Son Dakika Haberler

AKP’nin kullandığı her siyasi araç, neden kendi aleyhine dönüyor?

AKP’nin kullandığı her siyasi araç, neden kendi aleyhine dönüyor?
Okunma : 70 views Yorum Yap

Kestirmeden cevap vermek gerekirse; İktidarın kullandığını sandığı her siyasi araç, aslında iktidarı kullanan kuvvetti.
Avrupa Birliğine girme sevdasından başlayalım.
Siyasi iktidar ve Avrupa Kemalist devrimleri yıkmak üzere, belirli bir süre, birlikte hareket ettiler.
Bu süre her iki tarafında işine geliyordu.
Almanya daha fazla BWM otomobili satıyor, AKP daha fazla Kemalist devrim imha edebiliyordu.
Egemen sınıfların bu işbirliğinde kazançları yerindeydi.
İşbirlikçi sermaye, kazançlarının devam etmesi adına, Türkiye’nin bölünmesi dâhil Batının ve iktidarın taleplerini yerine getiriyordu.
İçerdeki yerli sermaye daha çoğunu isteyince, Avrupa ben pazarımı sana tamamen açmam dedi.
Batının, içine çıkılmamak üzere girdiği, ekonomik kriz, bu işbirliğini bozdu. Türkiye’nin asıl işbirliği yapması gereken yerin, Asya olduğunu ortaya çıkardı.
Geçelim Amerika ile olan işbirliğine; aslında bir işbirliği değil, ast-üst ilişkisi olduğu için, alınan talimatlar gelip, Rusya ve Türk halkı duvarına çarpınca, yeterince işlemez oldu.
Rusya, Suriye meselesinde, Amerika’ya sert yapınca, işler çatallaştı.
Üçüncü siyasi araç olarak değerlendirebileceğimiz ise; Açılım sürecidir.
Aslında siyasi iktidarın kullandığı bir araç gibi duran bu süreç de, Batının dayatmaları ile meydana gelen bir süreç olduğundan, buna ayrı bir siyasi araç dememek gerek.
Yani AKP PKK ortaklığı da, artık kolay kolay işlemez.
Yukarıda analiz etmeye çalıştığım sürece ister benim gözümle bakın, ister aşağıda sunacağım sorulara vereceğiniz cevaplar açısından bakın, yeni ve olağandışı bir siyasi sürece girdimiz açıktır.
Soru sormak, sorgulamak bir aydının temel sorumluluğudur.
1- Önümüzdeki siyasi süreci, hangi temelde düşünebiliriz? (Adalet, sınıf, laik/dinci, bağımlı/bağımsız, vs.)
2- Yaşadığımız süreç, nereye kadar siyasidir, nereye kadar savaştır? (Yeni bölge dengeleri, bölge savaşı, iç savaş vs.)
3- Siyasi süreçleri, genel dünya durumundan ayrı düşünebilir miyiz?
4- Siyasi süreç önümüze konulan siyasi partilerden mi ibarettir? Genel dünya görüşü açısından AKP, MHP ve CHP’nin birbirlerinden bir farkı var mıdır?
5- Sosyal kontratların bittiği bir süreçte, çalışanlarla egemen güçler(finans kapital) arasında ki hesaplaşma nasıl gelişir?
6- Adalet ihtiyacı nereden geliyor? Adaletsizlik halk için ne manaya geliyor? Yaşananlar sadece bir ekonomik kriz midir, yoksa kapitalizmin ahlak krizi midir? (Mülk sahipleri ile mülksüzler arasındaki ilişki nereye kadar adil ilişkidir? Adalet meselesi aslında bir sınıf meselesi midir?
7- Gezi Direnişi hep, savunmada kalarak, “ağaç ve çorap örme” düzeyinde mi devam eder?
8- Ordunun, son tahlilde, takınacağı tavır sadece paşaların tavrı mıdır?
9- AKP ve Cemaat bölünmesi, AKP PKK ortaklığı nerede durur?
10- Amerika, yeni savaş düzeni olarak benimsediği, terörist sponsorluğunu nereye kadar sürdürebilir?
11- Amerika’nın Akdeniz kalesi, Rusya’nın eline mi geçiyor?
12- Batı dünyasında biriken borç bombası kimin elinde patlayacak?
13- Felaket kapitalizminin felaketi seni vurunca cevabın ne olacak?
Soruları sorarak, elbette cevapları ortada bırakmayacağım.
23.6.2013, bulentesinoglu@gmail.com