Son Dakika Haberler

Olağanüstü Bir Döneme Girdik.Bülent ESİNOĞLU

Olağanüstü Bir Döneme Girdik.Bülent ESİNOĞLU
Okunma : 94 views Yorum Yap

Olağan bir dönem yaşamadığımızı söyleyen çok insan ile karşılaşıyorum. Hatta televizyonlarda, sıkıntılı bir dönemden geçtiğimiz ifade ediliyor.

Durumu böyle tespit edenler gittikçe çoğalmaktadır.

İnsanımız bir şeylerden tedirgin, ya ifade etmekten çekiniyor, ya da, daha mutedil bir dil kullanmaya ve durumun daha da kötüleşmemesi için, işi olumlu tarafından almaya çalışıyor.

Yurtsever aydınlar bakımından, dönem; artık olağanüstü bir dönemdir.

Sınırların silindiği,

Bayrağın indirildiği,

Milli bayramların yasaklandığı,

Bankaların ve ticaretin yabancıların eline geçtiği,

Gladyonun yasallaştığı,

Toplumsal ayrışmanın hızlandığı,

CIA elemanlarının cirit attığı,

Amerikan destekli, irticai bir örgütlenmenin var olduğu bir döneme, olağan bir dönem demek, oldukça zordur.

Dönem öyle bir dönemdir ki, iktidar sahipleri ve ondan yararlananlar dahi dönemin olağan bir dönem olduğunu söyleyemiyorlar.

Dönem, ayrışan ve ayrışma sürecinin içinde olduğunu fark eden, herkes için olağanüstüdür.

Olağan üstü birkaç faktör daha söyleyeyim.

Yapılan anketler, hem iktidarın hem de muhalefetin oy kaybettiğine işaret ediyor.

İktidarın oy kaybetmesi olağandır da, muhalefet neden oy kaybediyor?

O da, Amerikancı ve Batıcı olduğu için.

Bir olağan üstülüğe daha dikkatinizi çekmek isterim.

Bir iç savaş (PKK), bir de dış savaş (Suriye) sürecinde olduğumuzu düşünürsek, hemen, gözümüz, ordumuzun imkân ve kabiliyetlerine dikilir.

Şemdinli’de PKK’ya karşı kullandığımız topların 1945 doğumlu olduğunu, tanklarımızın 50-60 yaşında olduğunu, Suriye’nin düşürdüğü uçağımızın 30 yaşında olduğunu bilmek insanı feveran ettiriyor.

Suriye’yi, gözüne kestirenlerin, dönüp bir de ordunun elindeki teçhizatlara bakması gerekir.

Ne demişti Rus General, “Türk uçakları gölde yüzen ördeklere benziyordu!”

Ordumuzun, NATO ve Amerikan silahlarına bağımlılığı, ordunun içine düştüğü durumun sebebidir.

Amerika, ülkemizi savunmamız için gerekli silahları vermediği gibi, başka ülkelerden teknoloji ithal etmemizin de önüne geçmiştir. Ordunun içindeki bazı yurtsever generaller bu durumu düzeltmek için gayret sarf ettiyse de, fazla bir sonuç getirmemiştir. Hep esas olan NATO ve onun dedikleri olmuştur.

Tek tedarik kaynağı, teknoloji üretilmesine de elverişli değildir.

Emperyalizm, hem ordumuzu ideolojik olarak iğdiş etmiştir, hem de teknolojik olarak iğdiş etmiştir.

Amerika, ordumuzu elinin altında, kriz bölgelerine müdahale gücü olarak tutmuş, ordumuzu insan deposu olarak öngörmüştür.

Artık Amerikancılıkta, işin sonuna geldik.

Halk Amerikan karşıtı iken, iktidarların aşırı Amerikancı olması, gelinen olağanüstülüğün asıl açıklamasıdır.

 Amerikan düşmanlığı öyle bir yere gelmiştir ki, Amerika’nın, her defasında uyguladığı, yeni bir Amerikancı iktidar yutturmacası, bu kez seçenek olmaktan çıkmıştır.

Çözümü, gene asıl sahibi bulacaktır.

Yani halkımız.

Halkımıza devrim yapmayı dayatan, Amerika ve onun işbirlikçileridir.

Halka, Kemalist devrimden başka çıkış yolu bırakmayanlardır.

8.9.2012, bulentesinoglu@gmail.com