Son Dakika Haberler

Tehran* ve Doha. Bülent Esinoğlu

Tehran* ve Doha. Bülent Esinoğlu
Okunma : 59 views Yorum Yap
Bülent Esinoğlu

İsrail’in Gazze’de, yeni saldırılara başladığı günlerde, Suriye Diyalogu Toplantılarında bulunmak üzere Tahran’daydım.

Suriye Diyalogu Toplantısına Türkiye’den Saadet Partisi Başkanı M.Kamalak, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı B.Esinoğlu, Başbakan Eski Yardımcısı Abdüllatif Şener ve Kültür Eski Bakanlarından Namık Kemal Zeybek katıldılar.

Mart 2011’den beri Suriye’nin içinde sürmekte olan kirli savaşın bitirilmesi amacına yönelik bu toplantılar iki gün sürdü.

Birinci günde, barışa katkıda bulunmak isteyen ülkelerden fikri düzeyde katkılar oldu.

 İkinci gün ise, bu diyalog toplantısında alınan kararları yürütmesi ile görevli bir heyetin seçimi yapıldı.

Çin ve Rusya Büyükelçilerinin de hazır bulunduğu bu toplantıda, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrof’un ve Çin devletinin bölgeden sorumlu bakanının mesajları, büyükelçiler tarafından okundu.

Her iki mesajda da, Suriye’ye dışarıdan müdahalenin kabul edilemeyeceği, Suriye’nin iç sorunlarını Suriye halkının çözeceği vurgusu yapıldı.

Delege düzeyinde katılanların çoğu, Suriye’den gelen Suriye muhaliflerinden oluşuyordu.

Yaklaşık beş yüz’e yakın delegenin katıldığı toplantıya, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ve Caferi’de katıldılar.

Birinci gün değişik ülkelerden gelen delegelerin, barışa ulaşmak için neler yapılabilirinin tartışıldığı ve çareler arandığı bir oturum olarak geçti.

Suriye delegelerinin hemen hepsi, uluslar arası bir çözüm kurulu oluşturulacaksa, bu heyetlerin içinde Türkiye’nin bulunmaması gerektiğini vurguladılar. Gerekçe olarak da, Erdoğan’ın Batının askeri olduğunu ve kesinlikle Türkiye’den bu komitelerin içerisinde kimsenin bulunmamasını istediler.

Oturumu yöneten İran Dışişleri Bakanı, bölge ülkelerinin barışa mutlaka katkı yapmasını defalarca vurgu yaptı.

Arap ülkelerinden de gelen delegeler vardı.

Arap ülkelerinden gelen ve Suriye sorununa çare arayanların önerileri arsında, emperyalist ülkelere İran’ın ambargo uygulaması teklifi de, öneriler arsında dikkat çekenlerdendi.

Suriyeli muhalifler, İran’ın Suriye’ye sadece siyasi yardım değil, her yönden destek olması talebinde bulundurlar.

Suriyeli muhaliflerin kendi aralarında herhangi bir ayırımın yapılamayacağını, esas olanın Suriye’nin toprak bütünlüğü olduğu vurgusu yapıldı.

Suriye’li muhaliflerin vurguladığı önemli hususlardan birisi de, Kara Şerit olarak tanımladıkları, tampon bölge oluşturulması meselesiydi.

9 Kasım 2012 tarihinde, Doha’da Batılı devletlerin denetim ve gözetiminde de Suriye’nin muhalifleri adı altında toplantılar yapılmış ve muhalifler arası anlaşmazlıkların giderildiği duyurulmuştu.

Doha’da toplanan ve muhalif olarak adlandırılanların, Suriye’nin muhalifleri olmadığı, başka ülkelerden toplanmış teröristler olduğu vurgusu toplantıya damgasını vurdu.

Doha ve Tehran toplantıları karşılaştırıldığında, Doha girişiminin emperyalist bir girişim olduğu, buna karşılık Tehran’da yapılan toplantının, Suriye’nin iç huzuruna ve toprak bütünlüğüne yönelik olduğunu söylemeliyiz.

Toplantıların sürdüğü sırada, İsrail’de Gazze’yi bombalıyordu.

İran halkının ve Televizyonlarının İsrail’e nasıl tepkili olduğunu ve medya yolu ile tepkinin nasıl gösterilebileceğine şahit oldum.

Erdoğan’ın beyanatlarının hiç inandırıcı olmadığını belirten yorum ve haberler ile sıkça karşılaştım.

Tehran’da gerçekleşen Suriye Diyalogu Toplantılarının bölge ülkelerinin birlikte hareket ermesine yönelik başlangıç adımlar olduğunu söyleyebiliriz.

*İranlılar Tehran diyorlar

20.11.2012, bulentesinoglu@gmail.com