Son Dakika Haberler

Amerikancılıkta Nihai Sınır nedir? Neden iki yılları kaldı?

Amerikancılıkta Nihai Sınır nedir? Neden iki yılları kaldı?
Okunma : 21 views Yorum Yap

Bu günkü gazetelerin bazılarının manşetlerinde vardı. Suriye’deki eşkıyanın çoluk çocuk demeden her yere bomba koyması, Suriye insanının kanının objektiflere sıçraması ve Suriye halkından yükselen ses.

“AKP Hükümeti ve Başbakan düşmanlık yapıyor, katilleri destekliyor.”(Aydınlık, Cumhuriyet, Yurt…)

Suriye halkından “Çocuk katili Erdoğan” seslerinin yükseldiğini duyuyoruz.

Haçlının Suriye saldırısı devam ediyor. AKP iktidarı da Haçlıya yardım ve yataklık etmeye devam ediyor.

Ancak, Suriye’de işler, hiç de, içerdeki Amerikancıların istediği gibi gitmiyor. Suriye’de bombalar patladıkça, Suriye halkı kendi yönetiminin etrafında bütünleşiyor. Suriye’de yabancı eliyle sürdürülen terör, Esad iktidarını gittikçe güçlendiriyor.

Fransız Pier Piccini, Suriye tarihçisi ve gazeteci, şunları ifade ediyor: “Suriye’deki isyancılara, Katar’dan sağlanan 30 milyar dolar finansman, Türkiye ve Ürdün’den sağlanan lojistikle sürdürülen bu terör Esad’ı deviremez. Edad’ın iki seneye ihtiyacı var. Eğer bu iki seneyi kazanırsa, ülkesinde demokrasi de olur.

Dışarıdan getirilmiş El-Kaide elemanları, Libya’dan taşınmış militanlar ile bu iş yürümez. Bu teröre, Sünni halkında desteği” yok diyor.

Başka önemli bir tespit daha yapıyor. Eğer Esad iki yıl dayanırsa, bölgedeki Amerikancı kukla iktidarlar yıkılır.

Buradan bir sonuç çıkarmak gerekirse, Esad kalırsa, Erdoğan gidecek.

Aslında bu tespiti bir Fransız tarihçinin yapmasına gerek yok. Bu vıcık vıcık Amerikancılığın bir sonu olacaktır. Buna sonunda AKP’nin tabanı da evet demez. Gavur ile bu kadar iç içe olmaya, ahlaki bir anlam veremez.

Amerikancılığın da bir sınırı vardır. İşbirlikçilerin, Amerika ile beraber olmalarının sınırı; işbirlikçilerin menfaatlerinin bittiği yerdir. Gördüğümüz kadarıyla, Amerika’nın kendisine hayrı kalmamıştır. Dünya egemenliğini kaybetmiş, bastığı dolarları satamaz konuma düşmüş, kendi ülkesinde kemer sıkma tedbirleri uygulamaya çalışan bir duruma gelmiş. Aslında Amerika Orta doğuda yenilmiştir.

Amerikan işbirlikçileri bundan sonra Amerikan bozgununu paylaşırlar.

Bir de bu işin ahlaki yönü var. Her ne kadar, Amerika ve işbirlikçileri ahlakı hiçe sayalarsa da, halk meseleye öyle bakmaz. Bir noktadan sonra, ahlaki olmayan bu Amerikan işbirlikçiliğine, bu kana ve suça bulaşmış işbirlikçiliğe olumlu bakmaz. Ahlaki bulmaz.

Amerikancılığın da bir sınırı var der.

Ahlak egemenler için olmasa da, halk için ahlak, mantık niteliğindedir. Ahlak yoksa mantık da yoktur.

Amerikancılık, halk için tüm ahlaki sınırları geçmiştir. Bu ahlaki olmayan Amerikancılık, ülkenin güvenliğini tehdit eder olmuştur. Bölge ülkeleri Türkiye’ye düşman olmuşlardır.

Bu durum ahlaki değildir. Mantıklı değildir. Hatta siyasi iktidarı desteklemesinin dışında, işverenler için de zarar getirmektedir.

Ahlaki küçümseyenlerin, Amerikancılığı iktidarlarının esası yapanların, adaleti öğreneceği günler öyle pek uzakta sayılmaz.

11.5.2012, bulentesinoglu@gmail.com