Son Dakika Haberler

Günaha Girmeden Önce….Ben Buraya Çıplak geldim,(2) Abraham Hiramlos

Günaha Girmeden Önce….Ben Buraya Çıplak geldim,(2) Abraham Hiramlos
Okunma : 242 views Yorum Yap

Simas’ta günahkarların günah çıkarmaları sürerken, günahları dinleyen ve sıra halinde kabinde yaşanan gizli kalmış, içsel deprasyonları sıra halinde anlatan, dili döndüğünce ifade etmeye çalışan fötr şapkalı kadın kabine girer…

Tarih bugünleri yazmıştır.

Siyaseti her türlü çıplaklığında yaşayan Fötr şapkalı, kenarında uzunca kaz tüyü olan kadın kabinde papaz karşısında konuşmakta, sıra ile ile günahlarını sıralamaktadır.

Papaz Abraham Hiramlos kan ter içerisinde dinlemekte, duyduklarında şaşırmakta, çılgınca düşünceler içerisinde olmakta. Derin hayallere dalmaktadır.

Kabinde fötr şapkalı kadın Perikızı Clara, Papaz Abraham Hiramlos’a sana bir şarkı söyleyeyim dinle der.. o zaman beni daha iyi anlayacaksın. Papaz efendi. Yok ben buraya çıplak geldim, hey hat utanmam yok. Nefes aldım, nefes verdim. Ben buraya çıplak geldim, pes etmem yok.

Ve şarkısı söyleme ye başlar.

 

İbrahim müteferrika yan gözle kabine bakar, fötr şapkalı kadın Perikızı Clara soyunmuş çıplak vaziyette kabinde günah çıkarmakta. Müteferrika dudakları uçuklamaktadır.

Müteferrika uyanık ya. Mevzuyu daha yakından görmek için 50 kuruş daha hazırlar ve bir mum daha alır kabine doğru yaklaşır.

Perikızı Clara kabin içerisinde çırılçıplak durmaktadır. Sessiz bir şekilde papaz Abraham Hiramlos’a bir şeyler fısıldamaktadır.

İbrahim Müteferrika sıkıntıda gözlükleri ile oynamakta, içinde sıkıntılar. Konu takibi, gerçeği öğrenmekte uzak oluşu, kan ter içinde kalışı, beyninde düşünceleri, dertleri, içini kemiren içsel düşünceleri, hayalleri, iki satır arasındaki haberleri kaçırmaktadır aslında.

İbrahim müteferrika bir hamle daha yapar, kilisede yerini değiştirir.

Kabinde biraz daha yaklaşmak istemekte ve bir sıra daha geçerek kabinin tam yanında sırada durmaktadır.

Gördüklerine şaşırır…

Peri kızı Clara,   Kabinde üzerine çökmüş, dizlerini üzerinde durmakta,  dudaklarını vernikli kabine dayamış. Kutsal şelaleden birkaç damla günahkar suyu içmek için var gücü ile içini çekmekte,

Kulaklar çan sesi ile çınlamakta. İbrahim müteferrika bu saate çan sesi ne alem demekte, inanamamaktadır.

Derin düşüncelere dalar ve merakla kabine yaklaşır, papaza aklından geçen,

sayın papaz bu saatte çan çalıyor. Burada bir yanışlık yok mu? demek ister,

Papaz Abraham Hiramlos, kontrolü kaybetmiş bir vaziyette, bir yanda şelaladen su akmasını beklemekte, diğer yanda çanın ipinin tuttuğunun farkında değildir. Abraham Hiramlos zevke geldikçe elindeki ipe asılmakta çan sürekli çalmaktadır.

Çanlar çalmakta, günahlar çıkarılmakta,  kutsal suyun akışı beklenmektedir.

Perikızı Clara şapkası kafasında, Jartiyeler çözülmüş, kopçası bir kenarda, dudaklar kabinde, beyinlerde metafor yaşanmakta,

Çan sesi artık teklemiştir, gittikçe durağanlaşmış, çan sesi yok olmuş, derin bir sessizlik vardır, Peri kızı Clara, dayanamamış, kabinin içerisine girerek papazın yanına girmiş ve şapkayı dışarıda asmıştır,

Şapkanın uzun tüyü, açık olan kilisenin kapısından esen hafif rüzgarla kıpırdamaktadır.

Mütefferika şapkanın tüyünde takılı kalmış, uzaktan gelen ses’e “ENIGMA – Déjà vu – 432Hz” kulak vermektedir, etkiler ve tepkiler farklıdır. Günah çıkarmaya gelen kabine geçmekte, kabine gireni bir daha görmemektedir.

