Son Dakika Haberler

Kadınına Sığınanlar….Oya Engin

Kadınına Sığınanlar….Oya Engin
Okunma : 41 views Yorum Yap
Oya Engin
Oya Engin

”Hastalarının yanından uzaklaştıkları anda oynadıkları rolden sıyrılıp gerçek sıkıntılarıyla ve nefretleriyle yüzleşiyorlardı. Ölmek üzere olan kocalarının yanındayken pür neşe, umut dolu, sanki hastaneye değil de tatil köyüne ya da kaplıca tedavisine gelmişler gibi yapıyorlardı. Çoğu elli yaşın üzerindeydi. Ama yine de gece gündüz uykusuz ve yorgun olmalarına rağmen genç kız edasıyla yaşamı kendilerine zehir etmiş, bazen dövmüş , çoğunlukla aldatmış, aç bırakmış kocalarının yanında hepsi birer sevgi böceği, müşvik eş görünümünde ama aslında hepsi birer oyuncuydu. Kocalarına son günlerini yaşadıklarını belli etmemek , hızla iyileştiğine inandırmak için öyle bir oynuyorlarki rollerini gösterdikleri sevgi, şevkat ile hepsi ödül alır iyi bir yönetmenin elinde. Bu büyük oyuncuların hiç birinin adı sanı belli değil. Onlar mütevazı ,çilekeş ev kadınları. Aslında oyunculukla alakası olmayan ama çuvalla diye tabir edilen paraları götüren oyuncucuklardan daha iyi rol yapıyorlar. Ölmek üzere olan kocalarına umut ve yaşam enerjisi aşılayarak hayata bağlıyor, son günlerini konforlu bir şekilde geçirmelerini sağlıyorlar.

Oysa yıllardır hayattan ve kocalarından aldıkları ödüller çile, açlık, dayak, aldatılmışlık olmuş. Yaralılar hepsi. Hastane koridorlarında geceleri bir araya gelip hikayelerini ayaküstü birbirlerine anlattıkları zaman hemen hemen hepsinin yaşamı aynı şekilde geçmiş. Kocaları bunlara eziyet etmiş, başka kadınlara gitmiş, dövmüş hatta aç bırakmış.”
Eski kocalar çaptan düşüpte ya paraları ya da kadınlarla işi bitince, süklüm püklüm en eski kadınlarına, ilk karılarına dönüyorlar. Çoğu ya yeniden evleniyor ya da nikahsız oturuyor. Kadınlarda dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına döndü diyerek ya kırılan gururlarını kurtarıyorlar ya da intikam ateşine bir kaç odun daha atıyorlar. Alevlenen ateşin sıcaklığıyla bir zamanlar kendine karşı yumruk olup kalkmış elleri tutup, çok zaman önce kullanılmış mendil misali atıldıkları ama şimdi mecburiyetten açılan gönül kapılarından yeniden içeri süzülüp baş köşeye yerleşiveriyorlar.
Eş, dost, akraba, aile çoluk çocuk bu süreçten çok mutlu oluyor. Kadına kimse ”neler yaşattı bu adam sana da sen niye bunu yeniden kabul ettin” demiyor; geri dönüşü alkışlarla kutluyor bir zamanlar çekip giden adama ise ”bak sonunda doğru yolu buldun aferim” diyor.
”Neden yeniden kabul ettiniz kocalarınızı diye sorduğumda çoğu dini sebeplerle sevap kazanmak için, bazıları da acıdığından bir kısmı ise yıllardır içinde biriktirdikleri kini kusmak için ellerine geçen en büyük fırsatı iyi değerlendirmek için” dediler. Ama genel olarak hepsinde ” bana yaptı, yaptı ama ölmek için benim elime düştü, son günlerinde bana muhtaç oldu” diyerek gizli bir intikam zaferi kokusu seziliyordu.
Çok var bu örneklerden. Erkekler gençlik yıllarında ya hovardalıktan ya da parayı bulmalarından karılarından kopuyorlar ancak yaşlılık zamanlarında ya da ağır hastalıklarında yine ilk göz ağrılarına , ilk kadınlarına koşuyorlar.
Bir zamanlar üzdükleri, aldattıkları, mutsuz ettikleri kadınlarının ellerine, eteklerine yapışarak hayata tutunmaya çalışıyorlar.
Kadın burda ne yapıyor? Eğer ekonomik durumu ve yaşamında bir başka erkek yoksa kocanın geri dönüşünü kabul ediyor. Zaten etmezse çevreden gelen baskı onu bunaltacaktır. Çektiği acıların, üzüntülerin sonucu kocasının geri dönüşünü çoğu ilahi adaletin kendisine biçtiği bir ödül olarak görüyor. İçten içe çok mutlu olduklarıni düşünüyorum.
Yine bir Kadınlar Günü (Emekçi Kadınlar Günü) zamanındayız. Kadının en büyük sorununun erkekler olduğunu düşünüyorum. Hayatın her alanında erkekler kadınların önüne set çekmeye pek meraklılar. Aslında erkeklerin kadınlardan korktuğunu zannediyorum. Güç ellerindeyken ne yapacaklarsa yapıyorlar ama güç bitince çoğu iteledikleri kadınlarının şevkatli kollarına ve vicdanlarına geri dönüyorlar.
Yeni bir Kadınlar Günü başkalaşımları beraberinde getirsin ve kutlu olsun…
 
Oya ENGİN
07.03.2013