini biliyorum. Gönlünüzü rahat tutun. Hiçbir sorun yok. Maalesef Türkiye’de ortalığı karıştırmayı çok seven kesimler pireyi deve yapmayı pek iyi bilirler-ki burada benim gibi kötü yüreklilerden bahsediyor-. Bugüne kadar AK Parti bütün fitne fesat oyunlarını nasıl bozduysa Genel başkanımızın, Başbakanımızın önderliğinde Türkiye’yi kalkındırmayı devam edeceğiz”.

Öncelik Egemen Bağış için öncelik Başbakan’ın sağlık durumu değil, kalkınma! Bir algı çarpıtması yaratarak “bak kuş uçuyor” diyor dememiz mümkün. Başka hiçbir şey merak etmediğimiz ortaya çıktı(!) öncelikle. Bu açıklama da bizleri çok rahatlattı. Devletin bütünlüğü ve devamlılığı için biz basit beyin kıvrımlarımızı yormayalım. Çünkü Sayın Bakan bu açıklamayla kendince her taşı yerine oturtuyor.

 

Fitne ve fesat odakları, pirayi deve yapan hain ruhlu insanlara Sayın Bağış şöyle sesleniyor: “Hiçbir sorun yok”. Önceki yazıları takip edenler hatırlayacaktır: “kara bir kedi düşünmeyin” deyince düşünmemek elde mi?

 

Şimdi gelelim yazının amacına

Öncelikle hükümet yalancı çoban gibi artık inandırıcılığını kaybetti. Oysa hükümet benim yaşam şeklimi şekillendirecek icraatlar yapıyor. Bu yüzden icraatın başındaki kişinin sağlık durumunu merak etmek ve objektif bilgi almak hakkım.

Voltaire diyor ki: “Bir ülkenin kaderi başbakanının sindirim organlarının doğru çalışıp, çalışmadığına bağlıdır”. Kim bilir kaç yüz yıl önce söylenen bu söz şimdilerde yine vücuda bürünüyor. Başbakan’ın hazmedemediğini bizlerin hazmetmesi gerekiyor.

PKK ile görüşmeler yapıldığını dile getiren Devlet Bahçeli’ye “Bunu söyleyen şerefsizdir” diye saldıran Başbakan’ın önderliğindeki hükümet yalanlarını ve hayırlı mı, karanlık mı olduğu belli olmayan icraatlarını örtmenin yolunu savcı ve polisleri değiştirerek, hatta yeni kanunlar çıkartarak örtüyor. Ama alenen yalan söylüyor, bundan çekinmiyor. O halde yalancı çoban durumu doğru oluyor.

Öncelikle bir insan olarak bu rahatsızlığından kurtulmasını diliyorum Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a.

Yazıya son verirken bir vatandaş olarak iki önemli ricam var:

Birincisi “adam gibi muhalefet yok” diyenler şapkalarını bir daha önlerine koyup düşünsünler. Çünkü kimseye doğru dürüst bilgi verilmiyor. Artık iyice ayyuka çıktı. Her şey gizli, her şey kapalı kapılar ardında. Oysa bu iş sizi ve beni çok yakından ilgilendiriyor.

İkincisi Hükümet’in yetkili birimleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak bir gizli oturumla devletin icraatını yöneten kişinin sağlık durumunu belgeleriyle ispat etsinler. Devlette süreklilik esassa bunu yetkili tüm birimlerin bilmeye hakkı var.