Birden aklına çıkmak gelir kiliseden,

Elinde birkaç boyalı kalem, omuzun da fotoğraf makinası olan çanta, sahilde çay içmeyi hayal etmektedir, yavaşça kalkar, dalgın bakışlar, meraklı bir düşünce, gözünde gözlükler, hafif bir el atar, elinde pamuklu kumaş parçası bir nebze olsun gözlük camlarını siler.

Uyanıkya,  aslında vakit geçirmektedir. Zaman kazanmakta,

Aslında halen daha Claranın şapkasının tüyünü izlemektedir.

Tüy hafifi esen rüzgarla sallanmakta,

Kapıya yönelir,

Arkasını döner aklında farklı bir merak vardır.

Geri döner……

Bir hışımla, damarları kabarmış, içsel hırslara bürünmüş,aslında olayı merak etmektedir,

Kabine yönelir, sakin ve meraklı adımlarla yürür, yaklaşır, içinde bin bir telaş ve kurnazlık vardır.

Şapkalı Perikızı Clara’ya karşı aslında dışsal görüntüde farklı duygular beslemektedir.

Kurnazca bir plan yaparak, kabine dalmayı ve papazla Clara’yı basmayı düşünmektedir,

Kabine yönelir, kadife perdeyi açmak için eli gider, içeriden derin sesler gelmekte, çığlıklar nerede ise çan sesi kadar baskın ses çıkarmakta, kilise inlemektedir,

Kadife perdeyi yavaş yavaş açar,

bir şey göremez,

Kadife perdeyi birden açar, kimse yoktur…

Büyülü tanrıça  Clara. Tüm tanrılar adına.

Dualar etmeye başlar,

Yaşadıklarına inanamaz, sesler geliyor, çılgınca sesler, kilise inliyor, kabinin perdesi kalkıyor, kimsecikler yok.

Sesler kulaklarını yinede çınlatıyor!

Morali bozuk tedirgin, dalgın, hayretler içerisinde, şaşkın, ürkek, sadece kilisede bir ayin seyretmek için gelmiş bulunan İbrahim müteferrika içini korku almış, merak kendini esarete, düşünceye, karamsarlığa kaptırmış, hayretler içerisindedir,

Hüsranla kapıya gitmeyi, düşünür, kapıda bir gölge görmüş kim olduğunu merak etmekte, kilise içerisinde biraz daha hızlı adımlar yürümektedir.

Karşısında bir melek heykeli, arkasını döner, arkasında İSA heykeli,

Gizemden İçini korku salmıştır, bir yandan çan sesleri yeniden başlamış, seri halde çalmaktadır.

Hergün dinlediği çanseslerinden farklıdır.

Çan sesleri seriye bağlanmış, ürkütücü, yalın, hızlı, kulakların derinliklerinde mabedin içsel duygularını yansıtmakta, konsül de mumlar hafif rüzgarla yanarken sallanmakta, içerde derin bir sessizlik, sadece çan sesi duyulmakta, mumların gölgesi İSA  heykeline vurmakta, yanında 3 Melek kabini, bir taraftan, nerden geldiğini bilmediği piyano çalmakta,

İSA ’nın heykelinin altında üç küçük kız,  Ayin söylemeye başlamış, bir yanda ayin sesleri, aklının içinde yatan çan sesleri, beyninin bir köşesinde Perikızı Clara, Papaz Abraham Hiramlos,

Sesler devam etmekte, İbrahim Müteferrika çıldırmak üzeredir,

El yordamı ile kiliseyi dört duvar dönmekte ve çıkışı aramaktadır. Uzun bir zaman sonra çıkışı bulmuş ve kocaman ve ağır kapıyı zorla açarak dışarı çıkmaya çalışırken,

Kapı birden açılır…

Müteferrika karşısında kim olduğuna bakmadan derin nefesler çekmektedir, kafasını kaldırır, karşısında Transeksüel SEROLAY BAKAYDIN İbrahim müteferrikaya bakarak acı acı gülümseme ile karşılar,

İbrahim müteferrika bir şeyler anlatmak ister yaşadıkları saniye içersinde beyninden geçer, tam anlatacakken içeride neler yaşadıklarını, karşısındaki yarı kadın kılıklı adamın derin kahkahalarını duymaktadır…

Hahahhaha haha, hahaha, hahaha.

Bir hışımla kendini dışarıda bulan İbrahim Müteferrika  biraz kendine gelir, şaşkındır, içeride çan sesi, ayinle karışmış, çanlar seri halinde çalarken dışarıda bir damla ses yoktur…

İbrahim Müteferrika dayanamaz, bir hışımla geri döner,

Hızlı adımlar atmakta , nefes nefese,  içinde bir garip heyecan vardır. Bu işi bugün çözmesi gerekmektedir, kocaman işlemeli, tokmaklı, oldukça yüksek kilisenin kapısı açar ve karşında…..

Abraham Hiramlos

GÜNAH ÇIKARMAYA DEVAM EDECEK….