Son Dakika Haberler

BİR YAŞAR NURİ VARDI DİYECEKLER

BİR YAŞAR NURİ VARDI DİYECEKLER
Okunma : 130 views Yorum Yap

Yasarnuri
Tonya’da geçen çocukluk günlerimde hiç unutmadığım anılarım var. Bunlardan biri de şudur. Tonya ilçe merkezi, mahallemize yaklaşık üç kilometre mesafede idi. Hükümet Konağı yani Kaymakamlığın doğal olarak ilçe merkezinde olması sebebi ile ilçe merkezine Tonyamız’da halk arasında, ‘Konak Yani’ denirdi. Halen de öyledir. İmam-Hatip ve şimdi merhum olan babam her gün bizim işte ‘Konakyani’ dediğimiz ilçe merkezine gider, akşam eve gelirken de o dönemler çok revaçta olan Milliyet, Tercüman ve Hürriyet gibi gazetelerdeh her gün biri ile eve getirirdi. Biz de evde akşam olmasını dört gözle bekler ve bu gazeteleri okurduk. Daha o dönemlerde Çetin Altan, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Rauf Tamer, Hasan Pulur gibi köşe yazarlarını bu sayede tanımış ve yazılarını okumaya başlamıştım. Bu dönemlerde Türk Sinemasının aktörlerinden Necdet Tosun vefat etmişti ve biz bunu radyodan dinlemiştik. Bu haberin ertesi günü yine Konakyanı’na giden babam bu sefer eve Hürriyet gazetesi ile gelmiş ve küllük dediğimiz evimizin radyosunun bulunduğu bölüme atmıştı gazeteyi. Gazeteyi elime aldığımda bu ölüm haberi gazeteye sürmanşet yapılmıştı ve başlık da aynen şöyle idi. ‘Bir Necdet Tosun Vardı Diyecekler’. Bugün çok üzüldüğüm yaşar Nuri Hocamız’ın ölüm haberini alınca, duygularımı hangi başlık altında paylaşayım diye düşündüm. Önce ‘Çok Üzgünüm Bizim Alanın Maradonası’nı kaybettik’ diyeyim dedim, ancak daha önce, ‘Din Tekel Meselesi ve Maradona’ başlıklı yazı ile hocamıza yapılan bir eleştiriye cevap vermiş olmam, ‘Bizim Alanın Maradonası da Sakatlandı’ başlığı ile de Yaşar Nuri’nin hastalığını kaleme aldığım için bundan vazgeçtim ve ‘Bir Yaşar Nuri Vardı Diyecekler’ başlığında karar kıldım.
Evet hiç aklıma gelmezdi bir gün Yaşar Nuri’nin Cenazesine katılırım diye. İnsan sevdikleri için ölüm yakıştırması yapmaz ya. Ama hayat her şeyi çıkartıyor insanin karşısına. Üsküdar Şakirin Camii tarihi gününü yaşadı bugün. Sınıf arkadaşım ve hem şehrim de olan Ahmet Kara ile sözleştik. O Pendikten geldi. Ben ise cenazeye Sarıyer’den geldim. Cenazeye giderken Altunizade’de otobüste karşılaştığım vatandaşların, ‘hurafeleri yıkan adamdı’ dediklerini duyuyordum. Bu arada hemen yakındaki Marmara İlahiyat’ta seksen yılında ilk dersimize girdiği an ve derslerdeki anlatımı gözümün önünde canlanıyordu. Aynı zamanda geriye dönük onca yıllar da bir şerit gibi gözümün önünden geçiyordu. Tonyalı bir hem şehrim ile yolda Maslakta karşılaştım, camiye ulaştığımızda güneşten rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı bu hemşehrim. Kalabalıktan camiye girmekte zorlandık. Kim yoktu ki. Dekolte giyinenden entel olana, entellektüelinden sıradan vatandaşa kadar sanki herkes orada idi. Denir ya adeta mahşeri bir kalabalık vardı orada. Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, sınıf arkadaşlarım Prof. Dr. Mustafa Karataş, gibi aydınlar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tuncay Özkan, Onur Öymen, Doğu Perinçek gibi siyasetçiler, sanatçılar, spor dünyası ve halk. Rumelikavağı eski muhtarı Cevdet Bayraktar, Kıbrıs Gazisi Rumelikavaklı Mehmet Aslan, Sarıyer ADD Başkanı Fahrettin Sarıoğlu ve daha niceleri. Bir de basın ordusu vardı cenazede. Çelenklere yüzeysel göz gezdirmem ise bir saatimi aldı. