Son Dakika Haberler

Çifte Çıkmaz! Bülent Esinoğlu

Çifte Çıkmaz! Bülent Esinoğlu
Okunma : 118 views Yorum Yap

bl_1Siyasetin şiddetle olan ilişkisini anlamaya yarayan bir yazı olacak, bu yazı.

Siyaset en yalın biçimiyle, mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerine müdahale diye tanımlanabilir.

Bu tanım iki yönlüdür. Çünkü istesek de, istemesek de, siyasetin sınıfsal bir karakteri vardır.

Zengin elitler daha çok zengin olmak için savaşım verirken, çalışanlarda buna karşı durmak için savaşım verirler.

Dünyada ve ülkemizde, iktidarların zengin elitlerin elinde olması nedeniyle, bu sınıflar arası savaşım üstü örtük olarak sürdürülür. Gelir dağılımı bozukluğu olarak gündeme gelir.

Zengin elitler ve onların siyasi temsilcileri konuyu; daha çok zenginimiz olursa daha çok yatırım olur, yoksulluk azalır diye propaganda ederler.

Ya da gelir dağılımını düzeltmek lazım derler.

İktidarların hep onların elinde olması; zengin elitlerin daha da zengin olmasını, arkadan gelebilecek olan zengilerin de önünü tıkar.

Ve oligopol ve tekeller ortaya çıkar.

Arkadaki asıl devlet, onlar olurlar.

Onların siyasi temsilcileri, halkın mal ve mülkünü bu tekellere aktarırlar.

Tekellerin varlığında ekonomik siyaset ve genelde siyaset, tekellerin dediğidir.

Bu tekellerin merkezi askeri örgütü de NATO’dur.

Belli bir yerden sonra, halkın bu duruma muhalefeti artar.

Tekeller ve onların işbirlikçilerinin mülkiyeti ve ortaya koydukları bölüşüm ilişkileri tehlikeye girmeye başlar.

Zengin elitlerin siyasi temsilcilerinin propaganda dili, siyasi şiddet diline dönüşür.

Demokrasi lafları rafa kalkar.

Simgesel şiddetle başlayan bu yürüyüş, fiziki şiddete kadar gelir.

Fiziki şiddet ve siyasi şiddet iktidar olmanın gereğidir. Çünkü artık sözle anlatılacak olanları halk benimsemez. Mecburen fiziki şiddet kullanılacaktır.

Ülkemizdeki duruma gelince, mevcut siyasi iktidar, “mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerine” Sünni İslam çerçevesinde müdahil olmak istemektedir.

Yani mülkiyet ilişkilerine, mevcut zengin elitlerin çıkarları yönünde değil de, Sünni zengin elitler açısından bakması, o yönde gitmeye yeltenmesi, eski oligopol ve tekeller ile çatışmasına sebep olmaktadır.

Dolayısıyla, halka karşı şiddeti uygulayacak silahlı ve emniyet güçlerinin, “kime ait” olduğu gibi bir durum ortaya çıkacaktır.

Yani çalışanlara ve halka karşı şiddeti, eski tekeller adına mı, yeni Sünni İslami tekeller adına mı, kullanacaklardır.

Uygulanacak şiddetin sonunda, bu şiddet, hangi zengin elitlerin iktidar olmasını sağlayacaktır?

Gezi ve buna benzer olaylarda, şiddetin kolay kullanılması; tekellerin her iki tarafının da işine geldiği içindir.

Siyasetin de, siyasetsizleştirilmesi, anlattığım noktadan hareketlenmektedir.

Tekeller, eğer şartlar zor kullanmayı gerektirecek aşamaya geldiyse, zor kullanmaktan çekinmezler.

Lakin zor-u kullanacak diktatörün, “sorunsuz” kendi temsilcileri olması gerekir.

Halkın ordusunun, belli bir tekel gurubunun adına halka fiziki şiddet uygulaması olası değildir.

Ordunun Sünni İslamcı tekeller adına şiddet uygulaması ise, hepten imkânsızdır.

Çalışanlar veya halka karşı şiddet uygulayacak olanların elinde ordusu yoksa diktatör olması da mümkün değildir.

Sermaye faşizminin uygulanabilmesi için; sermaye gruplarının aynı kişi üzerinde anlaşmış olması gerekir.

Ne dış dengeler, ne iç sermaye dengeleri şimdilik böyle bir durumu olası kılmamaktadır.

İçinizi rahat tutun. iktidarın böyle bir çifte çıkmazı vardır. Şimdilik diktatörümüz YOK diyebiliriz.

4.6.2014, bulentesinoglu@gmail.com