Son Dakika Haberler

Değersizleşen lira değil.

Değersizleşen lira değil.
Okunma : 15 views Yorum Yap

BLENT-221Türk Lirası, dolar karşısında %10, Euro karşısında %10’un da, üzerinde değer yitirdi.
Yani aldığımız her şey, kullandığımız her aracın fiyatı en az %10 artacak.
Çalışanlar aynı süre çalışacak, ama kazandığımız ücretin alım gücü %10 azalacak.
Lira’nın kaybetmesi demek, halkın kaybetmesi demektir.
Paradan para kazananların hayatında bir değişiklik olmayacak. Hatta sen %10 kaybetmişsen, birileri %10 kazanmış olacaktır.
Zaten krizler, bir anlamda, kapitalizmin yapısal halidir. Krizler olacak ki zenginler biraz daha zengin olsun.
Her kriz döneminde halk kaybeder, büyük sermaye kazanır.
Günümüze dönersek, Maliye Bakanı bir ay kadar önce, satacak devlet malı kalmadı demişti.
Halkın malını “babalar gibi satanların” hikâyesi neydi?
Semeye tabana yayılacak,
Ürünler ucuzlayacak,
Teknolojik gelişmeler olacak.
Hiçbir iddia gerçek olmadı.
Sadece talanlar gerçekleşti.
Özelleştirmeler yapılırken, yağmanın Türk halkına hazmettirilmesi için bu yalanlar söylenmişti.
Peki, satacak devlet malı kalmadıysa, biz bu yamyamları doyurmak için ne yapacağız?
Halkın malına mülküne özelleştirmeler adı altında saldıranlar, şimdi nereye saldıracaklar?
Nereye saldıracaklarını anlamak için, Yunanistan’a bakmak yeterlidir diye düşünürüm.
Yamyamlar, Yunanistan’da devletin tüm varlıklarına saldırdı. Ancak yetmedi.
Emeklilerin maaşlarını %30 indirdiler. Yani emekli maaşlarına saldırdılar.
Binlerce insanı işten çıkardılar.
Ege Denizinde, 8 tane adayı Almanlara değil ama Katar Şeyhlerine sattılar.
Olmadı emeklilik fonlarına saldırdılar.
Halk ayaklanmasın diye de, gene Alman parasıyla, konsantrasyon kampları gibi Konuksever Merkezleri kurup, ideolojik koruma sistemleri yarattılar.
Eğer kulak misafiri olmuşsanız, bizde de İşsizlik Fonunda biriken paraları borçların ödenmesi için, kullanılabileceği konuşulmaya başladı.
“Allah korusun, ben emekliyim, çok şükür maaşımı alıyorum” diye kimse dua etmesin.
Öyle yediler, öyle içtiler, öyle borçlandılar ki, hiçbir şeyin garantisi kalmadı.
Zaten demiyorlar mıydı, risk olmayan yerde başarı olmaz diye…
Amerikan finans sitemine dâhil olan 60 ülkede, yukarıda saydığım tehditler, herhangi birinin başına, her an gelebilir.
Amerika dolar basıp, bizim gibi ülkelere satarak,(zaten emperyalizm de bu demektir) kendi bunalımlarını, bu altmış ülkeye transfer ediyor.
İran gibi Amerikan finans sistemini kabul etmeyen ülkelere de, AKP gibi iktidarları kullanarak, ABD, ağır ekonomik yaptırımlar ve baskılar uygulattırıyor.
Türkiye’nin demir çelik gibi üretim fazlası ürünlerini İran’a satmak yasaktır.
Türkiye’deki ağır ekonomik krizlerin başlıca nedenini şimdilerde sadece ABD dolarına bağlamak, manipülasyondan başka bir şey değildir.
Kendi ekonomik kararlarımızı kendimiz alamadığımız sürece, başkalarının da, krizlerinin bedelini ödemekten kurtulamayacağız.
Hem İran’ı zora sokuyorlar hem de bizi.
Siyaseten ve ekonomik olarak emperyalizme bağımlı politikaları benimseyen, işbirlikçileri seçtiğimiz sürece, krizlerden kurtulamayız.
23.8.2013, bulentesinoglu@gmail.com