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’in de çelenk göndermesi çok hoşuma gitti. Cenazeyi görünce seksen yılında Marmara İlahiyatta başlayan hoca öğrenci ilişkisi, sonradan samimiyete dönen uzun yıllar bir şerit gibi geçti gözümün önünden. Cuma Namazını ayakta ima ile zor kildim. Cenaze namazında, ‘haklarımız helal olsun, iyi biliriz’ diye cemaat cevap verirken ben bu kadar gür bir sesi ve avazı çıktığı kadar bağıranları hiç bir cenazede hatta Necip Fazıl’ın cenazesi bunlara dahildir görmedim. Cenaze namazı kıldırılırken sesi duyamayanların alkışla protestosu da vardı. Rumelikavaklı emekli hostes Nala Hanim beni görünce ağladı, Çükü hocayı çok seviyordu ve bir uçuş sırasında hocamızı tanımış ve bu sırada hocamız benden bahsetmişti kendisine. Yaşar Nuri Hocamız’ın bayrağımıza sarılı tabutu, ölümü kendisine yakıştırmasak da bir başka yaşarttı gözlerimizi. Cenazesi arabada cami avlusundan çıkarken bir sosyetik hanim bağırıyordu, ‘en büyük hoca’ ve halk da ‘helal olsun sana’ diye. Sonra da ebedi istiratgahı Kanlıca Mezarlığı.
Evet bundan sonra diyecekler ki, ‘Bir Yasar Nuri Vardı’ diye. Doğduğu gün olan yirmi iki Haziran’da ayrıldı bu dünyadan. Marmara İlahiyat’ın şimdi merhum Din Psikolöji Hocası Prof. Dr.Recep Doksat seksenli yıllarda şöyle demişti Yaşar Nuri Hocamız’a, ‘bizde insanların değeri öldükten sonra anlaşılır ama, sen bir istisna olacaksın ve değerin ölmeden anlaşılacak’. Gerçekten de öyle oldu ve değeri hayatta iken anlaşılmıştı. Beni teselli eden de bu durumdur. Evet biz onun kıymetini hayatta iken de biliyorduk. Biliyorum, üzüntü, sevinç, sinir anlarında söylenen sözlere itibar edilmez. Çünkü bu durumlarda söylenen sözlere duygusallık karışmıştır. O’nun Marmara İlahiyatta ilk dönem öğrencileri bizdik. O zamandan beri irtibatımız devam etti. Kim ne derse desin –elbette katılmayabileceğimiz görüşleri de vardı- ama onun bizim alanda çok hizmeti olmuştur. Bugün herkes ekranlarda boy gösteriyorsa bilinmeli ki bu onun sayesindedir. Seksenli yıllarda kimse ekranlarda dinlenmediği sırada bu alana soyunmuş ve ‘hayatın her alanını kapsayan din denen bir olgu’ olduğunu bu topluma kabul ettirmiştir. Ölüm dışında hatırlanmayan ve filmlerde hep kötü rol model olarak tanıtılan halkımızın dilindeki hocalar yani din görevlileri artik toplumda itibar görüyorsa; onun burada çok hizmeti var ve ona borçlular bunu. Daha önce belirttiğim gibi Yaşar Nuri’nin eleştiri aldığı alanlar da olmuştu. Mesela ben onun siyasete girmesini hiç istememiştim. O; bizim alanda kalmalıydı.
Evet Yaşar Nuri vefat etti. Ama ne yapalım, ölüm bir yok oluş değil, aksine ebedi bir hayatın başlangıcı. Onun için çok şey yazılabilir, ancak çoğu görüşlerine katılmayan bir ilahiyatçı şöyle derdi, ‘o ekrana çıktığında, giyimi hitabeti ve vizyonu ile bir başka, kendimi güvende hissediyorum’. İnanıyorum ki mekanı Cennet’dir. Her şey için teşekkürler ‘Bizim Alanın Maradonası’. Seni çok özleyeceğiz. Ve bundan sonra hep diyecekler, ‘Bir Yasar Nuri Vardı’ diye. Ve biz senin değerini ölümünden önce de biliyorduk. Tekrar teşekkürler her şey için. Umarım bize hakkını helal edersin..